Modern iş dünyasında pek çok profesyonel, kariyerinde zirveye ulaşsa da içsel bir tatminsizlik ve yetersizlik hissiyle mücadele ediyor. Literatürde "Impostor olgusu" (Sahtekar Sendromu) olarak tanımlanan bu durum, kişilerin elde ettikleri başarıları kendi yetkinlikleri yerine "şans" veya "doğru zamanda doğru yerde olmak" gibi dış faktörlere bağlamasına neden oluyor. Ebru Feza Yeğengil tarafından kaleme alınan ve raflardaki yerini alan "Yeterince İyi Değilim Sandım" kitabı, bu yaygın ama az konuşulan psikolojik engeli masaya yatırıyor.
'SAHTEKAR' GİBİ YAKALANMA KORKUSU
Kitapta, "Başarılıyım ama tamamen tesadüf" gibi cümlelerle kendini gösteren bu sendromun, bireylerin profesyonel gelişiminde ciddi bir zihinsel bariyer oluşturduğu vurgulanıyor. Kişinin, başarısını kendi yeteneğiyle elde ettiğine inanmaması sonucu her an bir "sahtekar" gibi yakalanma korkusu yaşadığına dikkat çekiliyor.
Yazar Ebru Feza Yeğengil, çalışmasında Impostor olgusunu klinik bir etiket olmanın ötesine taşıyarak "Impostor hissi" kavramıyla yeniden tanımlıyor. Kitap, bu hissin kökenine inerek, davranışların altında yatan temel nedenleri gün yüzüne çıkarmayı hedefliyor.
GELİŞİM ODAKLI ZİHNİYET VE KANIT TEMELLİ ÇÖZÜM
Mükemmeliyetçilik ve yetersizlik döngüsünü kırmayı amaçlayan çalışmada, hataları başarısızlık değil, öğrenme sürecinin bir parçası olarak gören "Gelişim Odaklı Zihniyet" (Growth Mindset) yaklaşımı referans alınıyor. Okuyucuya, "Bu ses gerçekten bana mı ait yoksa bana öğretilmiş bir kod mu?" sorusunu yönelten Yeğengil, çözüm önerisi olarak "kanıt temelli" düşünme pratiğini sunuyor.
Bu yöntem, "yetersizim" diyen iç sese karşı, bugüne kadar elde edilen başarıların ve tamamlanan projelerin somut bir şekilde listelenmesini ve başarının şans değil, emek ürünü olduğunun fark edilmesini öngörüyor.
