Belçikalı işletmeci şirketin 16 Kasım 1924 tarihinde İstanbul tramvaylarında öğrencilere tanınan yüzde 50 indirimli tarife yerine tam bilet dayatması, Harbiye hattında polisin ateş açmasıyla kentin en büyük gençlik direnişini başlattı.
Cumhuriyet henüz 1 yaşındayken İstanbul'daki tramvay hatlarının işletmesi yabancı bir konsorsiyumun yönetiminde bulunuyordu.
Yapılan resmi sözleşmeler öğrencilerin toplu taşımadan yüzde 50 indirimli yararlanmasını zorunlu kılıyordu.
Yabancı şirket, bu indirim kuralını hiçe sayarak gençlerden tam bilet parası tahsil etmeyi sürdürdü.
Sonradan İstanbul Üniversitesi adını alacak Darülfünun öğrencileri, bu haksız uygulamaya karşı örgütlü bir duruş sergileme kararı aldı.
Kart ve turnike sisteminin bulunmadığı o dönemde yolcular ücreti doğrudan tramvay vatmanına nakit ödüyordu.
Darülfünun Tıp Fakültesi bünyesinde öğrenim gören üç genç, Harbiye durağından tramvaya bindi.
Normal tarifenin 80 para olduğu hatta öğrenciler vatmana indirimli hakları olan 40 parayı uzattı.
Vatman gençlerin uzattığı parayı kabul etmeyerek kendilerine şirketin kesin talimatı olduğunu ve 80 para ödemeleri gerektiğini bildirdi.
HARBİYE HATTINDAKİ 40 PARALIK BİLET KAVGASI BÜYÜDÜ
Öğrenciler ile vatman arasında başlayan sözlü tartışma kısa sürede büyüdü.
O sırada yakın noktada yol çalışması yürüten şirkete bağlı işçiler tartışmaya dahil oldu.
Şirket işçileri, üç üniversite öğrencisini feci şekilde darbetti.
Tramvay şirketi olası tepkileri bastırmak amacıyla vagonlara önceden sivil polis memurları yerleştiriyordu.
Yaşanan hengamede sivil polis memurlardan biri, silahını çekerek öğrencilerin üzerine ateş etti.
Açılan ateş sonucunda iki Darülfünun öğrencisi kurşunların hedefi olarak yaralandı.
Olayın üniversite koridorlarında duyulması üzerine Darülfünun gençliği büyük bir öfkeyle harekete geçti.
Talebeler 16 Kasım 1924 günü Beyoğlu Tünel semtinde yer alan tramvay şirketi merkezine doğru yürüyüşe geçti.
Şirket binasını basan öfkeli kalabalık, camları ve kapıları kırarak içeri girdi.
Emniyet güçlerinin müdahalesine rağmen geri adım atmayan gençlerin başlattığı bu hareket kısa sürede Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşındı.

ÖĞRENCİLER, TOPLU ULAŞIMDA İNDİRİM HAKKINI SÖKE SÖKE ALDI
Toplumsal gerilimin tırmanması ve Meclis baskısının artması üzerine Belçikalı şirket geri adım atmak zorunda kaldı.
Şirket yönetimi, öğrencilere tanınan yüzde 50 indirim hakkını yeniden kabul etti.
Kazanılan bu hak, tramvaylarla sınırlı kalmayarak sonraki yıllarda kurulan diğer toplu ulaşım araçlarında da devam etti.
İndirim uygulaması, ilerleyen dönemde yurt genelinde sinema ve tiyatro gibi pek çok kültürel alanda da geçerlilik kazandı.
Dönemin bazı çevreleri eylemleri küçümsemek ve gençleri alaya almak amacıyla, "40 paralık adamlar" ifadesini ortaya attı.
Cumhuriyetin ilk yıllarında verilen bu çetin mücadele, bugün 102. yılına giren öğrencilerin yararlandığı indirimli seyahat hakkının temel taşını oluşturdu.
TOKATLIYAN OTELİ'NDE TÜRKÇE KONUŞMAYA CEZA KESİLDİ
Cumhuriyetin 10. yılına adım atılırken İstanbul bu kez ana dil temelli başka bir eyleme sahne oldu.
Yataklı vagon işletmesini elinde tutan Wagon Lits adlı yabancı şirketin Beyoğlu acentesinde 23 Şubat 1933 Perşembe günü yeni bir kriz patlak verdi.
İstiklal Caddesi üzerindeki Tokatlıyan Oteli bünyesinde faaliyet gösteren acentenin İtalyan müdürü Jannoni, iş yerinde Türkçe konuşulmasını yasakladı.
Şirkette çalışan Türk memur Naci Bey, bir müşterinin bilet işlemini tamamlamak için şirketin Karaköy merkez bürosuyla telefonda Türkçe konuştu.
Bu görüşmeyi duyan müdür Jannoni, Naci Bey'i yanına çağırarak kendisine sert bir üslupla çıkıştı ve ağır hakaretler savurdu.
İtalyan müdür, Türkçe konuştuğu gerekçesiyle Naci Bey'e para cezası kesti ve işine son verdi.
Gelişmelerin 24 Şubat 1933 günü gazetelerde yayımlanması üzerine üniversiteler ve liseler adeta kaynamaya başladı.
Gençler 25 Şubat 1933 Cumartesi günü öğleden sonra şirketin Beyoğlu acentesi önünde toplandı.
Kalabalığın geldiğini gören müdür Jannoni ve şirket çalışanları, kepenkleri kapatıp binayı terk etti.

