Murat Ülker yazdı… Gıybet testi: Birini ısırır mısınız!

Murat Ülker yazdı… Gıybet testi: Birini ısırır mısınız!

Murat Ülker kendi blogunda kaleme aldığı yazısında bu kez de "Gıybet" konusunu ele aldı. "Bildiğimiz, bilmediğimiz konularda yorum yapıyoruz. Bunları da bazen bilerek bazen bilmeden yapıyoruz. Eskiden bunları kapalı yerlerde, şimdi ise dijital dünyada, Whatsapp gruplarında yapıyor, şanımız yürüsün diye yorum bırakıyoruz. Acaba bu konuşmaların hatta yazışmaların hangisi gıybet oluyor" diye sordu. İşte Ülker'in çarpıcı yazısı…

Kişisel blogunda çeşitli konularda fikirlerini dile getiren Murat Ülker, bu haftaki yazısında ise "Gıybet" konusunu ele aldı.

"Günlük hayatta, işyerleri de dahil olmak üzere birçok sıradan konuşma yapıyoruz" diyerek konuya giren Ülker, "Eskiden bunları sadece kapalı odalarda yapardık, şimdi bunları dijital dünyada, whatsapp gruplarında yapıyor, her yere, aynı hayvanların kokuları ile işaretlemesi gibi şanımız yürüsün diye yorum bırakıyoruz" dedi.

İşte Ülker'in çarpıcı yazısı:

YAMYAM MISINIZ SİZ? GIYBET Mİ YAPTINIZ YOKSA!

Günlük hayatta birçok şey konuşuyoruz. Tanıdığımız, tanımadığımız insanlar hakkında konuşuyoruz. Bildiğimiz, bilmediğimiz konularda yorum yapıyoruz. Bunları da bazen bilerek bazen bilmeden yapıyoruz. Eskiden bunları kapalı yerlerde, şimdi ise dijital dünyada, Whatsapp gruplarında yapıyor, şanımız yürüsün diye yorum bırakıyoruz. Acaba bu konuşmaların hatta yazışmaların hangisi gıybet oluyor. Niye önemli? Çünkü bu toplumu bozan, çözen çok büyük bir ahlaksızlık, kötü bir davranış. Semavi dinlerde birbirini yemek, ısırmak olarak tanımlanmış ve yasaklanmış. Zaten genel ahlak prensipleri de bunu buyuruyor. Yoksa bu sosyal ahlaksızlık toplumun birbirini yemesi, insanlar arasında huzursuzluk ve toplumda çözülmeye neden oluyor. Evet gıybetin sınırı nedir, iftira ile farkı, nasıl sakınırız… Altta yazdım kısaca!

Günlük hayatta, işyerleri de dahil olmak üzere birçok sıradan konuşma yapıyoruz. Bazen tanığımız insanlarla bazen de tanımadığımız insanlarla ilgili konuşuyoruz. Bazen bildiğimiz bazen bilmediğimiz konularda yorum yapıyoruz. Bunları da bazen bilerek bazen bilmeden yapıyoruz. Eskiden bunları sadece kapalı odalarda yapardık, şimdi bunları dijital dünyada, whatsapp gruplarında yapıyor, her yere, aynı hayvanların kokuları ile işaretlemesi gibi şanımız yürüsün diye yorum bırakıyoruz. Son günlerde gençlerin diliyle söylemem gerekirse, bu konuya taktım! Acaba bu konuşmaların hatta yazışmaların hangisi gıybet oluyor. Niye önemli? Çok basit, sizi bilmem ama bir müslüman olarak ben kendi dilimle ve hatta parmağımın ucuyla günaha girmek istemiyorum, zaten bu da sizi iyi bir insan yapan davranışlardan biridir.

Bu arada şunu da belirteyim tüm toplumlarda bu istenmeyen bir davranıştır; mesela İncil’de de aynı Müslümanlıktaki anlamıyla “gıybet” kesinlikle yasaklanmış ve ciddi günahlar arasında sayılıyor.

DEDİKODU İLE SÖYLENTİYİ AYIRAN NOKTA NEDİR?

