Emir Sarıgül’ün ifadesi de sızdı nitekim!
Sizin de dikkatinizi çekiyor mu? 21 Ekim’de “kara para aklama” soruşturması kapsamında gözaltına alınıp tutuklanan Emir Sarıgül’ün ifadesi de hiç şaşırtıcı olmayan bir biçimde kamuoyuna sızdı.
Aynı tarihte fon soruşturması kapsamında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski başdanışmanı 2023 seçimlerinde AK Parti’nin seçim kampanyasını yöneten, “Türkiye Yüzyılı” sloganının mimarı olarak gösterilen (reklamcı Mehmet Kaya, bu fikrin kendi ajansından alındığını iddia etmişti) eski AK Parti Milletvekili Ertan Aydın’ın içinde olduğu toplam 31 kişi gözaltına alındı; bunlardan 23’ü tutuklandı.
Fon soruşturmasında gözaltına alınan ve tutuklanan bütün isimler Emir Sarıgül gibi savcılığa uzun uzun ifade verdiler. Örnek olması açısından söyleyeyim; Emir Sarıgül kamuoyunda ne kadar popülerse… Mesela Ertan Aydın, mesela Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Konseyi’nde görev yapan Emre Alkin, mesela Sabah gazetesinde yazılar yazan Kerem Alkin, mesela Türkiye Sigorta Genel Müdürü Taha Çakmak, mesela fon soygununun sembolü haline gelen Fatma Betül Sayan Kaya’nın yakını olan Erdin Özel de o kadar popüler isimler…
Ama bu isimlerden tek bir tanesinin bile ifadesi kamuoyuna sızmadı.
Ne hikmetse, devletin bütün gücünü ve imkânlarını kullanarak “Türkiye Yüzyılı’nın soygun düzenini” kuranların savcılık ifadeleri ise bir türlü kamuoyuna sızmıyor.
Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik eski Genel Müdürü Taha Çakmak ne anlattı savcıya bilmiyoruz, Yeni Partili, İYİ Partili olsaydı ifadesi kamuoyuna sızmaz mıydı?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski başdanışmanı, 2023 seçimlerinde AK Parti’nin seçim kampanyasını yöneten, “Türkiye Yüzyılı” sloganının mimarı olarak gösterilen (reklamcı Mehmet Kaya, bu fikrin kendi ajansından alındığını iddia etmişti) eski AK Parti Milletvekili Ertan Aydın’ın savcılık ifadesi neden kamuoyuna sızmadı?
Mesela Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergün… Mesela AK Partili bürokrat Abdülkadir Özkan… SPK Daire Başkanı Erman Çete… Türkiye Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Gürol Sami Özer.. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı, eski BDDK üyesi Mustafa Balcı’nın oğlu İskender Balcı…
Savcılık ifadelerinde neler söylediler… Fon soruşturması kapsamında 100’ün üzerinde tutuklu var, neden bir tanesinin bile ifadesi kamuoyuna sızdırılmadı.
TERA’nın sahipleri neler anlattı, niye kamuoyuna sızdırılmıyor?
Neden?
Fon soyguncularının ifadeleri sızdırılmıyor çünkü işin ucu iktidara dokunuyor. İktidar böyle anlarda daima TCK 285’te düzenlenen soruşturmanın gizliliğinin ihlali suçunu hatırlıyor; “lekelenmeme hakkı” ve “masumiyet karinesi” gibi hukukun temel güvenceleri birden akıllarına geliyor.
Ama işin ucu muhalefete dokunduğunda savcılık ifadeler, iddianameler sızdırılıyor ve iktidar medyasında bire bin katılarak haberleştiriliyor.
Nitekim bakın Emir Sarıgül’ün ifadesi üzerinden iktidarın propaganda makinası, Sarıgül soruşturmasının dolandırıcılık ve cinsel saldırı iddialarının ötesine geçerek siyasi bir boyut kazandığı algısını kamuoyuna yerleştirmek için var gücüyle çalışmaya başladı yine... Mustafa Sarıgül’ün oğlu Emir Sarıgül ifadesinde “Babam, Özgür Özel’e elden şu kadar para verdi” demiş!
İktidar medyasında çarşaf, çarşaf Emir Sarıgül’ün “babam rüşvet verdi” ifadesi var.
