Bakan Tekin’den alkışlanacak başlangıç
Milli Eğitim Bakanı, okul saldırılarında neden çok tepki çektiğini anlamaya başlamış ki öfke ve nefret diliyle mücadeleden söz ediyor artık.
Neden o kadar tepki çektiğini anlamak istemiyor, ucuz demagojiyle hedef saptırıyor, sorumluluk üstlenmiyor diye az eleştirmedim.
Marifet iltifata tabidir. Haksız ve yanlış bulduğunda en sert eleştirileri esirgememiş biri olarak aşağıdaki sözlerini alkışlamak da bana düşer.
Önceki gün Konya’daki İmam Hatipliler Şöleni’nde konuşmuş. Şunları söylüyor:
“Bir evladımız sessizce uzaklaşıyorsa mutlaka fark edeceğiz. Bir gencimizin kalbinde öfke büyüyorsa mutlaka takip edip ilgileneceğiz. Bakanlık olarak biz bu tabloyu bütün boyutlarıyla görüyor ve ele alıyoruz. Rehberlik hizmetlerimizi daha da güçlendirmeye çaba sarf ediyoruz.”
Öğrencinin öfkesini takip edecek, hangi öfke diline maruz kalıp hangi kelimelerden etkilendiğini fark edecek bir dikkatle yaklaşacaklarmış.
Doğru bir yaklaşım, yerinde mesajlar. Bakan Yusuf Tekin’i kutluyorum. Arkasını getirmeye teşvik edilmeli ki duymayı beklediğimiz, görmek istediğimiz örnek duyarlılık ortaya çıksın.
Okul saldırılarında muhalefetin aklına hemen iktidarın gelmesi boşuna değilmiş demek. Okullarda Ramazan etkinlikleriyle, milli ve manevi bir gençlik yetiştiren vakıfların hedefe konmasıyla ilgisi yokmuş.
Okullardaki şiddetin Bakan Tekin’in görev ve sorumluluklarıyla bir alakası varmış.
Muhalefet okullarda temizliği sorsa CHP’li belediyelerden gelen pis kokulara bakmaya çağırıyordu. Beslenmeyi sorsalar belediye konserlerinin parasına, güvenliği sorsalar din düşmanlığını bırakıp asrın hırsızlığının hesabına getiriyordu.
Terslemek yerine uyarı ve önerilere kulak verip görevini savsaklamasa, okulların öncelikli sorunlarına odaklansa, eleştirileri de klas cevaplarla karşılasa bunca tepki çekmezdi.
AK Parti 24 yıldır iktidarda. 3 yıllık Bakan Tekin ise tepkileri, okullarda Cadılar Bayramı ve noel kutlamalarını yasaklayıp Ramazan etkinlikleri başlatmasına bağlıyordu. Altında milletin değerlerine, cemaat ve tarikatlara düşmanlık yatıyormuş, milletin çocuklarına din iman anlatmasın istiyorlarmış, CHP’nin kavgası şahsıyla değil din ve deĝerlerimizleymiş gibi...
İzliyorum, ikidir oralara girmiyor. Din kavgası gibi gösterme siyasetine sığınmıyor, o savunmanın arkasına saklanmayı terk etti.
Beğenmediğinde eleştiren ben de bunu görüyor ve sergilediği sorumluluğu Milli Eğitim Bakanı’na yakıştırıyor, beğeniyorum. Demek şahsıyla, dini hassasiyetleriyle bir sorunum yokmuş.
Vergisini paralel yapılara değil devlete verenler, çocuklarına eğitimi de devletten bekliyor. Cemaat ve tarikatların devletle ilişkilenmesinde eski hataların tekrarlanmasından, ders alınmamasından korkmasınlar mı?
Bu rahatsızlığı anlayıp gidermek yerine din düşmanlığı, tarikatlarla cemaatlere saldırı gibi göstermek, tehlikeli ve popülist bir çarpıtmaydı.
Siyasi yarar için, halkı dini dolduruşlarla kindarlığa sevk eden kutuplaştırmalardan vazgeçilmiştir umarım.
Akran zorbalığına, şiddete özendiren dijital içeriklere ve ekranlara karşı çocuklarda farkındalık geliştirmekse mesele... Büyüklerin doğru örnek olması, önlemler sıralamasında en önde gelir.
Bakan Tekin, şiddete özendirecek kötü örneklerden çocukları korumaya, öfke ve nefret diliyle mücadeleye kendisini düzelterek başlıyorsa alkışlarım. Helâl olsun, budur işte.
