Kardeşliğimizin sembolü bir bayram olsun…

Kana susamış liderlerin katliamları ve onlar tarafından gözleri korkutulan sözde Müslüman liderlerin zulme teslimiyetleri yüzünden üzüntülerle dolu bir Ramazan’ın daha son günündeyiz. Bugün Arefe, yarın Bayram…

[Antrparantez belirteyim ki, Müslüman toplumların en az 200 yıldır çektikleri acıların, yaşadıkları mağlubiyetlerin baş sorumlusu, bedenleriyle bu çağda, zihinleriyle bin yıl öncesinde yaşayan ulemadır. Bilgiye hükmeden her şeye hükmeder. Osmanlı uleması çağının bilgisine hükmedemedi ve Osmanlı ordusu bilgiye yenildi.]

Bölgemizde kan gölünün dışında kalmayı başarmış tek ülke Türkiye’miz. Kıbrıs Barış Harekâtını saymazsak tarihimizde ilk defa bir yüzyılı savaşsız geçirdik. Bunun ne kadar değerli olduğunu bir düşünün!

Ama çoğu ideolojik veya siyasal hırslarımız ve –din anlayışımızın da dâhil olduğu- yanlışlarımız yüzünden hâlâ milli servetimizi ve refahımızı bir türlü yükseltemiyoruz, ekonomik krizlerden kurtulamıyoruz. Dünyanın birçok ülkesinin bir yılda yaşadığı enflasyon ve pahalılığı biz bir ayda yaşıyoruz. Ülkemizde kim bilir kaç milyon Müslüman bu Ramazan’ı da yokluk içinde geçirdi. Halkımızdan, iftarda aldığı her lokmada yoksulların hüzünlerini hissedenlerimiz oldu elbette. Ama -başta devlet olmak üzere- kamusal ve özel imkânları har vurup harman savuranlarımız da oldu.

HHH

Bu olumsuz şartlara rağmen bir Ramazan’da daha Rabbimizin buyruklarına, Efendimiz Muhammed Mustafa’nın yoluna uyarak ibadetlerimizi yapmaya çalıştık. İmkânları elverişli olanlar iftar, zekât, fitre gibi hayır ve hasenatıyla insanları mutlu etmeye çalıştılar. “Doymak bilmeyen nefis” yüzünden, bencillik ve çıkarcılık gibi ilkel tutkular yüzünden büyük acıların yaşandığı dünyamızda -çevremizdeki bütün olumsuzluklara ve ülkemizdeki ekonomik sıkıntılara rağmen- şükretmemiz gereken birçok güzelliği yaşadık, yaşattık bu Ramazan’da.

Dinimizin, dinî kurumlarımızın ve değerlerimizin eskisi gibi örselemediği bir Ramazan geçirdik. Bir Diyanet ve İlâhiyat mensubu olarak kendi adıma, bu inceliği gösteren herkese, özellikle bütün yazılı ve görsel medya camiamıza şükranlarımı sunuyorum. Ama kimi ‘dinî’ çevrelerden bile şu mübarek ayda ‘din’ adına gönül yıkanlar da oldu. Biz yine de Yunus’un diliyle konuşalım, yazalım:

“Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil

Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil”

Sevgili Peygamberimiz, “Müslüman, elinden ve dilinden başka Müslümanların zarara uğramadığı kimsedir” buyuruyor. Âlemlere rahmet olarak gönderilmiş bir peygamberin ümmetine, şu ölümlü dünyada başkalarına zarar vermek, üzüntü çektirmek, yıkımlara ve ölümlere sebep olmak, kin kusmak, kan kusturmak yakışmıyor. Özellikle bu çağda Müslüman yönetimler ve toplumlar insanlığa bir barış hak bilirlik örneği olmalıdırlar.

En sahih hadis kaynaklarında geçen Peygamberimizin şu beyanlarındaki ulvî mesaja bakar mısınız:

“Adamın biri, susuzluktan kıvranan bir köpeğe kuyudan su çıkarıp içirdi. Ve Allah o kuluna teşekkür etti, (evet, hadisteki ifade böyle...) oldu ve onu cennetine kabul buyurdu.”

“Bir başka adam, yoldan geçenlere sıkıntı veren bir dikenli dalı ortalıktan kaldırdı. Ve Allah o kuluna teşekkür etti ve cennetine kabul buyurdu.”

İşte İslâm’ın insanı, canlıyı ve çevreyi kucaklayan, fakat ulemanın büyük ölçüde ihmal ettiği din ve ahlâk anlayışı...

Yarın bayram. Bayramlar, kardeşliğin, birlik ve beraberliğin sembolleridir. Bu ülkenin evlatları olarak hepimiz yüce Kur’an’ın, ‘ateş çukuru’ diye nitelediği tefrikadan, ayrılık–gayrılıktan, haksızlık yapmaktan kendimizi ve çocuklarımızı korumalıyız. Dinini din, yolunu yol edindiğimiz Resûlümüzün, “Birlikte rahmet, tefrikada azap var”; “Ey Allah’ın kulları, kardeş olunuz!” şeklindeki kutsal davetinden şaşmayalım; bu davetten şaşanların hallerinden ibret alalım. Aksi halde –Allah korusun- hem dünyada hem de ahirette bunun bedelini çok ağır öderiz.

Bu ülke geçmişte asırlarca yetmiş iki milleti bir arada barış içinde yaşattı. Bu Ramazan’ı milli ve dini hayatımızın dönüm noktası yapabiliriz. Bütün güçlüklere ve engellere rağmen insanlığı, dünyayı, canlı-cansız çevreyi sevgiyle kucaklayabilir; dünyaya ışıl ışıl bir Müslüman resmi sunabiliriz.

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.