Ama yüzbinlerce vatandaşı fonda soyanların bir tanesinin boy, boy haberini yapmıyorlar. Savcılıkta ne ifade verdiklerini neler söylediklerin merak etmiyorlar.
Mesela AK Parti’nin hukukçu Grup Başkanı isimleri fon vurgununa karışan AK Partili siyasetçilerle ilgili çıkıp “lekelenmeme hakları var, biz masumiyet karinesine önem veriyoruz” demişti. (9 Ekim 2026)
AK Partili Güler mesela çıkıp Yeni Parti lideri Özgür Özel’in hukukuna, itibarına da aynı hassasiyetle sahip çıkabilir mi? Günlerdir sesi çıkmıyor… Abdullah Güler çıkıp, “Emir Sarıgül bir iddiada bulunuyor. Bu iddiaları babasıyla yaşadığı husumet nedeniyle mi, baskı altında mı, yoksa tahliye edilme beklentisiyle mi dile getirdiğini bilmiyoruz. Söyledikleri henüz somut delillerle doğrulanmış, yargı kararıyla sabit olmuş değil. Dolayısıyla masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı gereğince, yalnızca bir kişinin beyanından hareketle Özgür Özel’in rüşvet aldığını kesin bir olgu gibi kamuoyuna sunmak hukuken doğru değildir” diyebilir mi?
Diyemiyor.
Fon vurguncularının lekelenmeme haklarını savunan AK Partili Güler, Özgür Özel’in lekelenmeme hakkını savunamıyor.
***
Fon soruşturmasında tutuklananların ifade tutanaklarının kamuoyuna sızdırılmamasının bir önemli gerekçesi de iktidarın dosyanın üzerini örtme, meselenin daha fazla tartışılmasını önleme ve soruşturmayı kamuoyunun gündeminden düşürme hesabı.
Ama fon soygununun patlamasının üzerinden 50 gün geçti ama kamuoyunun gündeminden düşmüyor.
Düşmez de… DEVA Partisi lideri Ali Babacan’ın tespitiyle ortada 25 milyon insanın etkilendiği, kaybın 173 milyar doları geçtiği, Cumhuriyet tarihinin en büyük bir soygunu var.
Ülkemiz siyasi tarihinde, iktidar mensuplarının adının rüşvet, yolsuzluk ve kamu ihalelerindeki usulsüzlük iddialarına karıştığı sayısız dosyayla dolu. Ancak fon vurgununda önemli bir ayrıntı var. Bu kez iktidar siyasetçilerin ve bürokratların isimleri, doğrudan vatandaşların birikimlerinin hedef alan bir vurgunla anılıyor.
Geçmişteki tartışmalar kamu kaynakları üzerinden yürüyordu. Bu kez ise meselenin merkezinde doğrudan vatandaşın cebindeki para var.
Elbette denetleyici kurumlardaki görevden almalar ve yeni atamalar önemli. Ancak millet, SPK Başkanı’nın görevden alınmasından çok, vurgunu yapan siyasetçilere ne olacağına bakıyor. Neşterin bürokraside ismi bilinmeyenlere vurulurken ismi direk iktidarla ilintili olan arkasında siyasi koruma olanlara vurulmadığını görüyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önünde ilk kez belki de en çetin siyasi ve ahlaki sınavlardan biri var. Tercihini milletin hakkından ve hukukundan yana kullanıp, neşteri ucu uzandığı yere kadar vurarak partisinde yanında yöresinde ciddi bir arınma sağlayabilecek mi? Yoksa birkaç bürokratla sınırlı mı tutacak?
İktidar bir Emir Sarıgül değil on Emir Sarıgül’ün ifadesiyle bile kamuoyunun gündeminden fon vurgununu düşüremez. Ve her geçen gün aleyhine işlediğini iktidara yakın gazeteciler, iktidarın kendi siyasetçileri dillendiriyor, sosyal medya hesaplarından feryat figan Cumhurbaşkanı’na “bu satırlarımız size ulaşmayacak biliyoruz” diyerek çaresizce sesleniyorlar.
Erdoğan’ın uçağındaki gazetecilerin “sesimiz size ulaşmayacak, biliyoruz” demeleri Beştepe’de ayrı bir sorunu işaret ediyor. Bu ayrı bir trajedi.
