Sadık Abi'yle Hatay'ın garip kalışları

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ismini vermeden sahip çıktığında 24 Ocak'tı. Fakat Hafize Gaye Erkan, şubat başında Merkez Bankası Başkanlığından ayrıldı.

Üstelik Erkan'ın istifasının gerekçesi ile Erdoğan'ın Erkan'a desteğinin gerekçesi aynı. Ekonomide zor yakalanan istikrar ve güven hedefteydi, bozacak kampanlayar başlatılıyordu; Merkez Bankası rezervlerinin yükselişinden rahatsız olan dedikoducu fitne tüccarları, bir kaşık suda fırtına koparıyordu. Ama umursanmayacaktı.

Erkan yine de uğradığı itibar suikastından ailesini ve evladını korumak için görevden affını istediğini açıkladı.

Gerçek enflasyonu ondan öğreniyordu; Erkan, apartman görevlileri Sadık Abi'yi de siyaset ve TÜİK literatürüne katmıştı.

Fikrini ne değiştirdi, Sadık Abi niye garip kaldı; bilinmez.

Bir bilinmez garabet de Hatay'ın garip kaldığının bizzat Cumhurbaşkanınca dile getirilmesi.

Erdoğan, CHP belediyelerinin engellediğini yalanladığında 30 Ocak'tı.

Şöyle ortaya koymuştu:

"Halka eser, hizmet götürememenin bahanesi olmaz. Bakmayın birilerinin 'engellendik' edebiyatı yapmalarına. Şu anda 'engellendik' diyenler, AK Parti belediyelerinin aldığı paralardan çok daha fazlasını aldılar ve alıyorlar. Bunların tamamı safsatadan ve sorumluluktan kaçmaktan ibarettir."

Sadece İmamoğlu ile Yavaş'a değildi bu mesaj. Hiçbir muhalefet belediyesine, 'engellendik edebiyatı' yapma hakkı tanımıyordu.

Oysa 3 Şubat'ta Hatay'da seçmene şunu hatırlatan da kendisiydi:

"Hatay, kamu yatırımlarını noksansız alsa da yereldeki vizyon eksikliği nedeniyle potansiyelini açığa çıkarmakta zorlanan şehrimiz. Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay'a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı."

Muhalefet adayını başkan seçen şehirlere ayrımcılık yapılmıyor, seçmen cezalandırılmıyor, belediye hizmetleri engellenmiyorsa niye garip kalmış olabilir Hatay?

DEPREM BAĞIŞLARINA NE OLDU?

Bugün 6 Şubat, üstünden bir yıl geçti. Kaldırılamayan enkaz, kurtarılamayan canlar ve 50 bin kayıp; dile kolay.

Hadi önümüz seçimdi, siyasetçiler enkazdan oy kurtarma telâşına düşmüştü... Depremzedelere TV'lerden bağırarak bağış sözü verip de yerine getirmeyen kodamanlara ne oluyor!

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, söz verdiği bağışı yatırmayanların tespit edildiğini paylaşmıştı.

Eksik bağışların tamamlanması için de muhataplarla görüşmeye devam ediyorlardı.

Hatırlarsanız, Türkiye Tek Yürek kampanyasında toplam 115 milyar lira taahhüt edilmişti.

Yerlikaya'nın açıklamasına göre bunun 85 milyar 697 milyon lirası toplanmıştı. 56 buçuk milyar lirası da deprem bölgesi için kullanılmış.

Yani fire, 9 aydır aynı duruyordu. 30 milyar lira açık vardı hâlâ.

Canlı yayına bağlanıp yardım şovu yapanların bir kısmı, ortadan kayboldu. Bir yaptırımı da yok, bağışladıkları parayı yatırmaya zorlayamıyordunuz.

Tek yaptırımı, ifşa ve rezil etmekti. AFAD'ın biraz daha bekleyip ifşa edeceği yazılmıştı.

Yıl oldu ama bağış yüzsüzlerinden haber yok.

Bağış şovmenleri, bütün TV'lerin ortak yayınına bağlanarak esip gürledi ama söz verdikleri parayı yatırmıyorlar.

İlk bir ayda, 115 milyar liranın yalnız 74'ü yatırılmıştı. Düşünün; kamu kurumlarının söz verdiği rakam bile bundan fazlaydı, 90 milyar lirayı geçiyordu.

Para dökerek yapamayacakları reklamı bedavaya getirenler nerede?

Depremzedeler üstünden bağış gösterisi yapanlara o platformu, o şov fırsatını sunanlar da sessiz.

Bu gidişle milletin parasının, millete bağışmış gibi gösterildiğiyle kalacak, gerisi yalan olacaktı. Öyle de oldu gibi.

YORUMLAR (64)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
64 Yorum