Sultan II. Abdülhamid döneminde 1884 yılında ‘Kütüphane-i Umûmî-i Osmânî’ adıyla kurulan ve devlet eliyle açılan ilk umumi kütüphane olma unvanını taşıyan Beyazıt Devlet Kütüphanesi, son günlerde sosyal medyada yer alan çarpıcı bir iddiayla gündeme geldi. Yalnızca Cumhuriyet Dönemi’nin değil,
Darülfünun’dan ve Osmanlı’dan günümüze aktarılan devasa bir yazılı mirasın ve kültür hazinesinin temsilcisi olan kütüphanenin, Beyazıt Meydanı’ndaki tarihi binasından tamamen çıkarılacağı öne sürüldü. Dijital platformlarda hızla yayılan paylaşımlarda; 140 yılı aşkın süredir araştırmacılara hizmet veren bu sembolik yapının boşaltılarak zengin koleksiyonunun ve hizmet birimlerinin Halkalı’da kurulan depolara taşınacağı iddia edildi. Kütüphanenin tarihi dokusundan ve kent merkezinden koparılacağı yönündeki söylentiler; akademisyenler, araştırmacılar, öğrenciler ve İstanbul’un hafızasına duyarlı vatandaşlar arasında endişeyle karşılandı. Kütüphanenin işlevsizleştirileceği yönündeki dedikoduların büyümesi üzerine konu kısa sürede kamuoyunun ana gündem maddelerinden biri haline geldi.
BAKANLIKTAN AÇIKLAMA: GÜÇLENDİRME VE RESTORASYON YAPILACAK
Sosyal medyada giderek büyüyen bu tartışmaların ve endişelerin ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü yazılı bir açıklama yaparak iddiaların perde arkasını kamuoyuna duyurdu. Bakanlık, Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin Halkalı’ya kalıcı olarak taşınacağı yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirterek, yürütülen sürecin teknik bir zorunluluktan kaynaklandığını vurguladı. Açıklamada, tarihi yapının geleceğe güvenle aktarılması amacıyla kapsamlı bir çalışma yürütüldüğü ifade edilerek şu ifadelere yer verildi: “İstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesi hizmet binasında depreme karşı güçlendirme ve restorasyon çalışmaları devam etmektedir. Bu kapsamda, kütüphanemizin paha biçilmez koleksiyonunun ve süreli yayın arşivinin zarar görmemesi amacıyla, eserler geçici bir süre için güvenli depolama alanlarına nakledilmektedir.”
Sürecin geçici olduğunun altını çizen Bakanlık yetkilileri, güçlendirme ve restorasyon uygulamalarının tamamlanmasının ardından kütüphanenin özgün kimliğiyle kapılarını yeniden açacağını belirterek açıklamayı şöyle tamamladı: “Restorasyon ve deprem güçlendirme süreçlerinin bitirilmesinin ardından Beyazıt Devlet Kütüphanesi, tarihi misyonuna ve kurumsal ruhuna uygun şekilde kendi tarihi binasında vatandaşlarımıza ve araştırmacılara hizmet vermeye devam edecerktir.” Bakanlık açıklamasında restorasyon ve güçlendirme çalışmalarının ne zaman tamamlanacağına dair net bir tarih paylaşılmazken, sürecin bitimiyle birlikte kütüphanenin yeniden tarihi binasında hizmete açılacağı vurgulandı.
42 BİNİ AŞKIN NADİDE ESERE SAHİP
1884’ten bu yana Darülfünun mirasını, Osmanlı ve Cumhuriyet kültür hazinesini sırtlayan Beyazıt Devlet Kütüphanesi, bünyesinde barındırdığı 42 bini aşkın nadide eser, el yazması ve zengin özel koleksiyonlarıyla dünyanın sayılı hafıza merkezleri arasında gösteriliyor. Kütüphaneyi benzersiz kılan en önemli unsurların başında, dünyada başka hiçbir yerde örneği bulunmayan ‘ünik nüshalar’ geliyor. Bu eserler arasında coğrafya ve görsel zenginliğiyle dikkat çeken ‘Hindi Gargi’ (diğer adıyla ‘İklim-i Cedid’) el yazması öne çıkıyor. Bunun yanı sıra İslam düşünce ve edebiyat tarihine yön veren pek çok dini ve ilmi eserin ilk müellif (yazarın kendi el yazısı) nüshaları ile ilk müstensih kopyaları da bu tarihi çatı altında korunuyor. Basın tarihi açısından paha biçilemez bir hazine sayılan Hakkı Tarık Us Koleksiyonu ise Osmanlı’dan günümüze gazete ve dergi arşivinin en eksiksiz merkezlerinden biri konumunda. 60 bini aşkın Osmanlı dönemi afişi, haritası, kartpostalı ve puluyla Beyazıt, sadece bir kitaplık değil, Osmanlı dönemi ile Cumhuriyet tarihimizin en kıymetli yazılı ve görsel hafızasını barındırıyor.
ENDİŞELERİN ODAĞINDA RAMİ TRANSFERİ VAR
Sosyal medyadaki ‘taşınma’ iddiaları ve kamuoyunda oluşan tedirginliğin arkasında, kütüphanede yakın dönemde yaşanan devasa bir nakil süreci yatıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Beyazıt Devlet Kütüphanesi’ndeki fiziki doluluk ve alan yetersizliğini aşmak amacıyla 2023 yılında açılan Rami Kütüphanesi’ne kapsamlı bir derleme transferi gerçekleştirmişti. Bu nakil kapsamında, 1934 tarihli Derleme Kanunu’ndan bu yana kütüphanede biriken ve sayıları 2,5 milyonu aşan basılı eser ile süreli yayın Rami’ye taşınmıştı. Rami’deki iklimlendirmeli ve yüksek güvenlikli özel depolara aktarılan koleksiyon arasında; Cumhuriyet döneminde Türkiye’de basılmış tüm kitapların örnekleri, zengin bir gazete ve dergi arşivi, haritalar, afişler, broşürler ile taş plak ve ses kayıtları gibi nadide materyaller yer alıyor. Beyazıt Devlet Kütüphanesi ise bu büyük derleme transferinin ardından daha çok nadir eserler, yazmalar, araştırma salonları ve gazetelerle sembolik kimliğini korumaya devam etmişti. Ancak o dönemde yaşanan bu büyük ölçekli nakil hafızalarda tazeliğini koruduğu için, restorasyon amaçlı son geçici tahliye adımı da kamuoyunda “Kütüphane tamamen boşaltılıyor mu?” endişesini yeniden tetikledi.
