Bu adama ne caza verilmeli?
Seneler boyunca Fethullah Gülen hareketinde yer almış. Bulunduğu ilde “talebe sorumlusu” yani “imam”lardan biri. Üniversite öğrencilerinin barındığı evlerin “abi”lerini o yönetiyor.
Bir şahidin ifadesi şöyle:
“Öğrencileri organize ediyor ve bu öğrencilere örgüt ideolojisi doğrultusunda uygulanacak sohbet programlarını planlıyordu. Bu şahsın beni 2010 ve 2011 yıllarında ev imamımdan ve arkadaşlarımdan araştırmaya başladığı duyumlarını aldım. Beni ev abisi yapmayı düşündüğünü anladım.”
Bank Asya’da parası var. “Kâinatın İmamı”nın çağrısı üzerine de para yatırmış…
Dosya önünüze gelse, siz ne karar verirdiniz?
Silahlı terör örgütü üyesi, silahlı terör örgütüne yardım. Cezası 10-15 yıldan 5 yıla kadar ağır hapistir. Yahut beraat.
SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ
15 Temmuz’daki kanlı darbe teşebbüsünden itibaren, yargı belgelerinde, “FETÖ/PYD Silahlı terör örgütü” denildi. Terör örgütü zaten silahlı olur, silahlı değilse terör örgütü olmaz. “Silahlı terör örgütü” denilmesinin sebebi, tabandaki sempatizanlar dışında bu örgütlenmenin hukuken “silahlı örgüt” sayılmasıydı.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç Ekim 2023’te, “darbe davalarında 4 bin 891 mahkûmiyet verildiğini” açıklayarak bunun dışındaki durumu şöyle ifade etmişti:
“Şu ana kadar 253 bin 754 kişi hakkında karar verildi. Bunun 122 bin 904’ü mahkûmiyet, 97 bin 708 beraat, diğer kararlar da var…”
Yazının girişinde isim vermeden bahsettiğim kişi, Şaban Yasak bunlardan biridir. Çorum Ağır Ceza Mahkemesi’nce silahlı terör örgütü üyeliğinden 7 yıl ağır hapse mahkûm edilmiştir.
SUÇUN ZAMANI?
AİHM İkinci Dairesi de Şaban Yasak’ın bu gerekçeyle mahkûm edilmesini uygun bulmuştu:
“Sürekli, çeşitli ve yoğun nitelikte faaliyetler yürüttüğü ve bu yapı içerisinde belirli bir pozisyonda bulunduğu tespit edildiğinde, sanığın söz konusu örgütün amaç ve yöntemlerinin varlığından haberdar olduğu kabul edilir.” (AİHM B.No. 17389/20, paragraf: 177)
Yani bu kadar içindeysen, FETÖ’nün silahlı tarafını da biliyorsundur.
Bizde FETÖ ile “irtibat ve iltisak”ı olan Yargıtay üyesi hakimler de Yargıtay tarafından bu gerekçeyle mahkûm edilmişti…
‘Biliyorsundur’ demek bir varsayımdır. Ceza hukukunda varsayım olamaz, “kesin delil” gerekir. Nitekim 17 hakimli AİHM Büyük Dairesi, 5’e karşı 11 üyenin oyuyla böyle bir mahkumiyetin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 7. Maddesinin ihlali olduğuna karar verdi.
AİHS 7. Madde:
“Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz.”
‘KANUNSUZ SUÇ OLMAZ’
Bizim anayasamızın 32. Maddesine göre de:
“Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.”
Yani o zaman suç neyse o, veya suç değil; sonradan “silahlı örgüt üyeliği” veya “silahlı terör örgütüne yardım” cezası verilemez demektir bu.
Büyük Daire de Şaban Yasak’ın fiillerinin, zamanında suç oluşturmadığını belirtiyor. Ayrıca suç oluşturması için kişinin, örgütün silahlı olduğunu bilmesi gerektiğini vurguluyor:
“Örgüt üyeliği suçu için, bireyin eylemlerinin bir terör eylemine doğrudan ve somut katkı sağlaması, örgütün terör amacını kişinin bilmesi ve bu doğrultuda hareket etmesi gerektir.”
Ceza hukukunda ölçü, “kolektif aidiyet veya varsayımsal iştirak değil, kişiye özgü cezai sorumluluğu ve kişisel kast unsuru”dur. (Büyük Daire B.No: 17389/20, prg. 202-203)
Bizde bu büyük hukuki sorunu, Prof. İzzet Özgenç, “Terör Örgütleri” adlı mükemmel kitabında yazmış, tahlil etmiş, bilimsel kritiğini yapmıştır. (Seçkin Kitabevi, 15 Baskı 2023)
İHLALLER DİZİSİ
Boydaklara yağmur gibi yağdırılan cezalar ve uzun yıllar içinde oluşmuş kuruluşlarının ve Melikşah Üniversitesi’nin müsaderesi de aynı sebeple “hak ihlali”ydi.
Gezi olaylarında da AİHM’nin hukuk mantığı aynıdır: Gezi olayları sırasında şiddet eylemleri oldu fakat Kavala ve arkadaşlarının bu eylemlerle ilişkisi ispatlanmamıştır, mahkûm edilmeleri “hak ihlali”dir.
Evrensel hukukta adalet, delil, suç, ceza, ispat, illiyet kavramları ne kadar yüksek felsefi ve insani düzeye ulaşmıştır, görüyorsunuz.
Kim bizim ihtiyacımız yok, diyebilir?