İSTİKLAL CADDESİ'NDEN KARAKÖY'E BÜYÜK YÜRÜYÜŞ
Yüzlerce öğrenci şirket binasının önünde, "Memlekette Türk ve Türkçe hakimdir" sloganı attı.
Öfkeli gençler, taş ve sopalarla acentenin kepenklerini, camlarını ve levhalarını indirdi.
İçeriye giren öğrenciler duvarda asılı duran Mustafa Kemal Atatürk fotoğrafını, "Bu müessese, bu resme layık değildir" diyerek dışarı çıkardı.
Dışarı çıktıklarında polisin kurduğu barikatlarla ve itfaiye arazözleriyle karşılaşan gençler, eylemlerinden vazgeçmedi.
Öğrenciler, ellerinde taşıdıkları Mustafa Kemal Atatürk fotoğrafıyla birlikte şirketin Karaköy'deki merkez binasına doğru yürüyüşe geçti.
Acentanın camlarını kıran protestocu öğrenciler Karaköy'deki merkez büroya ulaşarak buradaki camları da kırdı.
Eylemciler daha sonra Babıali (Cağaloğlu) semtine geçerek gazete binalarını tek tek dolaştı.
Cumhuriyet gazetesi binası önüne gelen öğrencileri karşılayan yazar Peyami Safa, gençlere şöyle seslendi:
"Türk diline dil uzatanların dilleri kurusun."
Öğrenciler, taşıdıkları Mustafa Kemal Atatürk fotoğrafını Eminönü Halkevi yönetimine teslim ettikten sonra dağıldı.
Gösterilerin ardından gözaltına alınan 20 öğrenci emniyetteki sorgularının ardından serbest bırakıldı.
CUMHURİYET BAŞYAZARI YUNUS NADİ, ŞİRKETİ SERT ELEŞTİRDİ
Cumhuriyet gazetesi 26 Şubat 1933 tarihli nüshasında olayları şu manşetlerle okurlarına duyurdu:
"Gençliğin galeyanı.
Fakülte ve yüksek mekteplere mensup yüzlerce genç dün Vagon-Li şirketi önünde büyük tezahürat yaptılar, kafile halinde şehri ve gazeteleri dolaştılar.
Direktörün hakaretine cevap.
Gençler şirketin camlarını kırdılar ve oraya yaraştıramadıkları Gazi'nin resmini alarak halkevine götürdüler.
Talebe 'Türkiye'de Türk dili hakimdir!' sesleriyle sokakları dolaştılar."
Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, aynı gün öğleden sonra otomobiliyle Beyoğlu caddelerinde bir gezinti gerçekleştirdi.
Cumhuriyet gazetesi bu gelişmeyi birinci sayfasında, "Reisicumhur dün Beyoğlu'nda bir gezinti yaptılar" başlığıyla yayımladı.
Haberde, Mustafa Kemal Atatürk'ün Beyoğlu'nda gezinti yaptıktan sonra geç vakit Dolmabahçe Sarayı'na döndüğü aktarıldı.

Wagon Lits'in Beyoğlu acentesi
