Asıl soru: Bu nasıl mümkün oldu?

Fon soygunu hakkında öncelikle “Bu nasıl mümkün oldu?” diye sorulmalıydı. Soranlar olmadı değil ama işin bu tarafı, ister istemez, “Kim yaptı?” sorusunun gölgesinde kaldı.

Öyle görünüyor ki bir müddet daha yine “Kim yaptı?” sorusuna cevap aramakla meşgul olacağız. Çünkü işin galiba siyasi mahiyeti ve bazı hususi yönleri birtakım noktaların karanlıkta bırakılmasını icap ettirmiş durumda. En azından -görünen o ki- bu meselenin ele alınışında pek şeffaflık gözetmiyor ilgili makamlar.

Hatta belki de “Bu badireden kaç kişiyi kurtarsak kârdır” diyenler bile olabilir. Karşımızdaki tablo itibarıyla bu yönde bir kuşkunun temelsiz olduğunu hiç kimse iddia edemez herhalde.

Bu çerçevede kamuoyu “Kim yaptı?” sorusunun cevabını eldeki parçaları birleştirerek ortaya çıkarmak zorunda. Bu doğrultuda çaba harcıyor herkes. Dolayısıyla da “Bu nasıl mümkün oldu?” sorusuna bir türlü sıra gelmiyor.

Ama ne olursa olsun bu hususa da projektörleri çevirmemiz lazım. Böylesine muazzam boyutlarda bir hırsızlık organizasyonu birkaç uyanık bankacının kendi kendilerine kotardığı bir iş olabilir mi diye sormaktan geri durmamalıyız.

Zaten sorulmadığı müddetçe hiç kimsenin vatandaşa izahatta bulunacağı yok.

Adeta, maçın son dakikalarında “Kalan süreyi gol yemeden atlatalım” diyerek sahada boyuna top çeviren futbolcular gibi bizim yetkililer… Sanki vakit kazanmak için top çeviriyorlar. Hiç acele etmiyorlar, hep ağırdan alıyorlar.

Anlaşıldığına göre sürecin en başından beri böyle bu… Hep ağırdan almışlar…

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek’in operasyondan 10 ay önce bazı fonlarda gerçekleşen manipülatif işlemler hakkında uyarıda bulunduğu ortaya çıktı.

Bundan tam bir yıl önce, 4 Kasım 2025’te şunları söylemiş: “Bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz, o alanda da bir düzenleme eksikliği olduğunu biliyoruz.”

Şimdilerde öğreniyoruz ki Şimşek’in söz ettiği “düzenleme” ancak yedi ay sonra gerçekleştirilmiş. Yani bu yılın haziranında. Neden bu kadar beklenmiş bilmiyoruz.

Dahası bu düzenlemeden sonra da Eylül ortasına kadar yine değişen bir şey olmamış. Soygun düzeni, üstelik hacmi ve boyutları daha da büyüyüp katlanarak, devam etmiş.

17 eylülde düğmeye basılıncaya kadar milyarlarca lira daha kaybedilmiş.

Birinde yedi ay, ikincide üç ay niçin ve neyin beklendiği hâlâ meçhul. Üstelik şimdi üçüncü bir bekleme süresi daha çıktı karşımıza.

Skandalın patlamasının ardından geçen bir buçuk da ay yine bir şeyleri bekleyerek geçti. Bu sefer hep beraber bekledik…

Devlet kurumlarının şaibeli fonlarda kalan paralarının miktarı açıklansın diye bekledik…

Vurguncuların tam listesi ortaya çıksın diye bekledik…

Ucu nereye kadar gidecek bakalım diye bekledik…

Bu bekleyiş daha ne kadar sürecek diye bekledik…

Hâlâ bekliyoruz...

Bütün bu bekleme sürelerinin izahı nedir diye merak ediyoruz hepimiz ama cevap veren yok.

Gelgelelim her geçen anın zarar demek olduğunu çok iyi biliyoruz.

YORUMLAR (11)
11 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.