Şimdi biraz pratik yapalım. Instagram’da bir arkadaşınızın postunun altına “ne kadar ikiyüzlüsün!” yazdığınızı düşünelim, bu “gıybet mi? Ya da yine bir arkadaşınızın postunun altına başka bir arkadaşınız ile ilgili “ama o da çok çirkefleşiyor” yazdınız, ya bu gıybet mi? Peki bir kişinin arkasından diğer bir kişiye “o şöyle düşünüyor ama bu düşünce çok yanlış bir düşünce” dediniz, peki ya bu gıybet mi? Ya da TV haberlerinde gördüğünüz bir siyasetçiyle ilgili olarak dönüp ev halkına “ya ben bunun kadar dönek birini görmedim” dediniz, bu gıybet midir? Evet, ağ toplumu olmanın da etkisiyle “gıybet” dediğimiz olgu medya çağında o kadar sıradanlaştı ki, bu gıybeti olağan saymanın hem toplumun, hem şirketlerin, hem de bireylerin gereksiz yere enerjilerini aldığını düşünüyorum. Peki nedir gıybet tanımı? Her dedikodu gıybet midir? Dedikodu ile söylentiyi ayıran nokta nedir?

Bu konuda bakacağım güvenilir kaynak Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (1). Ansiklopedi şöyle diyor: Gıybet, sözlükte “uzaklaşmak, gözden kaybolmak, gizli kalmak” gibi anlamlara gelen gayb kökünden türemiş bir isim olup aslında hem iyi hem de kötü sözlerle anmayı ifade etmekle birlikte terim olarak genellikle “kötü sözlerle anma” manasında kullanımı yaygınlık kazanmıştır (Lisânü’l-ʿArab, “ġyb” md.; Tâcü’l-ʿarûs, “ġyb” md.).

Arapça’dan İngilizceye çevrilen kaynaklara baktığınızda da dedikodu (gossip) ile backbiting (çekiştirme) farklı anlamlarda kullanılmakta; birinin arkasından kötü konuşma çekiştirme sayılırken, biri ya da bir şeyle ilgili genel olarak iyi ya da kötü konuşma dedikodu olarak kabul edilmektedir (2). Söylenti (rumor) ise bir kişi ya da bir şeyl ilgi gerçek olmayan enformasyonun yayılmasıdır (3).

GIYBET ETMEK HARAM MI?

Kur’ân-ı Kerîm’de bir âyette (el Hucurat 49/12) gıybet (çekiştirme) yasaklanmış, “ölmüş bir din kardeşinin etini yemeye benzetilmesiyle” de bu davranışın çok iğrenç bir davranış olduğu vurgulanmıştır. Bu benzetmeden, ölü etinin yenilmesi gibi gıybet etmenin de haram olduğu hükmü çıkarılmıştır.

Başta hadisler olmak üzere İslâmî kaynaklarda, insan haklarının en önemlilerinden olan ve çoğunlukla “ırz” kavramıyla ifade edilen kişiliğin dokunulmazlığı ilkesine büyük değer verilmiştir. Buna göre bir kimsenin gıyabında gerek onun şahsıyla ilgili maddî, bedenî, dünyevî veya mânevî, ruhî, ahlâkî ve dinî kusurlarından söz edilmesi, gerekse çocukları, ebeveyni ve diğer yakınlarının kusurlarının anlatılması gıybet (çekiştirme) sayılmıştır.

YALAN HABER VE GIYBET

Ayrıca gıybetin sözle olduğu gibi yazı, ima, işaretle ve taklit gibi davranışlarla olabileceği de belirtilmiştir. Bu tür söz ve hareketlerin gerçeği ifade etmesi onun gıybet olma niteliğini değiştirmez. Nitekim Hz. Peygamber bu konuya dair hadisinde (mesajında) bir kişiyi kendisinde bulunan kusurlarla anmanın gıybet olduğunu, kendisinde bulunmayan bir kusuru ona isnat ederek aleyhinde konuşmanın ise iftira (bühtan) sayılması gerektiğini bildirmiştir. İslam alimleri günahkârlar, hatta kâfirler hakkında bile yalan bilgi vermenin, yalan haber yaymanın haram olduğunu belirtir.

