İç hastalıkları uzmanı Dr. İrem Köroğlu, sonbahar ve kış aylarında güneş açısının eğikleşmesiyle kanda azalan seviyeleri yükseltmek için bilinçsizce başvurulan yüksek doz takviyelerin böbrek hasarı yarattığı konusunda kritik bir uyarı yaptı.
Uzman hekim, soğuyan havalarda sıkça aranan D vitamini eksikliği belirtileri tablosunun her hastada belirgin şikayetlerle ortaya çıkmadığını vurguladı.
Vücutta halsizlik veya kas güçsüzlüğü yaşanmadan da tablonun ilerleyebileceğini belirten Köroğlu, gelişigüzel D vitamini takviyesi kullanımı yerine mutlaka hekim kontrolünde ilerlenmesi gerektiğini kaydetti.
Kişisel sağlık geçmişi ve risk faktörleri göz önüne alınmadan yapılan tetkiklerin gereksiz maliyet ve kaygı yarattığını aktaran Köroğlu, kesin teşhis için hekim gözetiminde yapılan 25 hidroksi D vitamini testi sonucuna göre tedavi planı çıkarılması gerektiğini bildirdi.
D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ NASIL ANLAŞILIR VE TEDAVİ EDİLİR?
Kalsiyum ve fosfor metabolizmasında kritik rol oynayan D vitamini, kemik ile kas sağlığının yanı sıra bağışıklık sisteminin dengeli çalışmasında da temel görev üstleniyor.
Kandaki değerlerin gerilemesi durumunda vücudun her zaman alarm vermediğine dikkat çeken Dr. İrem Köroğlu, klinik tabloya dair şu detayları aktardı:
"Belirti olduğunda halsizlik, kas güçsüzlüğü, yaygın kas-kemik ağrıları ve özellikle ileri eksiklikte hareketle ilişkili yakınmalar görülebiliyor.
Ancak yorgunluk ve halsizlik çok farklı nedenlerden kaynaklanabileceği için yalnızca bu belirtilere bakarak D vitamini eksikliği olduğu söylenemez."
Mevsim koşullarının yanı sıra bireylerin güneşte kalma süresi, yaşı, cilt yapısı, beslenme düzeni ve günlük yaşam alışkanlıkları da kandaki seviyeyi doğrudan etkiliyor.
Haftada iki kez tüketenlerin hafızası 2,5 yıl genç kalıyor
GÜNEŞ IŞIĞINDAN GÜVENLİ VE DOĞRU ŞEKİLDE NASIL YARARLANILIR?
Sıcak yaz aylarında uzun saatler güneşlenmek, soğuk kış günleri boyunca vücudun gereksinim duyacağı D vitamini rezervini garanti altına almıyor.
Güneşten faydalanırken cilt sağlığını riske atmamanın hayati olduğunu hatırlatan Dr. İrem Köroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"D vitamini üretimi güneşin açısı, mevsim, günün saati, cilt tipi, yaş, giyinme ve güneş koruyucu kullanımı gibi birçok faktörden etkileniyor.
Amaç uzun süre ve kontrolsüz güneşlenmek değil, cilt kanseri riskini artırmadan güvenli güneş maruziyeti sağlamak.
Özellikle güneş yanığından kaçınılmalı."
KİMLER D VİTAMİNİ TESTİ YAPTIRMALI VE KİMLER RİSK ALTINDA?
Gün ışığına nadir çıkanlar, çalışma koşulları gereği sürekli kapalı ortamlarda kalanlar ve ileri yaştaki bireyler yetersizlik riskini en yoğun hisseden gruplar arasında yer alıyor.
Cildinde koyu pigmentasyona sahip olanlar, bağırsaklarında emilim bozukluğu bulunanlar ve obezite hastaları da yüksek risk kategorisinde bulunuyor.
Kandaki D vitamini düzeyi 25-hidroksi D vitamini [25(OH)D] kan testiyle ölçülüyor.
Her vatandaşın laboratuvara giderek rutin tarama yaptırmasına gerek olmadığını belirten uzmanlar, test kararının hastanın klinik tablosuna göre kesinlikle uzman bir hekim tarafından verilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Doğru bilinen yanlış kanıtlandı: Yaz güneşi meğer D vitaminine çare olmuyormuş
YÜKSEK DOZ D VİTAMİNİ BÖBREKLERE ZARAR VERİR Mİ?
Eczanelerden reçetesiz temin edilen yüksek dozlu ampul ve takviyelerin kontrolsüzce içilmesi ciddi zehirlenmelere davetiye çıkarıyor.
Halk arasında yerleşen yanlış algılara karşı uyarıda bulunan Dr. İrem Köroğlu, şu ifadeleri kullandı:
"D vitamininde 'daha yüksek, daha iyi' yaklaşımı doğru değil.
Yanlış ve yüksek doz kullanım toksisiteye yol açabilir.
Hiperkalsemi, bulantı-kusma, aşırı susama, sık idrara çıkma ve böbrek sorunları gibi sonuçlar ortaya çıkabilir."
Köroğlu, yüksek dozlu tedavilerin yalnızca kanda saptanan net değerler ve hastanın genel riskleri doğrultusunda hekim reçetesiyle yürütülmesi gerektiğini yineledi.
D VİTAMİNİ EN ÇOK HANGİ BESİNLERDE VE GIDALARDA BULUNUR?
Güneş ışınlarının kısıtlandığı dönemlerde doğru besin öğelerinin sofralara eklenmesi doğal dengeye katkı sunuyor.
Somon başta olmak üzere yağlı balık türleri, yumurta sarısı ve formülü D vitamini ile zenginleştirilen süt ürünleri bu vitaminin ana besin kaynakları arasında sayılıyor.
Bu vitamin bağışıklık mekanizmasının olağan işleyişini desteklese de tek başına enfeksiyon hastalıklarına karşı tam koruma kalkanı oluşturmuyor.
Mevsimsel enfeksiyonlardan korunmak için aşı takvimine uymak, el hijyenini sağlamak, kaliteli uyumak ve dengeli beslenmek de eşit derecede önem taşıyor.
Kendi kendine takviye almak yerine hekime başvurulmasını öneren Dr. İrem Köroğlu, sonbaharda açık havada yürüyüş ve egzersiz yapılmasını tavsiye etti.

