Öğretmenler eylemde Bakan nerede?
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenler, seslerini duyurmak için Ankara’da süresiz açlık grevine başladı. Verilen sözler tutulsun istiyor, haklarını arıyorlar.
Eylemdeki öğretmenler, yetkililerle konuşmayı bekliyor. Fakat kaç gündür karşılarında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i bulamadılar. Bakanlık yetkilileri yerine sadece polisle muhatap edildiler.
Nahoş görüntülerini izlemişsinizdir.
Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak’la Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Başkanı Eren Edebali dahil, pek çoğu sert, orantısız müdahalelerde gözaltına alındı.
Bilmem hatırlatmama gerek var mı, bu ülke daha 2 ay önce Kahramanmaraş’taki okul katliamıyla sarsılmıştı.
Okulda şiddet ve akran zorbalığının nedenleri bulunacak, üstüne gidilecek, hem psikolojik hem fiziki tedbirler alınacak, şiddete özendiren kötü örneklerden çocuklar korunacak, öğrencilerin kendini güvende hissetmesi sağlanacaktı.
İktidar kapsamlı tedbir paketi hazırlıyordu. Bakan Tekin saldırıdan 9 gün sonra, 24 Nisan’da güvenli okul iklimi için hayata geçirdikleri yeni karar ve uygulamaların hayırlı olmasını dilemişti.
“Çocuklarımızın güven içinde büyümesi, öğretmenlerimizin huzurla görev yapması için attığımız bu adımlar” diyordu. Ancak Bakan Bey, o adımların ne olduğuna bir daha değinmedi.
Bir konuşmasında öğrencinin öfkesini takip edeceklerini, hangi öfke diline maruz kalıp etkilendiğine dikkatle yaklaşacaklarını anlattı. Tekin neler yaptıkları hakkında başka da bir gelişme anlatmadı bize.
Yusuf Tekin’in X hesabına baktım. 25 Nisan’da, ayrı bir bağlamda, “eğitimle birlikte aileyi daha da güçlendireceğiz; öğretmenin vakarını, otoritesini ve rehberliğini tahkim edeceğiz” müjdesi vermiş.
Yalnızca 2 ay sonra öğretmenin vakarı, otoritesi Ankara’da aile boyu yerlerde sürüklenirkense Bakan Tekin ortalarda yok. Öğretmeni, aileleriyle böyle mi tahkim edeceklerdi?
Konuşma taleplerine cevap vermediği gibi, Milli Eğitim Bakanı eylemdeki öğretmenler için tek kelime dahi etmiş değil.
“Okullarımızı, evlatlarımızın kendini emniyette hissettiği, emeğinin karşılık bulduğu, birlikte yaşamanın adabını öğrendiği mekânlar olarak daha da güçlendireceğiz” sözü de ona aitti.
Öğretmenler emeğinin karşılığını bulamaz, emniyette hissedemez ve adâbıyla muamele göremezken bunları okullarda güçlendirmek mümkün mü?
Bırakın mülakatı kaldırmayı, okulda şiddet gibi hayati bir sorunda bile Bakan sözlerine sahip çıkmıyor, hepsi havada kaldı.
Dahasını söyleyeyim mi size?
Meclis Okul Saldırılarını Araştırma Komisyonu, önceki gün Kahramanmaraş’taydı. 3 gün ilgili tarafları dinlediler. AK Parti’li Başkanı Yusuf Beyazıt, haftaya da Ankara’da eğitim sendikalarını dinleyeceklerini açıkladı. Okulda şiddetle ilgili tespit ve önerilerine raporlarında yer vereceklermiş.
Öğretmen sendikacılarını gözaltında mı, polis ablukasında mı, açlık grevinde mi dinleyecekler?
BAKAN TEKİN’İ OYALAMAYIN DEVRİMLER YAPIYOR
O sırada Bakan Tekin, CHP’deki mutlak butlan kriziyle meşgul. Zihni muhalefete lâf yetiştirmekle çok dolu, öğretmenlerin sorunlarıyla mı oyalanacak?
Özgür Özel’i Tosun Paşa’ya benzetiyor, üniformasını da İmamoğlu’nun giydirdiğini söylüyor. Milli Eğitim Bakanı’mız işte böyle çok kaliteli, pek seviyeli polemiklere odaklanmış durumda.
Bir de müthiş müfredat devrimlerini duyuruyor, başından aşkınlar.
Derslerde Haçlı seferine Haçlı saldırısı, Bizans’a Doğu Roma, coğrafi keşiflere sömürgeciliğin başlangıcı, Ege’ye Adalar Denizi, Orta Asya’ya Türkistan denecek. Tarih bilincimizin akışını değiştirecek reformu da bu.
Bunca zamandır kasten Haçlı Seferi, Bizans, Ege, Orta Asya, coğrafi keşifler filan diye anlatıyorlarmış bize. Haçlı saldırısı, Doğu Roma, Türkler, somürgeciliğin başlangıcı olduğu anlaşılmasın diye.
Eğitimde asrın komplosu düzeltildi yani. Kuşaklar boyunca beynimiz yıkanmış meğer. Bakan Bey ortaya çıkardı. Yoksa hangimiz, nereden bilecekti işin aslını?
Eğitime maarif, bilime ilim, sağduyuya aklıselim, ince zevke zevkiselim, temiz kalbe kalbiselim deyip ismini Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli koymayı da reform sanmıştı. Kelime oyunlarıyla değerler eğitimi verebileceğinizi zannetmenin neticesi ise ortada.
Yapay zekâ çağında Milli Eğitim Bakanı’nın uğraştığı şu müfredat devrimlerine bakar mısınız Allah aşkına! Geçmişle bağlarımızı düzeltmekten başını alıp çocukları geleceğe hazırlamaya vakit bulamıyor. Öğretmenlerin derdine kulak vermeye mi fırsat bulacak?
Bu işin sonu, şu okullar olmasa Maarif’i Osmanlı paşası gibi çok güzel idare etmeye kadar gider.
