Değişmezler

Geçen yazılarımdan birinin başlığı şöyleydi: “Yapıyor çünkü yapabiliyor”. O yazıdaki hüküm iç siyasete aitti. Şimdi aynı başlığı dış siyaset için de atabilirim ve kimse yadırgamaz. Yapıyor, çünkü yapabiliyor. Trump, Maduro ve Venezuela…

Bazı çok bilmişler — aslında cahiller — sık sık eski günlerin geride kaldığını, birçok kavramın “çağımızda” artık kullanılamayacağını iddia eder. Doğrudur. Bugünle dün çok farklı. Fakat bir başka doğru daha var: Dün de bugün de hatta bin yıl önce de dünya tarihini dipten hareket ettiren tektonik güçler değişmedi. Milletlerarası ilişkilerde ve kavgalarda dün de bugün de sürücü güç millî çıkardır. Bazıları bunları açıkça dile getiriyor, bazıları daha “siyaseten doğru ~ politically correct” davranıyor.

Kimin nasıl davranacağı gücüne bağlı. Güçlüyseniz doğrucu Davut olabilirsiniz. Nasıl güç? Siyasi güç. Nedir siyasi güç? Ekonomik güçtür, illa askerî güçtür. Biraz da yumuşak güç, kültür gücüdür. Siyasi güç arttıkça “Bu benim menfaatim!” diye konuşuluyor. Azaldıkça “barış, hürriyet, demokrasi, insan hakları, hak, hukuk” demeye başlıyorlar.

DOĞRUCU DAVUT

Bakınız, ABD’nin tarihinde imzaladığı ilk anlaşma Osmanlı Beyliği Cezayir’ledir. O anlaşmada Amerikan tarafını temsil eden Komodor Stephan Decatur, bu anlaşmadan başka bir sözüyle de tarihe geçmiş: “Bizim ülkemiz! Yabancı milletlerle ilişkilerinde dilerim her zaman haklı tarafta olur; fakat ister haklı ister haksız, bizim ülkemiz!“

Trump besbelli kendini [Doğrucu Davut – Siyaseten doğru] değneğinin Davut tarafında hissediyor. “Amerikan menfaatleri, bizim petrol çok hafif işe yaramıyor, Venezuela’nınki yoğun, çok para kazanacağız!” Bunları açıkça söylüyor. Golan tepelerini İsrail’e bırakırken oraların ne kadar zengin kaynaklara sahip olduğunu bilmediğini, bilseydi daha pahalıya satacağını da söyledi.

Efendim, Maduro seçimde hile yapmış. Bu yüzden iktidarı meşru değilmiş. Bunu yalnız Trump değil birçok demokrasi de söylüyor. Ama bu devletlere, “Orada seçimde hile yapıldı, öyleyse bombalayıp hileyle kazananı kaçıralım!” deme hakkını vermez herhâlde. Yoksa verir mi? Yapabiliyorsa yapar mı? Bu arada karabasan gibi bir şey hatırladım. Trump, Sayın Erdoğan’a da “O hileyi iyi bilir.” demişti. Hatırladınız mı? Genel Vali Tom Barrack da “Erdoğan meşruiyet istiyor.” buyurmuştu. Paranoid mi oluyorum ne. Neyse. Allah’tan bizim petrolümüz yok.

MUSADDIK MEŞRUYDU AMA

Venezuela’nın petrol tesislerini Amerikanlar yapmış, sonra millîleştirilmiş. Şimdi istirdat ediyormuş! Bakın yine eskilerden ne geldi aklıma. CIA’nın, İran’ın seçimle gelmiş yönetimini devirip yerine şahı getirmesi. Amerikalı ünlü gazeteci Stephen Kinzer, operasyonun ayrıntılı hikâyesini Şahın Bütün Adamları (İletişim 2018) kitabında anlatır. İran petrollerini BP işletirken Musaddık kaynakları millîleştirmiştir. O tarihte İngiltere’nin İran’a müdahale edecek yeterli gücü yoktur. ABD’nin kapısını çalar. Önce reddedilir. “Bir zamanlar biz de sizin koloninizdik, emperyalist müdahale yapmayız.” cevabını alır. Sonra başkan değişir. Soğuk harp kızışır. MI6, Eisenhover’e başka bir satış yapar: “Bak bu Musaddık, Ruslarla flört ediyor. İran’ı komünist yapacak.” Theodor Roosevelt’in torunu Kermit Roosevelt, ekibi ve valizinde bir milyon dolarla İran’a gönderilir ve operasyonu başlatır. İran sokaklarına pehlivanlar çıkar. Onların gösterileri halkı sokağa döker ve kalabalık hükümet aleyhine kışkırtılır. Hep o bir milyon dolarla... İran demokrasisinin sonu böyle gelir.

MİLLÎ ÇIKAR

Artık çağ değişti. Eskiler eskide kaldı… Değil mi?

Şimdi demokrasi, hukuk, barış, insan hakları çağıdır. Değil mi?

Trump, göstere göstere yapıyor ve izah ediyor: Bu Amerikan menfaatidir.

Netenyahu, dünyanın gözü önünde on binleri katlediyor. Komşularına saldırıyor. İşgal ediyor. Golan Tepeleri’ni ABD’den ucuza kapatmış. Göstere göstere: Bu, İsrail’in menfaatidir.

Çağın getirdiklerine, değişenlere gayet tabii dikkat edeceğiz. Fakat eskilerden gelen bir fikri de dinleyelim. Bin marifetli sosyolog, iktisatçı, siyasetçi Wilfredo Pareto, “olayların sebeplerine bakın” der. “Her olayın birden fazla sebebini bulacaksınız. Her olayda sebepler çok ve çeşitlidir. Ancak hepsinde tekrarlanan bir sebep bulursanız, işte o hepsine müşterek sebebi yakından inceleyin.” Pareto, o müşterek sebebe “invaryant” diyor. Değişmez… Sosyoloji için Pareto’nın değişmez arayışını son bir asırda fizikçiler fiziğe uyguluyor. Değişmezi bulmak, invaryantı bulmak.

İran’da Musaddık, Venezuela’da Maduro. Biri namusuyla seçimi kazanmış. Öbürü hile yapmış. Birini Eisenhover ve İngilizler devirmiş, diğerini Trump. Biri Batı Asya’da, ötekisi Güney Amerika’da… Netenyahu soykırım yapıyor. O da hemen güneyimizde… Tutuklanması için uluslararası mahkeme kararı var. Tısssss. Farklı olaylar, farklı sebepler. Müşterek nedir? İnvaryant nedir? Milletlerin çıkarı. İngiliz çıkarı, Amerikan çıkarı, İsrail çıkarı.

YORUMLAR (12)
12 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.