CHP’nin “Hürmüz’ü var mı?

Sıcak savaşla siyaset tabii ki aynı şey değil. Ama benzerlikleri var. Hatta tıpkı “diplomasi” için dendiği gibi “siyaset” için de “Siyaset, savaşın silahsız yürütülen hali; savaş ise siyasetin silahlı yürütülen halidir” denir. Söz, 19. yüzyıl Prusyalı askeri stratejist Carl von Clausewitz’e aittir.

Yaşanan İran savaşına ve bizim içerdeki siyasi mücadeleye baktığımızda ilginç benzerlikler görmemek mümkün değil.

Haziran’daki 12 günlük savaş, ardından 28 Şubat’tan bu yana yaşananlar, ABD – İsrail ikilisinin İran üzerine bütün kuvvetleriyle abanışı ve “İşi çoktan bitti” denen İran, bugün itibariyle 53’üncü gününe giren süreçte Trump’ı çılgınlaştıracak bir direniş gösteriyor.

Dünya İran’ın ABD – İsrail’e karşı bu asimetrik güç dengesi içinde böylesine bir performans gösterebilmesini çok dikkat çekici buluyor.

Oysa daha ilk planda, yeni bir savaş yöntemi olarak, İsrail saldırılarının Ayetullah Hameney dahil, genelkurmay başkanı dahil, nerede ise tüm liderliğini imha etmesi karşısında İran’ıın ayakta durabileceğine inanılmazdı. En azından psikolojik olarak çekmesi beklenirdi. İsrail, Lübnan’daki Hizbullah liderliğini de böyle imha ederek yola çıkmıştı. Oysa Hizbullah da henüz hayattaydı. Trump’a gelinirse, o zaten İran’ı “medeniyetiyle birlikte” bin kere mezara gömmüştü. Olmadı.

İran birdenbire iç direnç mekanizmaları yanında “Hürmüz”ü keşfetti. “Kapatıyorum” dedi. Dünya kıvranmaya başladı. Uzun menzilli balistik füzeleri de bölgedeki ABD yandaşlarına epeyce zayiat verdiriyordu ve işte 53 gündür haritadan silinmemişti. Nerede ise tüm dünya “Hürmüz”le yatıp “Hürmüz”le kalkar hale gelmişti. Pazarlardaki biber fiyatları bile Hürmüz diye sızlanıyordu. Tabii ki Trump da.

Gelelim iç siyasete

Neyse buraya kadarki girizgâhtı. Türkiye’ye gelelim:

Türkiye’deki sistem, “partili” Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, siyasette iktidarla muhalefet arasında asimetrik bir güç dağılımı yapıyor. Bir kere Cumhurbaşkanı “partili.” Cumhurbaşkanı “Devletin de Ak Parti’nin de başı.” Sonuçta “Devlet” ile “parti başkanlığı” aynı kişilikte toplanınca, bu iki yapının iç içe geçmesi gibi bir sonuç ortaya çıkıyor. Oysa Devletin ülkedeki her vatandaşa ve siyasi kuruma eşit mesafede olması gibi bir gereklilik var. “Parti çıkarının öncelendiği” her durum, Devlet’in tavrını hukuk adına da etik adına da sakatlar. Hele Yargı kurumunun siyasi mücadelede devreye sokulduğu intibaı doğrudan Yargı’nın güven skalasını aşağılara indirir, ki indirmiş durumda.

Türkiye, 31 Mart 2024’ten beri sıkıntılı bir durum yaşıyor. Bu tarih, iktidar partisi olarak Ak Parti’nin ikinci parti pozisyonuna düştüğü, elindeki bir çok belediye başkanını Ana Muhalefet’e kaybettiği tarihtir. İstanbul – Ankara gibi sembol şehirler zaten 2019 seçimlerinde kaybedilmişti. 2023’te Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilmişti ama bir yıl sonra siyasetin rengi değişmişti.

Siyasi partiler için belediyeleri yani yerel idareleri kazanmak son hedef değildir tabii ki. Merkezi iktidarı da kazanacaksınız ki tüm ülkeye hizmet imkânı bulabilesiniz. CHP de, belli ki belediyelerden merkezi iktidara yürüyecekti. Merkezi iktidar demek ise odağında “Cumhurbaşkanlığı”nın olduğu bir yapı idi.Halihazırdaki “merkezi iktidar” kendini devam ettirmek istiyor ise “merkezi iktidar”ın yeni taliplerini bir biçimde engelleyecekti. İşte Türkiye, 18 -19 Mart’tan bu yana bu “bir şekilde”nin Ana Muhalefet olarak cHP’ye anasından emdiği sütün burnundan getirildiği bir sürece tanıklık ediyor.

Denebilir ki “Devlet”, iktidar partisinin ana muhalefetin iradesini çökertmek için seferber edilmiş durumda. Malum, savaşların hedefi de düşmanın iradesini felce uğratmaktır.

İlk planda İran’ın liderlik kadrosunun deyim yerinde ise “başı koparıldı” ya… Acaba İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı dahil, onlarca CHP’li belediye başkanının görevden alınıp hapsi tıkılması, en son Ankara Başkanı’nın da soruşturulma tehdidine maruz kalması, İran’a yönelik savaş oyununa benziyor mu?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir sözü oldu gelecek planlaması adına: Dedi ki: “Türk demokrasisinin inşallah önümüzdeki dönemde hak ettiği olgunlukta, kalitede ve vizyonda bir ana muhalefete kavuşacağına inanıyoruz.” Şu anda CHP’nin üstünde bir “Mutlak butlan” kılıcı sallanıyor. Siyasi kamuoyu Cumhurbaşkanı’nın bu sözlerini, CHP’nin genel başkan dahil mevcut yönetim kadrosunun Yargı eliyle düşürülmesi ve Ana Muhelefet’in başına “tarife uygun” bir ekibin getirilmesi olarak anladı, ve o çerçevede tartışıyor. Malum, Trump da, İran’ın liderliğinin imha edildiği süreçte, “içerden, uygun adamlarla” görüştüğüne dair açıklamalar yapmıştı. Hedef ülkeye uygun liderlik bulmak gibi siyasi rakibi de uygun liderlikle takdir edeceğiniz niteliğe kavuşturabilirsiniz.

Bunca kuşatma altında İran’ın ruh durumu nasıldır bilinmez. Kendilerine güveni kaybetmemiş gözüküyorlar.Bizde, içerde, siyasette ise CHP, her gün bir “baskın yeme” durumuyla, üstüne üstlük “mutlak butlan” tehdidi ile, 100’ü aşkın öfkeli kitle mitingine rağmen “iktidarı geriletememe” olgusu karşısında sanki bir sıkıntı yaşıyor. Acaba bir “Hürmüz” üretebilir mi? Ne olur iç siyasette “mutlak iktidar”ı dengeleyecek enstrüman?

Devlet gücünü siyasileştiren yapı, kitlelerin ruhunda kendi aleyhine bir birikime yol açar mı?

Orban – Magyar okumaları

Victor Orban’ın 16 yıl sonra, bütün kudret gösterilerine rağmen devrilmesini nasıl okuyor iktidar ve CHP? Herhalde Macaristan’a bakanlar “Seçim boş değilmiş, insanlar bir yolunu buluyor taşıyamayacakları yükü sırtından atmak için…” diyorlardır. Peter Magyar, son seçimde Victor Orban’dan daha iyi okudu halkı ve ipi göğüsledi. Halkın dilini yakalamak, sanki işin sırrı orda.

YORUMLAR (5)
5 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.