Gıybetin haram olmasının nedeni insan onurunu zedeleyen, toplumda dargınlık ve düşmanlıklara yol açan bir davranış olmasıdır. Ancak bir söz veya hareketin gıybet sayılıp sayılmaması konuşanın niyetiyle yakından ilgilidir. İslam alimi, imam Nevevi’nin verdiği örneğe göre, bir yazarın herhangi bir meselede başkasının yanlış görüşüne sırf onu küçük düşürmek amacıyla yer vermesi gıybet sayılırsa da aynı görüşü bir yanlışı düzeltmek maksadıyla veya iyi niyete dayalı başka bir sebeple aktarması gıybet olarak kabul edilemez. Hatta bu bazen bir görev olur ve eser sahibine sevap kazandırabilir.

Gıybet belli bir kişi veya zümrenin şeref ve haysiyetini rencide etmesi, dolayısıyla kişiler arasındaki sevgi, saygı ve barışa zarar vermesi sebebiyle yasaklandığından böyle bir kişiyi kastetmeden genel olarak insanların kötü ve yanlış davranışlarından söz etmek gıybet sayılmaz. Bir kişiyi dini kusurlarından dolayı gıyabında eleştirmenin gıybet sayılmayacağı ileri sürülmüşse de imam Gazzali insan onurunu öne çıkaran mükemmel tahlillerinde bu iddiayı reddetmiş ve iyi niyete dayanmayan, kişinin yokluğunda yapılan her türlü eleştirinin haram olduğunu belirtmiştir.

Gıybet yapmak gibi katılmak, dinlemek de haramdır. İslam alimleri, bir zarar doğurma ihtimali yoksa sözle veya fiilî olarak gıybet edene engel olunması, bu mümkün olmazsa Enam suresinin 68. ayetinin hükmü uyarınca gıybet edilen meclisin terkedilmesi, bu da mümkün değilse gıybete karşı bir hoşnutsuzluk duygusu içinde başka şeylerle uğraşılması gerektiğini belirtmişlerdir.

Gıybet yapan, katılan veya şahit olanın bundan dolayı pişmanlık duyup, bir daha yapmamak kararıyla tövbe etmesi şarttır. İslam alimlerinin çoğunluğu ilgili bir hadise dayanarak ayrıca hakkında gıybet edilen şahsa itiraf ve özürle helalleşmenin gerektiğini söylemişlerdir

Özetlersek (4);

1. Gıybet, bir kişinin diğer bir kişinin arkasından konuşarak, duyduğunda üzüleceği veya utanacağı bir kusurundan bahsetmesidir. Gıybet, dinen haramdır; ahlaki bir kusurdur, çok ayıptır. Gıybet birçok alim tarafından büyük günahlardan sayılmış, tövbe etmek yeterli görülmeyip gıybeti yapılan kimseden helallik alınması da gerekli görülmüştür.

2. Bir kişiyi kendisinde bulunan kusurlarla anmak gıybet, kendisinde bulunmayan bir kusuru ona isnat ederek aleyhinde konuşmak ise iftiradır (bühtan).

3. Anlatılanın/aktarılanın gerçek olması, yapılan işi gıybet olmaktan çıkarmaz. Zaten gerçek değilse daha ağır bir günah ve ahlaksızlık olan “iftira” demek gerekir.

4. Gıybet belli bir kişi veya zümrenin şeref ve haysiyetini rencide etmesi, dolayısıyla müminler arasındaki sevgi, saygı ve barışa zarar vermesi sebebiyle yasaklandığından bu amacı taşımaksızın ve ismen belirtilmeksizin genel olarak insanların kötü ve yanlış davranışlarından söz etmek gıybet sayılmamıştır.

5. Bir kimsenin yanlış görüşünü veya davranışını sırf onu küçük düşürmek amacıyla aktarmak gıybet sayılırsa da aynı görüşün bir yanlışı düzeltmek, görüşü eleştirip doğrusunu açıklamak maksadıyla aktarılması gıybet olmaz.

Sonuç olarak; Kuran’da ölü eti yemeye benzetilen başka bir haram yoktur. Bunun nedeni birçok araştırma ile de kanıtlandığı, bizim de dijital ve dijital olmayan medyada, ondan yayılan bilgilerle yakından deneyimlediğimiz gibi gıybetin toplumun, ailenin, şirketlerin, bireylerin enerjilerini gereksiz yere alan (5), bölen, parçalayan, şiddet üreten, ahlakı zayıflatan yönü olmasıdır. Gıybet toplumsal kötülük üretir, bu nedenle Kuran gıybeti hiçbir haramı tanımlamadığı kadar kötü tanımlamıştır. Gıybet yüzüne söyleyemeyecek bir şeyi arkasından konuşarak, yazarak karakter suikastı yapmaktır. O kişi kendi hakkında konuşulduğunu, yazıldığını bilse kendini savunabilir, itibarının zayıflatılmasına engel olabilir. Burada arkadan kime, küçük bir gruba mı, sadece bir aile üyesine mi yoksa elli kişilik gruba mı “gıybet” yapıldığı önemli değildir. Bir kişiye bile yapılsa gıybet gıybettir.

