Erken seçim sath-ı mailine girdik bile

Bugünkü iktidarın gündeminde çoktandır tek bir siyasi mesele var: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir dönem daha görevde kalmasını sağlamak için yapılması gerekenler.

Anayasaya göre bir kişi en fazla iki kez cumhurbaşkanı seçilebiliyor. Gerçi şimdiki cumhurbaşkanı bu görevde üçüncü dönemini sürüyor. Çünkü 2023 seçimlerinde “eski anayasa hükümlerinin şimdiki başkanlık sisteminde geçerli olamayacağı” gerekçesiyle yeniden aday oldu ve kazandı. Ancak bu sefer bir kere daha aday olabilmesi için birtakım engellerin aşılması icap ediyor.

İlk seçenek anayasanın değiştirilmesi ve iki dönem kuralının kaldırılması. Mamafih bunun için iktidar fazla istekli değil. Çünkü anayasa değişikliğini meclisten geçirmeye yetecek sandalyesi yok. Ola ki muhalefetin desteğiyle geçse bile bunu referanduma götürme riskini göze alamaz. Anayasanın değişmesi için en az 400 kabul oyu lazım. Bunun altında ve 360’ın üstünde kabul oyu değişiklik önerisinin referanduma gitmesi demek olur.

Erdoğan’ın yeniden adaylığı için ikinci yol ise en az 360 milletvekilinin “seçimin yenilenmesi” yönünde oy vermesi. Bu seçenekte de AK Parti, MHP, Hüda Par ve DSP milletvekilleri hiç firesiz kabul oyu kullansalar bile eksik kalan sandalye sayısı en az 34. Demek ki Erdoğan’ın tekrar aday olabilmesi için, yine Cumhur İttifakı’nın dışından destek alması şart. Ancak iktidar kanadı bu ikinci yolu şu veya bu şekilde kullanmak durumunda.

Halihazırda bağımsız 9 milletvekili var. Onların çoğu iktidara yakın. Ancak bu sayıdan daha fazlasına ihtiyaç olduğu aşikar. İyi Parti’nin 29 sandalyesi olsa da bu gruptan Erdoğan’a müzahir bir tutum beklemek muhtemel görünmüyor. 20 kişilik Yeni Yol grubundan destek alması da zor. Çünkü oradan yanına çekebileceği kişileri transfer edip yanına aldı zaten. CHP’den belki Butlan ekibi razı edilebilir diye düşünülüyor ama o da göründüğü kadar kolay değil.

Bu tabloda tek mümkün -belki de garantili- seçenek DEM Parti’nin yardım elini uzatması gibi görünüyor. Cumhur İttifakı’nın bu grupla ilişkileri Terörsüz Türkiye girişimi dolayısıyla gayet iyi. Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl “Şimdi AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, DEM olarak bu yolu beraber yürüme kararı verdik” diyerek DEM Parti’den koalisyonun üçüncü ortağı gibi söz etmişti de DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları buna karşı “Kesinlikle böyle bir ittifak yok” açıklaması yapmıştı. Partinin İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan ise “ilk defa bu kadar yapıcı, kapsayıcı ve sahiplenme gösteren” Erdoğan’ın sözlerinin “yanlış yere çekilmemesini” isteyerek, “Bu ittifak süreç ittifakıdır” demişti.

Anlaşıldığı kadarıyla DEM Parti cenahı Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı adayı olabilmesi için gereken vizeyi vermek konusunda ortada bir yerde duruyor. Kimileri partinin bu konudaki tutumunun netleşmesi için “Terörsüz Türkiye” girişiminin akıbetini beklemek gerektiğini düşünüyor. Kendileri de o yolda açıklamalar yapıyorlar. Ancak bunun şart olduğunu varsaymak fazla nahif bir beklenti olur. İmralı’yı memnun edecek bir düzenleme de DEM Parti grubunun desteğini yönlendirmede yeterli olabilir.

