Selçuk Azmanoğlu’nun ‘Mahpus Muharrir: Kemal Tahir’ adlı çalışması Hece Yayınları’nın biyografi dizisinden çıktı. Tanımıyorum Azmanoğlu’nu. Çeşitli dergi ve gazetelerde şiirleri, denemeleri, çektiği fotoğraflar basılmış ama Kemal Tahir hakkında hazırlanan özel yayınların hiçbirisinde rastlamadım adına. 1976’lı. Üniversitede değil; bu bir kazanım sayılmalı bence.
Kazanım, çünkü son yıllarda Kemal Tahir çalışmaları giderek belli bir doğrultuda, akademinin gölgesi altında serpilip gelişmeye başlamıştı. [Doğrultu: Batılılaşma karşıtlığı... Yerlilik/Millilik... Osmanlıcılık...] Selçuk Azmanoğlu’nun Kemal Tahir çalışmalarına yaptığı -kendi deyimiyle- ‘mütevazı katkı’ romancıyı, hep aynı kısır incelemelerin/politikleşen yayın tutumunun dışında bir yere taşıyor. Sosyolojiye ya da edebiyata dair formel eğitim almamak, akademinin o katı ve ciddi disiplininden geçmemek, Kemal Tahir’in metinleriyle çok daha sivil, serbest, samimi ve keyfi ilişki kurmamızı sağlayabilir. [Bende böyle oldu! Oturup bitirebilirsem, yıllardır üzerinde çalıştığım Kemal Tahir incelemesi de böyle olacak.]
Selçuk Azmanoğlu da ortaokul yıllarında eline geçen ‘Yorgun Savaşçı’ ile başlayan hayranlığını, Kemal Tahir okumaları sırasında aldığı notları/fişleri düzenleyerek ‘ansiklopedik biyografiye’ dönüştürüyor. Romancının hayatından gelip geçen kişiler, kavramlar, olaylar, kitaplar, durumlar... Kemal Tahir’i, sözlük gibi, ansiklopedi gibi madde madde okura açıyor Selçuk Azmanoğlu. Yormuyor, sıkmıyor. Her madde Kemal Tahir’e götürüyor bizi; onun dünyasına. Parça parça aydınlatıyor.
İkinci kitap akademinin içinden. Ama oldukça özgün. Çünkü bir edebiyat öğrencisi ve araştırmacısı olarak Kemal Tahir çalışmaları yapan Elvan Aytekin de şikayetçi benim rahatsız olduğum konudan: “...gördüm ki yazarın hakkındaki çoğu çalışma romanlarının konuları, yazarın siyasi görüşü hakkında ve Türk modernleşmesinin izlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yazarın eserlerinin yakın okuma tekniğiyle irdelenerek belli bir edebi amaç yönünde yapılan araştırmaların oldukça az olduğunu fark ettim. Kendini ‘romancı’ olarak tanımlayan bir yazara bu konuda haksızlık yapıldığını düşünüyorum.” Bu haksızlığı gidermek adına, Kadim Yayınları’ndan çıkan ‘Kemal Tahir ve Polisiye’ adlı kitapla, Kemal Tahir-Polisiye ilişkisini irdeliyor, onun romanlarındaki polisiye izlerin peşine düşüyor. Elvan Aytekin yalnız üç romana [Büyük Mal, Rahmet Yolları Kesti, Kurt Kanunu] başlık açmış olsa da bütün Kemal Tahir kurmacalarında polisiye işaretler tespit edilebilir rahatlıkla. Aytekin de bunu söylüyor zaten: “Kemal Tahir’in her romanında polisiye izler mevcuttur. Kimi romanında başat rollerde kimisinde oldukça geri planda kalsa da her romanında polisiyenin bir ögesini görmek mümkündür...” Suç, delil, sır, hakikat, kaçış, kovalamaca... ‘Yorgun Savaşçı’da İstanbul Hükümeti İttihatçıların peşindedir. Bir cinayetle açılan ‘Devlet Ana’da Şövalye Notus Gladyüs ile savaşçı Uranha kaçandır bu kez, mesela. ‘Yediçınar Yaylası’ üçlemesinde de ‘Esir Şehir’ dizisinde de cinayetler, kaçışlar, kovalanışlar, gerilimler...
Buna rağmen, yine Aytekin’in altını çizdiği gibi, Kemal Tahir polisiye roman yazarı sayılamaz. O çok iyi bir polisiye roman okuru ve çevirmeni olarak siyasi/sosyal/tarihi yorumlar içeren diyaloglarla temposu iyice yavaşlayan epik dramı hızlandırmak, heyecan dozunu arttırmak, okuru romanda tutmak istiyor yalnızca. Kemal Tahir’in ustalığı da tam burada gömülü zaten. Sayfalar süren diyaloglar, romancının ustaca müdahalesiyle, bir anda gerilimi yükselten kırılmalarla kesiliyor. Ya da polisiye gerilimin içine Kemal Tahir’in saptamaları ve yorumları dengeli biçimde dağıtılıp karıştırılıyor.
Kemal Tahir polisiye ögeleri kullanmadaki maharetini yaptığı çevirilere borçlu aslında. Hapisten çıktıktan sonra geçinebilmek için, Ertem Eğilmez’in Çağlayan Yayınları’na yaptığı şu ünlü Mike Hammer çevirilerine... [Bunlara çeviri demek de ne kadar doğru?] Kemal Tahir Amerikalı dedektifin maceralarını Türk dilinde/kendine has Türkçeyle yeniden üretiyor.
Kemal Tahir ne zamandır o muhteşem dili, edebiyat gücü ıskalanarak okunuyor. Bir ideolog [Osmanlıcı bir teorisyen] gibi yaklaşılıyor ona ne zamandır. Selçuk Azmanoğlu’yla Elvan Aytekin’in çalışmaları giderek soluklaşan ‘romancı’ Kemal Tahir’in fotoğrafını tekrar renklendiriyor. Bize yeni perspektifler kazandırıyor. Bu yaklaşımın daha çok yaygınlaşmasını dilerim.
Not: Geçtiğimiz cuma günü/13 Mart Kemal Tahir’in doğumunun 116. yıldönümüydü. Sevgi ve rahmetle anıyorum.