O zaman Instagram’da, ekşi sözlük gibi bir platformda birinin karakter özelliklerine yapılmış saldırıyı “yüzüne” yapılmış sayabilir miyiz? Bu konuların hala İslami literatürde akademik olarak çalışılmış konular olmaması yadırganacak bir durumdur. Oysa sosyal medya, platformlar halka açıktır; yani kamusal alandır ve saldırılan kişi de haberdar olup gidip kendini savunabilir, diyebilirsiniz. Bence değil! Çünkü o kişinin haberi olabileceği gibi hiç haberi olmayabilir de, birçok kişi o kötü yorumu okumuş ve saldırılan kişinin verdiği cevabı ise hiçbir zaman okumayacak olabilir. Bu nedenle örtülü ya da açık her türlü saldırının (trolleme dahil) haram ve ahlaksız bir davranış olduğunu düşünüyorum.

Aynı şekilde bir kişinin görüşlerinin kötü niyetle tamamen karakterine zarar verecek şekilde eleştirilmesinin de haram ve ahlaksızlık olduğunu düşünüyorum. İyi niyetle, görüşlere, konulara yönelik olumlu ya da olumsuz bilgi paylaşımı ise o toplumun yararına olacaktır. Peki başkasının arkasından konuşmamayı, yazmamayı, kötü niyetle onu eleştirmemeyi becerebilir miyiz? Kesinlikle evet. Konuşmamayı, yazmamayı, fotoğrafını, videosunu post etmemeyi becerebiliriz. Sadece kendimize soracağımız şu dört soruya cevap vererek:

1. Söyleyeceğim şey o kişinin kişisel (karakter) özelliği ile ilgili mi?

2. Bunu söylediğimde onun etini yemiş veya İngilizce tabiri ile arkasından ısırmış yani itibarına zarar vermiş olur muyum?

3. Bunu o kişinin yüzüne söyleyebilir miydim?

4. Bunu medyada (dijital dahil) yazsam yüzüne söylemiş gibi olur muyum ve o da herkesin okuyacağı şekilde cevap verebilir mi?

Gıybet çok tehlikeli ve yaygın, sosyal ve ahlaki kötülüklerden biri haline geldi, özellikle Müslüman bir yaşam sürmeye çalışanların kültürel utanma duygularını farkında olmadan parçalıyor, yok ediyor. İş yerlerinde odağı dağıtıyor. Gıybetin sebepleri kin ve öfke, kibir, sohbet ve yarenlik amacı, başkasını kötüleyerek kendi itibarını yükseltme düşüncesi, rekabet, sempati kazanmak ve kıskançlık şeklinde sıralanmış, gıybet yapmaktan sakınmak için bu sebeplerin ortadan kaldırılması tavsiye edilmiştir.

Bence gerçek bir iyi insan gıybetten kaçınmak için çabalamalı, egosunu kontrol etmeli ve kendini böyle davranmaya motive etmelidir. Bu arada dedikodunun kültürel öğrenme sağladığı insanların gözlemleme yoluyla bir toplumdaki davranışları birbirlerine öğrettikleri sonucuna varan birçok araştırma vardır (6). İşte ben de tam bu noktada davranışlarımızla örnek olmamız gerektiğini, doğru örnek davranışları oluşturmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu asla birinin etini yemek veya arkasından ısırmak olmamalıdır!

Yazımı gelin Yunus Emre’nin şiirinden bir alıntıyla bitirelim: Söz ola kese savaşı söz ola bitire başı, söz ola agulu aşı balıla yağ ide. Yani Yunus Emre: “Söz olur savaşı sona erdirir, söz olur (manevi) yarayı iyileştirir, söz olur zehirli aşı bal ile yağ eder” diyor (7).

Öne Çıkanlar
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN