“Yeni”ye dair düşünceler
Kılıçdaroğlu için birkaç satır:
-Kılıçdaroğlu’nun “Helâlleşme”si iyiydi. CHP’nin bagajlarının farkına varıldığının ve ondan “arınma”nın işaretiydi.
-“6’lı masa” CHP’nin farklı sosyo-kültürel tabanlara hitap eden partilerle birlikte yol yürüme girişimiydi. Bir anlamda Özgür Özel’in “Türkiye ittifakı” söylemine denk düşmekteydi. O süreç, bütün aradaki sakatlıklara rağmen Kılıçdaroğlu gibi birisine yüzde 48 oy getirdi.
-Şu andaki Kılıçdaroğlu, CHP’yi inkıraza sürükleyecek bir iktidar aparatı gibi gözüküyor. 18-19 Mart operasyonlarına benzer bir operasyon. İnsan, CHP’ye genel başkan olmuş birisinin böyle bir operasyonun ana parçası haline gelebilmesini anlamakta zorlanıyor.
-Kılıçdaroğlu operasyonu ters tepti, bu açık. Gelinen noktada Kılıçdaroğlu, umre – hac ziyaretlerinde, elinde bayrağı ile “Kafile beni kaybetti” diye dövünen bir kafile başkanına benziyor. Son Özgür Özel hamlesi ile “içi boşalmış bir CHP”nin flaması, bütçesi, binaları ve başkanlık statüsü ile ne yapacak, Türkiye bu ibretlik siyaset sahnesini seyredecek.
-Bundan sonra iktidar için Kılıçdaroğlu ne anlam taşıyor, bunun ibretlik sonuçlarını da göreceğiz. Yaşanan süreçte epeyce bir CHP’li belediye başkanı AK Parti’ye geçti, yani muhalefetten iktidar safına geçmek normalleşti, acaba Meclis’teki bir oylamada, Kılıçdaroğlu’nun yanında kalanlar da, iktidarın kurguladığı mesela bir anayasa değişikliği oylamasında Cumhur İttifakı gibi oy kullanırlar mı?
Yeni Parti hamlesi:
-Salı gününden itibaren Türkiye siyaseti artık “Yeni” bir siyasi parti ile hareketlenecek. Özgür Özel, deyim yerinde ise, CHP’yi aldı götürdü. CHP adına son grup toplantısını, CHP’nin içini boşaltacak bir eylem haline dönüştürdü.
-Şu anda 100 civarında CHP milletvekili istifa ederek Yeni Parti’ye geçme yarışında.
-Düne kadar CHP il başkanlığı yapanlar, bir kısmı Butlan ekibince ihraç edilmiş olanlar dahil, Özgür Özel ile buluşup birlikte yolculuğa soyundu.
-Özgür Özel’in sokakta bir karşılık bulduğu açık. Bu “Yeni” hareket için sınav, sokaktaki karşılığın içinden bir iktidar çıkarıp çıkaramama sınavı olacak.
-Daha önce “Özgür Özel’in cam tavanı” başlığı ile yazdım. “CHP’nin cam tavanı”nı Özgür Özel liderliğindeki parti, 2024 mahalli seçimlerinde Ekrem İmamoğlu – Mansur Yavaş ve diğer etkili adaylarla, yüzde 37 oy alıp birinci parti haline gelerek aşmıştı. Ama yüzde 37 oy, merkezi sistemde birinci çıkmak için yetmiyor. Oranın şartı yüzde 50 artı 1.
-Şimdilerde kimi kamuoyu araştırmacıları, “Yeni” hareketi, uçuk oy oranları ile parlatıyorlar. Sokak görüntüleri de siyaset arenasının farklı bir heyecan yüklendiğine işaret ediyor.
-Ama, siyasetin mutfağında kurmay kadro daha realist değerlendirmeler yapmak durumundadır. Uçmak kolay, yere kapaklanmak yüz kızartıcıdır.
-Özgür Özel, “Yeni parti”nin ufkunu açıklarken “Türkiye İttifakı”ndan söz etti. Sosyal, sosyalist, muhafazakâr, liberal, Kürt…. Bütün “demokratlar”la birlikte yürüme düşüncesini dile getirdi. Anadolu’nun bütün renkleri kucaklayan düşünce birikimine atıfta bulundu.
-Bu çerçeve alımlı. Cumhur İttifakı’nın daha homojen yapısına karşılık daha heterojen bir çerçeve. Heterojen, yani farklılıklardan bir ahenk üretme arayışı.
-Kolay mı? Zor. Zorluk, tüm bu alanların, sokaktaki akışta bir mecraya doluşması niteliğinde kendiliğinden bir buluşma gerçekleştirmesindeki zorluktur. Evet, Özgür Özel etrafında akan sokak görüntüleri, her çevreden insanın spontan buluşması gibi görülüyor. Bu böyle sandığa kadar büyüyerek devam eder mi? Başka örneklerde (mesela Tayyip Erdoğan ve Ak Parti büyümesi gibi, Menderes, Özal hareketleri gibi) bunun mümkün olduğu görülüyor.
-Gene de önemli bir zorluk, “Türkiye ittifakı” içinde yer alması beklenen sosyo – kültürel katmanların şu veya bu siyasi partide kurumsal nitelik kazanmış olmasıdır.
Birbirine çok yakın sosyo-kültürel tabanlara sahip dört parti (Saadet, Yeniden Refah, DEVA, Gelecek) bile nasıl bir ittifak çerçevesi oluşturacakları konusunda zorlanıyorlar. Kamuoyu araştırmalarında “Diğer” diye nitelenen yapılarda bile genel başkanlıktan geçtik, genel başkan yardımcılıkları, MYK üyelikleri hatta il – ilçe başkanlıkları bile terkedilemez makamlar haline geliyor.
-Daha farklı eğilimleri “Yeni bir Türkiye” idealinde buluşturmak, hem o “Yeni”nin muhtevasını belirlemeyi, hem de onun hangi kadrolarla gerçekleştirileceği gibi çetin meseleleri “masa”ya getiriyor. Oysa “Masa”nın çok cazip bir imajı yok. Cumhur İttifakı’nda masada tek belirleyici var. İrade teslimi gerçekleşmiş durumda. Gelecek için peşin angajmanlar söz konusu. Oysa bunca “demokrat”ı bir araya getirecek “masa” hayli zorluklar içeriyor.
-Ne bileyim ben, belki de bunca zorlukların içinden geçen ülkenin geleceği için kendini aşan – parti önceliğini aşan liderliklere sahibiz de, şu sarsıntılar içinde onlar devreye girecek ve yeni bir dönem başlayacak.
