‘We are the Champions’
Galatasaray’ın şampiyonluk gecesinde kupa şölenini izliyorum. Ramspark ışıl ışıl, müthiş bir gece… Kupa gecesi için zengin bir koreografi hazırlanmış. Her futbolcu farklı bir şarkıyla adeta ışık denizi içinden çıkarak sahneye geliyor.
Ama genel anlamda geceyi “We are the Champions” şarkısı aydınlatıyordu.
Bilindiği gibi İngiliz rock grubu Queen’in efsane şarkılarından biri olan “We are the Champions”, Freddie Mercury tarafından yazılmıştır. Şarkı 2009’da Grammy Hall of Fame’e alındı ve 2005’te düzenlenen bir ankette dünyanın en sevilen şarkısı seçildi. 2011’de yapılan bir araştırmaya göre ise popüler müzik tarihindeki en akılda kalıcı şarkısı olduğu sonucuna varıldı.
Spor müsabakalarında bir zafer marşı haline gelen “We are the Champions”, 1994 FIFA Dünya Kupası’nın da resmi şarkısıydı. Yayınlanmasının üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen bugün bile hâlâ popüler bir şarkı olmaya devam ediyor.
/Biz şampiyonuz, arkadaşlarım
Ve sonuna kadar savaşmaya devam edeceğiz
Biz şampiyonuz
Biz şampiyonuz
Eziklere zaman yok
Çünkü biz dünyanın şampiyonlarıyız./
Bir Galatasaraylı olarak bugün müthiş bir coşku yaşıyorum. Ama şunu da itiraf etmek gerekiyor. Çok agresif bir taraftarım. Kaybedilen maçların sonunda ne tür tepkiler verdiğimi kimsenin duymasını istemem. Bu yüzden Galatasaray maçlarını asla izleyemiyorum. Maç boyunca, televizyon ve radyoyu açmıyorum. Sonucu görmeyeyim diye telefona elimi bile sürmüyorum. Maçın bittiğinden iyice emin olunca, sonuca bakıp ya coşku yaşıyorum ya da öfkeli ama küskün bir şekilde hayata kaldığım yerden ve de kendi doğal penceremden bakmaya devam ediyorum.
Galatasaraylı olmak, zaman zaman benim için dayanılmaz bir ıstıraba da dönüşebiliyor. Galiba kara sevda gibi bir şey. Ama bugün güneşin şarkısı bizim için çalıyor. 4. kez üst üste şampiyon olmanın tadını doyasıya çıkarma zamanı.
Ve şimdi bir kez daha aynı şarkı çalıyor kalbimin tam orta yerinde…
/Şampiyonum Cimbomum
Türkiye’nin gururu
Taraftarın Cimbomu
Türkiye’nin gururu/
İnternette Galatasaray’la ilgili yazılmış şiirsel sözlere bakarken şöyle dizelere rastladım:
/Bizim buralarda bir oruç
bir de Galatasaray tutulur
Belki bir gün 4. yıldızı takacak
Tarih ilk bizi yazacak/
Ve işte o dördüncü yıldız takıldı.
Şampiyonluk coşkusu yaşamak elbette çok güzel. Ama madalyonu bir de başka yüzü var.
Kabul etmek gerekiyor ki; Türkiye futbolu maalesef Edirne’nin ötesine geçemiyor. Yarım yamalak da olsa belki biraz Galatasaray.
Bilindiği gibi Galatasaray, 1999-2000 sezonunda finalde Arsenal’i yenerek UEFA Kupası’nı müzesine götürmeyi başaran ilk ve tek Türk takımı. Bu yıl da Şampiyonlar Ligi’nde ilk 16’ya kaldı.
Açıkçası bir taraftar olarak bunlar benim için yeterli değil. İçeride her yıl şampiyon olsanız bile eğer Avrupa arenasında yoksanız, kendi mahallenizde sadece kendi şarkınızı söylemeye devam edersiniz o kadar.
Ancak haksızlık da etmemek lazım. Bu yıl Şampiyonlar Ligi’nde ilk sekize kalan takımların her birinin kadro anlamında mali değeri 1 milyar euronun üzerinde. Galatasaray’ın ise yaklaşık 360 milyon euro civarında.
Dolayısıyla her alanda olduğu gibi futbolda da slogan atarak, hamasetle milleti coşturarak güçlü takımlarla rekabet etmek ne yazık ki pek mümkün olmuyor. Ama biz milletçe hamaset işini çok seviyoruz. Mesela, iktidarımız her gün “Ekonomide şahlanıyoruz” nutukları atıyor ama fukaralık liginde şampiyonluğa koşmaya devam ediyoruz.
Unutmayalım ekonomide olduğu gibi futbolda da kendi kendimize “Avrupa Avrupa duy sesimizi!” diye yeri göğü inletsek de bu Avrupa sesimizi duymuyor ve bizi çok kıskanıyor!..