Cumhur İttifakı cephesinin rahatlığı buradan kaynaklanıyor belli ki… Bundan dolayı ellerinde bir garanti varmış gibi seçim tarihleri belirliyorlar, Meclisten erken seçim kararının hangi ay çıkacağını bile şimdiden söyleyebiliyorlar.

Tam bu noktada sorulabilecek soru şu: Peki, Cumhur İttifakının tabanı ne der bu işe? AK Parti ve MHP’nin daha önceki seçimlerde Altılı Masa’yı DEM Parti ile “olmayan” bir iş birliğiyle suçlamışlarken, şimdi ise kendilerinin “gerçekten” iş birliği yapmaları tabanlarında bir rahatsızlık ve problem oluşturur mu?

Bunun çok ciddi bir problem oluşturmasını beklememek gerekir. Daha doğrusu, iktidarın genel politikaları -özellikle ekonomik durum- tabandaki hoşnutsuzluğu had seviyeye çıkarmadığı takdirde böylesi politik savruluşlar tolere edilebilir. Ancak ülkenin gidişatından duyulan memnuniyetsizlik artacak olursa DEM Parti ile kurulacak ittifak seçmenin desteğini çekmesine “gerekçe” olabilir.

Öyleyse iktidar cenahının seçime kadar yapması gereken tek şey halkın sıkıntılarını azaltmaya çalışmak, bunun için de öncelikle ekonomik durumu düzeltmek olmalı.

Bu kadar basit yani… Ama aslında işin en zor tarafı bu. Zira ekonomide yaşanan problemler genel anlamda mevcut modelin yönetme zaafının sonuçları. “Her alanda çok mükemmel bir yönetim sergileniyor da harici bazı sebeplerden dolayı ekonomi kötü durumda” propagandasının geçerliği olmadığını görebilmek için bu ülkede yaşıyor olmak yeterli.

Dikkat ederseniz, iktidar partisinin “yönetim modelinin” değiştirilip önceki yönetim kadrolarının ya tasfiye edildiği ya da küstürüldüğü bir süreçte oldu ne olduysa. Özellikle 2013-2014 dönemecinden itibaren karar süreçlerinin aşırı kişiselleşmesi, kurumsal hafızanın zayıflaması, bürokrasiye inisiyatif bırakılmaması sonucunda olanlar oldu. Devlet işleri yönetilemez hale geldi. Söz gelimi AK Parti iktidarlarının ilk on yılında dolar kuru hep 2 TL’nin altındaydı, sonra birden bire yerinde tutulamaz hale geldi. Faiz, işsizlik, üretim vs. rakamlarında da aynı durum yaşandı ve ekonomi bu anafor içinde sürüklenmeye devam ediyor.

2023 seçimi öncesinde “son barutlar” harcandı. Ancak geçen süreçte “yönetim anlayışı” değişmedi. Dolayısıyla seçmenin iktidara yeniden kredi açması için bu sefer daha fazla çabaya ve daha fazla şansa ihtiyaç olduğu ortada.

Bugünlerde iktidar çevrelerinde alternatif çıkış yollarının konuşulmaya başlanmış olması birtakım adli operasyonlarla rakiplerin tasfiyesinin bile yeterli olmadığının görülmesi yüzünden olmalı. ‘Mutlak Butlan’dan sonra kimileri “ana muhalefet toparlanmadan” bir baskın seçim yapılmasını beklerken, tam aksine erken seçim tarihini normal seçim tarihinin 20 gün öncesine “ertelemek” sebepsiz bir tercih değil.

Ne var ki iktidar cenahının ayrıntılı erken seçim tarihi açıklamaları kamuoyunu “zihnen” seçim sathı mailine sokmuş oldu. Bu da var… Hep “erken seçim” konuşulacak bundan sonra. Hiçbir iktidarın istemeyeceği şey…

YORUMLAR (8)
8 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
SON YAZILAR