Artık söz değil “icraat” diyen Ahmet Özer haksız mı?
Yerine kayyum atanan CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin mahkûmiyet kararını eleştiren MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye “Teşekkür ediyorum, ama biz artık icraat bekliyoruz, bu haksızlıklara son vermek için adım atmalılar” dedi.
Hiç kuşkusuz ki MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Ahmet Özer hakkında verdiği mahkûmiyet kararına itiraz etmesi; mahkûmiyet hükmünün hukuken ikna edici gerekçelerden yoksun olduğunu, evrensel hukuk ilkeleriyle bağdaşmadığını söyleyerek eleştirmesi kıymetlidir ve takdire şayandır.
Bahçeli’nin de işaret ettiği gibi bu hükmün kamu vicdanda hiçbir karşılığı ve makul gerekçesi yok. Hukuken suç unsuru olmayan bir dava dosyasında mahkeme mahkumiyet kararı verdi, oysa Ahmet Özer’in hukuken bir gün bile cezaevinde kalmaması gerekirdi. Nitekim ülkemizin ceza hukukçuları Ahmet Özer’in dosyasında suç olmadığını söylediler.
Mevcut ceza kanunlarımızın mimarlarından olan Prof. Dr. İzzet Özgenç hocamız sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada dosyada suç teşkil eden bir unsur olmadığını söylemişti:
“Esenyurt Belediye Başkanı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 30.10.2024 tarihli tutuklama talep yazısında gündeme getirilen hususlar (Soruşturma No: 2024/162302), kişinin terör örgütü üyeliğinden dolayı sorumluluğunu gerektirecek mahiyet taşımamaktadır.Bu açıklamalar, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrası çıkarılan KHK’ler ile mevzuatımıza ithal edilen ‘iltisak’ ibaresinin nasıl kötüye kullanıldığının bir göstergesidir.” (31 Ekim 2024)
Dosyada suç unsuru olmadığı ülkemizin ceza hukukçuları, muhalefet siyasetçileri tarafından eleştirildi. Nitekim mahkemenin verdiği mahkûmiyet kararı da kamuoyunda eleştiriliyor.
***
Ama önemli olan Bahçeli’nin tepki göstermesidir. Bugüne kadar yargının hukuksuz kararlarına isimler üzerinden itiraz etmeyen, eleştirmeyen, somut isimler üzerinden topa girmeyen Bahçeli ilk kez topa girdi. Evrensel hukuk ilkeleri üzerinden mahkemeyi eleştirdi.
Sebebi açık elbette. Ahmet Özer kararına anında bu kadar sert tepki göstermesinin siyasi nedeni kararın Terörsüz Türkiye sürecine zarar vermesi ve hükmün süreçle çelişmesidir. Mahkemenin verdiği kararla Terörsüz Türkiye sürecinin hedefleriyle taban tabana zıtlık taşıması ve “Terörsüz Türkiye” politikasını boşa düşürmesidir. Hukuki sebebi de kararın evrensel hukuka aykırı olmasıdır. Bu noktada Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yerli kanunlardan üstün olduğunun, bu iktidar zamanında 2004 yılında Anayasa’nın 90. Maddesine yazıldığını hatırlamak gerekir.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesini verdiği hükümle aslında “Terörsüz Türkiye” sürecinin öncüsü olan MHP liderini boşa düşürdü… Sayın Bahçeli’nin siyasal zeminde adım adım kurmaya, ilmek ilmek örmeye, iğne ucuyla kazıya kazıya inşa etmeye çalıştığı süreci zora soktu, kamuoyundaki Terörsüz Türkiye sürecine güveni zedeledi.
MHP liderinin bu kadar öfkelenmesi boşa değil, sözünü boşa düşürdü demem boşuna değil.
Çünkü MHP’nin hukukçu kurmayı Feti Yıldız’ın “Sayın Genel Başkanımızın ‘iki Ahmet’ diye tarif ettiği Ahmet Türk’le ve Ahmet Özer’in duruşmaları, davalarının seyri, içinde bulunduğumuz atmosfer ve komisyonumuzun amacı birlikte değerlendirildiğinde, mevcut uygulamanın komisyonun hedefini aştığı görülüyor. Ahmet Özer ve Ahmet Türk’ün göreve iadesinin önünde hiçbir sakınca yoktur” sözlerinin ardından kamuoyunda Özer ve Türk’ün görevlerine iade edileceğine dair büyük bir beklenti de oluşmuştu. (13 Ocak)
Feti Yıldız açıklamalarını bir şahıs olarak yapmıyor sonuçta. MHP’nin hukukçu kurmayının yaptığı yaptığı açıklamalar şahsi değil kurumsal. Sayın Bahçeli’nin aksine bir açıklama yapabilir mi?
Terörsüz Türkiye sürecinin devam ettiği bir iklimde, komisyon yasal düzenlemeler için hazırladığı raporun neredeyse son düzeltmelerini yaptığı bir ortamda, Ahmet Özer görevine iade edilmeyi beklerken İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi “PKK/KCK örgütü üyesi” olduğu gerekçesiyle Özer’i 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırmasına Bahçeli doğal olarak tepki gösterdi.
***
Gelelim CHP’li Prof. Ahmet Özer’in, MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye söylediği ‘Teşekkür ediyorum; ama artık icraat bekliyoruz, bu haksızlıklara son vermek için adım atılmalı” sözüne.
“İcraat” sözüyle neyi kastediyor? Bahçeli’nin mahkemeyi arayıp kararını değiştirmesini mi? Elbette hayır.
MHP elbette iktidarın resmi ortağı değil ama bir koalisyon ortağından daha güçlü durumda. Dolayısıyla MHP son bir yıldır yaptığı hukuk çağrılarını, uyarılarını artık bir icraata dönüştürmek zorunda. Ülkenin dört bir yanını saran adalet sorunlarına bir çözüm üretecek politikaların üretilmesini, adımların atılmasını sağlayacak düzenlemeler yapmak zorundadır. Yargılamada gerekçe standardını, delil değerlendirmesini, tutuklamanın istisna olmasını güvenceleyen düzenlemeler… AYM/AİHM kararlarının uygulanmasının yolunu açması gerekiyor. HSK’nın artık sistematik bir şekilde adaletsizlik üretmesinin önüne geçecek adımların atılmasına öncülük etmesi gerekiyor.
Söylemeye çalıştığım şu: Ülkemizin gök kubbesi altında ‘adalet’, ‘hukuk’, ‘yargı bağımsızlığı’, ‘adil yargılanma’, ‘şeffaf, etkin yargı’ üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan daha parlak, daha keskin, daha köşeli, daha dikkat çekici, daha güçlü cümleler kurabilen var mı?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmayı en çok sevdiği alanlar nitekim. Adaletin önemi üzerine yaptığı her konuşma bir hukuk manifestosu gibi… Hukuk üzerine konuşmuyor adeta destan yazıyor…
Peki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adalet konusundaki sözleri toplumda bir anlam ifade ediyor, karşılık buluyor, toplumda bir umut oluşturuyor mu? Yargı bağımsızlığın gerçekleşeceğine dair en ufak bir beklenti yaratıyor mu?
MHP’den yükselen hukuk çıkışları bir yıldır kamuoyunda haklı olarak bir umut, hatta beklenti oluşturdu.
Ama bu söylemlerin artık icraata dönmesi gerekiyor. Bahçeli’nin sözlerinin “sözde” kalmaması için de icraat göstermesi lazım.
En nihayetinde CHP’li Ahmet Özer’in söylediği de bu.
