Kürtçeye Cumhurbaşkanlığı ödülü hoş da cezalar neydi öyle?
Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri açıklandı. Vefa Ödülü bu sene Kürtçenin eşsiz şairi Ahmed-i Hânî'ye verilecek.
Sembolik anlamı büyük. 17'nci yüzyılda yaşamış Kürt bilgin ve sufi, mesnevi türünde Mem û Zin destanı gibi bir şaheser bırakmıştı geride.
Ödülü, Hânî'nin yılmaz yayıncısı Abdullah Keskin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden alacak. Keskin, Avesta Yayınlarının sahibi.
Ahmed-i Hânî'nin yılmaz yayıncısı, diye boşa demiyorum. Çünkü düne dek Keskin'i yıldırmak için ne lâzımsa yapılıyordu.
Avesta, 95'ten beri Kürtçe yayıncılığın başını çekiyor.
Ancak TRT Kürdî'nin yayında olduğu bir Türkiye'de, 2023'te bile Kürtçe yayınevi Avesta'nın sitesine erişim engellenebiliyordu.
Dostum Abdullah Keskin, teröre ve PKK'ya karşı tavrıyla bilindiği hâlde PKK propagandası yapmakla suçlanabiliyordu.
Terörle mücadele şubelerinde ifadeye çağrılırken şimdi Cumhurbaşkanı'nın elinden ödül almaya davet edilecek.
Kürtçenin emektar edebiyatçılarından Muhsin Kızılkaya'nın Habertürk'te yazdığı kadar var, muazzam bir gelişme bu.
Dün yasaklananın bugün ödül alması elhâk muazzam ama ya yarın? İlerlemelerle gerilemelerin sürekli yer değiştirdiği gelgit döngüsü kırılmadıkça yarın yine ödülden cezaya dönülmeyeceğinin garantisi ne?
İktidar, Kürtçe müziği ve edebiyatı ödüllendirse de hoş, cezalandırsa da hoş karşılayanlar sorduruyor bunu bana.
Tribün amigolarının iskeleti müthiş esnek, ileri geri zikzaklarda zerre zorlanmıyorlar.
Ahmet Kaya'yı linç edenleri 'hepiniz oradaydınız be' zılgıtlarıyla yerden yere vuran, 2013'te Diyarbakır'da Şivan Perwer'le Megri Megri'ye ağlayan da onlardı...
2022'de PKK propagandası yaftasıyla Kürtçe konser iptal ettiren, Aynur Doğan'ı linç mangalarına hedef gösteren de onlar.
Aynur Doğan linci, Ahmet Kaya’yla aynı maddedendi. Aynur’un 2011’deki bir Almanya konserine takmışlardı, Öcalan posteri açıldığı iddiasıyla.
Tam da 2011'de Aynur Doğan, Başbakan Erdoğan’la Çözüm Süreci toplantısına çağrılıp övgü alan bir popüler şarkıcı değilmiş gibi.
Yine, 2024'te Kürtçenin bir başka büyülü sesi Rojda'ya musallat oldular. Sanatçı dostum Ahmet Güneştekin'in Yaşar Kemal'i anma gecesinde bir aşk şarkısı okumuştu. Davetliler arasında İmamoğlu da bulunuyordu. Teröristlere yakılmış bir ağıt gibi sunmaktan çekinmediler.
Aylar sonra bu kez Rojda'ya Kürtçe konser verdirmekten Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özdemir okka altına gidecekti. Rojda konserinin terörle ilişkilendirilmesini cümbür cemaat savunuyorlardı. Rojda'ya Kürtçe halk şarkıları söyletmek, işte o kadar tehlikeli bir suça sokulabiliyordu.
Ünlü Kürt soprano Pervin Chakar da ayrı bir örnek. 2023'te aynı tarifeyi ona uygulamış, 'terör sevici' ilan etmişlerdi. Dinlemeye gitti diye Özgür Özel'i topa tutuyorlardı. Kadıköy'de opera salonuna değil de Kandil'e konser dinlemeye gitmiş, terör faaliyetine katılmış gibi.
AMCAMIN ZAZACA DİVANINA NİYE HAYIFLANMIŞTIM?
Siyaseten yarayışlıysa TRT'de Kürtçe kanalla üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı bölümleri açılması için tezahürat yapıp, siyasi yararınız değişince kapatılmalarını isteyemezsiniz.
En azından henüz onları istemediler. Fakat zikzak sicilleri yüzünden oraya da getirme ihtimalleri endişe kaynağı olmaya devam ediyor.
Siyasi çıkar ve pazarlık konusu olmaktan çıkarmadıkça Kürtçeye hiçbir koşulda tekrar yasak istemeyeceklerine temin edemezler kimseyi.
Geçen hafta kaybettiğimiz rahmetli amcam Prof. Abdülaziz Beki; İslam hukukunda ticaret, organ nakli ve siyasi yönetim üzerine öncü kitapların yanı sıra bir şiir divanı da yazmıştı. İlk Zazaca divan sayılan Diwon Cebexçuri/ Çapakçur Divanı.
İlahiyat dekanı ve rektör yardımcısıyken 2015'te, Bingöl Üniversitesi için Zazaca Dilbilgisi kıtabını o hazırladı.
2019'larda bir üniversitede Yaşayan Diller Enstitüsünün kapatılacağı tartışmaları başlayınca emeklerine, umutlarına yazık olacak diye hayıflanmıştım burada.
Amigolar en ucuzundan çıkarcı, fırsatçı tutarsızlıkları bıraksalar yarın neyi yapıp neyi yapmayacaklarına dair bir güven verebilirlerdi bugün.
Ahmed-i Hânî'ye Cumhurbaşkanlığı ödülü, umalım da bu uğursuz pragmatizm, popülizm ve oportünizm kısır üçgeninden kurtulmalarına vesile olsun artık.

