Enver Paşa’nın tenhalığı
Tarih bazı isimleri yalnız yürüyüşleriyle hatırlar.
Kâmil Veli Nerimanoğlu, Azerbaycanlı bir mütefekkir olarak, Enver Paşa’yı tek cümleyle anlatır:
“O, her yerde tenhadır. İnsanların arasında tenhalık, Enver Paşa’nın şahsiyetinin sırlarındandır.”
Bu, bir yalnızlık tarifi değildir. Bu, bir hâlin adıdır. Bir kaderin adıdır.
Tenhalık, önden gitmenin adıdır; yük almanın ve bedel ödemenin.
Kahramanlar, her nesilde yeniden yaşarlar; yeniden çağrılır, yeniden sınanırlar.
Kahramanlık, herkesin taşıyabileceği bir yük değildir. Herkes kahraman olamaz; bu yüzden kahramanlar tektir ve tenhadır.
Büyük rüyalar tek bir yürekte taşınır.
Enver’in rüyası da büyüktü; tenhaydı.
O, milletinin kaderine inanmıştı.
Bu inanç, Belcivan’da (Türkistan’da) şehadetle mühürlenen bir ömre dönüştü.
Bir rüya, kurşun sesleri arasında tamamlandı.
Enver Paşa yalnızca güzel hayaller kurmadı. Türk milletine, hayaller kurabileceği bir vatanın mümkün olduğunu gösterdi.
Nerimanoğlu’nun işaret ettiği “insanların arasında tenhalık,” Enver Paşa’nın bir zayıflığı değil, tam da hakikatidir.
Enver’de, milletinin kaderiyle atan bir kalp vardı.
O kalp alkışla değil, inançla atmıştır.
Kahramanlar yol gösterir. Önden giderler.
Önden gidenlerin kaderi bellidir:
Tenhalık.
