Toplumun harcını çözecek halksız “Halklar” nutku
Ruslar, aile ve kabile adlarını millet yapmayı pek severler. Biz yetmiş iki buçuk millet diyerek millet sayısını değil çokluğu ifade ederiz. Onlar kendi egemenlik alanındakileri yüzlerle sayarlar. Neredeyse her mahalleden bir millet çıkarma maharetini gösterirler. Mesela nüfusça en küçük ülkelerden birine, Kırgızistan’a gidin, “Kırgızistan’da yüz yirmi millet yaşıyor” derler. Küçücük şehirlerde de sayı yüzlü rakamlardadır. Sayının tez tez arttığını da yıllara bakarak görürsünüz.
Rusların, egemenlik kurdukları yerlerde etnik kompartımanlar yaratmaları devlet yönetmenin ana ilkelerindendir. Tek kimliğin hâkimiyetini böyle sağlarlar. Çağın millî devletlerinde birliği sağlayan tek kimlik vardır. Aslında Rusya’da da tek kimlik, Rusluk esastır. Diğerleri Ruslukla eşit değildir. Altta çekişirler.
“HALKLARIN KARDEŞLİĞİ” SLOGANI RUSLUĞU KORUMA KALKANI
Hani hep hatırlatıyorum ya, bazı sosyalist ve İslâmcı görünenlerin genellikle dediklerinin tersini anlayacaksınız. Acaip ve yaygın bir sahtekârlıktır. Hep aynı örneği veriyorum, barış derken savaşı kastettikleri hiç şaşmaz. İslâm da kelime manası itibariyle barış ve esenlik demektir. Bizim din kullanıcılarının hem bunu söyleyip hem de barış ve esenliği bombalamakta Elkaaide’ye, Tâlibân’a ve İşid’e ne kadar yakın durduklarını görür ve şaşarsınız.
Safiyetle duydukları gibi anlayanlar olur. Bizim sosyalistlerin ve dindarların önemli bir bölümü bu gruba girer. Sosyalistlerin, barış derken savaş kastetmeye benzer terslikleri diğer kavramlarına da yansır. Halkların kardeşliği daha temel bir kavramdır. Onda kardeşliği söyler görünür, düşmanlığı körüklerler.
Rusya’ya bakın, “halklar” diyenler böyle böler, ayırır, kavga ettirler. O kapışmayı kenardan keyifle seyrederler. Kavga edenlerden yenen de yenilen de Rusluğa sığınır. Mühendisliğin basit görünen sağlam kurgusu böyle işler. Şimdiki Rus dediğimiz nüfusun yarıdan çoğu, zorla, makam ve imkân vererek, en çok da bu ve benzeri yöntemlerle Ruslaştırılmış olanlardır. İşte size halklar.
LENİN’İN MİLLETLER NAZARİYESİ
Rus Milliyetçiliği her rejimde değişmezlerdendir. Sosyalist rejimde Rusluğun daha çok merkezde olduğunu görürsünüz. Ruslar, Rusluk etrafında birleşmeyi bölerek sağlamayı ilke edindiler. Sovyet Rusyasında Lenin’in milliyetler nazariyesi böyle işler.
Rejimin temel kavramını tekrar tekrar hatırlatmalıyım: Halklar ve halkların kardeşliği üzerinden giderler. Bu hümanist ve romantik ökseye, safiyane kolayca kapılanlar olur.
Bizde sol-sosyalist gelenekte de kullanılır. Farkı, ana ilkeyi tekrar ederek söylemem gerekecek: Sovyet Rusyası, böldüğü gruplar arasında mikro milliyetçiliği azdırır ve kavga ettirirdi. Şu etnik topluluğu diğeriyle zaman zaman boğuşturan rekabeti sık görülürdü. Fakat merkeze bağlılığında problem olmazdı. Bayrağa ve parti devletinin ilkelerine karşı saygıda kusur etmezlerdi. Yani doktrin kurgusunun vardığı her durumda Rusluk kazanırdı. Şimdi sosyalizm gitti ama bu kural gitmedi.
Dışarıya nasıl ihraç edildiğine de bakalım. İçerde kullanılan halklar tabiri ile diğer ülkelerde kullandırdıkları farklıydı. İçerde Rusluğu güçlendiren ayırımcılık, dışarda egemen güce karşı ayaklanmayı temine yarıyordu. PKK’nın, Dem’in kullandığı kavramlara bakın, aynıdır.
“HALKLAR” DİYENLERİN HALKI VAR MI?
Kürtlerle Türkler kardeştir. Bu kardeşlik retorik değil, bin yılın gerçeğidir. Stalinist PKK ve türevlerinde devleti kuran unsura zerrece dostluk etmemek ana ilkedir. Halklar dediklerinde Sovyet uygulamasına benzeyen sadece bölücülük tarafıdır. Bölücülüğün esası da Rusların içerde uyguladıklarından farklıdır. Orada Rusluğa karşı bir tavır akıllardan geçmez. Türkiye’de Türklüğe karşıdırlar. Devlete karşıdırlar. Toplantılarında, mitinglerinde bayrak bile asmazlar. İstiklâl marşını söylemezler.
Yani halklar derken bir ve kardeş kabul ettikleri arasında başkaları, özellikle bu devleti kuran Türk yoktur. İdeolojik kurgu burada her yalana yanlışa izin verir. Mesela kurucu unsur zalimdir. Sadece PKKlıların değil halkların düşmanıdır. Soykırımlar yapar. Kötülerin kötüsüdür.
Bunları derken Türkiye’nin bütün imkanlarından en yüksek seviyede faydalanırlar. İşin tuhafı bunu en demokratik ülkelerde yapmak en ağır suç olduğu halde burada serbestçe yaparlar. Tersliklere bakar mısınız?
Halklar kardeşlik kavramı değildir. Yaptıklarına bakın anlarsınız. Halklar demeleri ve durmadan ezildikleri sızlanışı hayatlarıyla terstir. Nasıl yaşadıklarına bakın anlarsınız. Silah tehdidi her hallerinde devam ediyor. Bakın anlarsınız.
Şimdi Apo’ya özgürlük diyorlar. O ne derse o diyorlar. Önce ona statüsü verilsin diyorlar. Onunla müzakere edilsin, muhatap odur diyorlar. Bir yıl önce kayıtsız şartsız silah bırakacağı söylenen PKK ve Dem’in ön şartı bu. Son şartlarının ne olduğu, söylenmese de belli. Nereye gideceği de belli.
Benim ilk tahminim de, bir yıldan sonraki görüşüm de aynı. Bu iş çıkmaza varır. Bu toplum bu bozgunu kaldıramaz. “Teklifin ne?” derseniz, madem öyle bir de şu “halklar” dediklerine sorun derim.
