Niçin yalan söylenir?

Merak ediyorum. Niçin yalan söylenir? Tabi en başta siyasî sebep gelebilir.

Medenî ülkelerde yalanı yakalanan siyasînin geleceği söner ama eğer basın yalan söyleyenin elindeyse, geçmiş yalanları unutturulabiliyor- bir dereceye kadar. Üstelik bizde yalan, başka birçok ülkedeki kadar vahim bir günah sayılmıyor. Yolsuzluğun hırsızlık sayılmadığı gibi. Hele siyasette ve ticarette. Bir eski başbakanımız dememiş miydi, siyasîlerin seçim öncesi söyledikleri ile seçim sonrası dedikleri aynı olamaz, diye. Eh hırsızlar da “Ama herkes çalıyor!” der...

Geçen gün bir başka siyasî televizyonda konuşurken durmadan gözünü kırpıştırıyordu. Kim mi? Tanımazsınız, Patagonya’dan. Sonra araştırdım. Yalan söylemek stres yaparmış ve stres de göz kırpıştırma sıklığını arttırırmış. Emekli FBI ajanı, Prof. Jack Schafer’in Psychology Today’de bu konuda bir makalesi var.

İNTERNET

Hem iç siyaset hem dış siyaset için bazı devletlerin on sentlik yalan haber ordularını, yüksek maaşlı yalan haber tugaylarını ve bizim gulyabanileri-trolleri yazmıştım.
Başka ne için yalan söylüyorlar? Ticaret… Satış için. Satılan mal olabilir. Bir haftada on kilo verdiren, bir tabletle kanseri, ülseri bu arada- yan etki olarak- Covid-19’u kesin tedavi eden ilaç da…
Kitap bambaşka bir mal. Kimsenin bulamadığı ve bulamayacağı gizli, çok gizli gerçekleri bulup kitaplarında anlatanlar var. Usturuplu yapılır ve ana akım medyayla da desteklenirse iyi sattırabilir.
Buraya kadar tamam. Gerçekleri çarpıtmaktan yararlanan insanlar olabilir. Dolandırıcılar da. Fakat kendisine hiç yarar sağlamayacakmış gibi görünen yalanları gayretle yayanlar var. Paramızın çakılmasıyla kâğıt pahalılaştı; yayın sayısal ortamda daha ucuz, hatta bedava. İnternet yalan yayma mecralarında önde gidiyor. Bir kısmı tıklanma sayısı peşinde. Kendilerine görünür bir yararı bulunmayan yalanları da imal ediyor veya yayıyorlar. Bunları tekrarlamak ayrı bir keyif. Gizli şeyler biliyorsunuz havası atıyorsunuz.
Nihayet sırf yalan söylemek, insanları kandırmak için yalan söyleyenler var. Keyif için hayvanlara eziyet eden tipler gibi. Onlar yalanı atıp, sonra herkes okudukça, paylaştıkça zevk alıyorlar.

YALAN ETKİLİ Mİ?

Asıl merak ettiğim, bu yalanların etki derecesi. İnsanların fikirlerini gerçekten değiştiriyor mu? Bu sorunun cevabını nasıl bulursunuz? Bilimle tabi. Başka neyle olacaktı?
Trump’ın seçilmesinde Rus trol tugayının etkili olduğu iddiası vardı. Sosyologlar, iletişim uzmanları yollara döküldü. İkisi Science dergisinde biri Nature’da yayımlanan üç araştırma var. Bunlar dünyadaki en etkili ve itibarlı dergilerden. Facebook’taki yalanların etkisini, Twitter’deki yalanların etkisini ve sitelerde yayımlanan yalanların etkisini ayrı ayrı incelemişler. Binlerce denek üzerinden ayrıntılı anketlerle. Mesela site anketi 3256 denek üzerinde yapılmış. Üç araştırmayı ayrı ayrı aramanıza gerek yok, Scientific American sitesinde 2 Mart 2020 tarihinde yayımlanan makalesinde Karen Weintraub, üç araştırmay da özetliyor.
ABD’deki 2016 başkanlık seçimlerinden sırasında Twitter’de okunan her 100 haberden 6’sı yalanmış. Fakat etkileri o kadar yüksek değil. Yalan haberlerin %80’ini sosyal medya kullanıcılarının sadece %1’i okumuş! Paylaşma oranı daha da düşük. Yalanın %80’ini kullanıcıların binde biri paylaşmış. Bunların çoğu, yalan haber paylaşma görevi üstlenen trollerdir.

AKIL YAŞTA DEĞİL

Demek ki daha dört yıl önce, ABD İnternet ahalisi, yalanla doğruyu başarılı bir şekilde ayırmayı öğrenmiş. 2018’de yalan haber de paylaşım sayısı da azalmış. Yalanla doğruyu ayırma başarısının, 2020’de daha da arttığını tahmin edebiliriz.
Diğer araştırmalar Twitter’de bulunan bu sonucun Facebook ve siteler için de geçerli olduğunu gösteriyor. Yalan haber sitelerine ziyaret en çok Facebook’tan geliyor.

Yalan miktarını değil de etkiyi araştırıyorduk. Paylaşım sayılarındaki düşüklük ve paylaşanların küçük bir azınlık oluşu etkinin pek aman aman olmadığını gösteriyor. Ancak! Ancak bu trollerin ürettikleri yalan ana akım medyada, ünlü kişilerce alınıp tekrarlanırsa, etki o zaman artıyor.
Araştırmalar bir başka gerçeği daha gösteriyor. Yalan haberlere inanıp paylaşanların çoğunluğu 65 yaş üstü. Bunun açıklaması da şöyle: Bu yaş grubunun sanal âlem tecrübesi gençler kadar değil. Gençler yalan haberle karşılaşmaya alışık ve bu alışkanlıkla yalanı daha çabuk tanımlıyor.
Öyle görünüyor ki sanal âlemde yalan haber pek de tehlikeli değil. Otokrasinin burada yalan var gerekçesiyle sanal âlemi yasaklayarak medyayı tam kontrol altında alma tehlikesi daha büyük. Çin’de, Kuzey Kore’de olduğu gibi.

YORUMLAR (28)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
28 Yorum