Ah dilim, başıma geçirdin kilim!

2009 yılında, dönemin en güçlü cemaati olan Gülen cemaatinin ileri gelenlerinden biriyle yapılan röportajda, “Cemaatte kaç kişi vardır?” sorusuna ileri gelen, şu cevâbı verdi:

“Bunu, aslında en iyi devlet bilir, herkesi fişlediğine göre (Gülüyor). Tahminim, 70 milyonun 5 ya da 6 milyonudur. Bunun içinde dostlar, sevenler, fiilen katılanlar vardır; işini gücünü hizmete adayanlar hepsi vardır. Ama bana göre nüfusun yüzde 80’i 85’i, bu hareketi destekliyor, ‘İyi işler yapıyorlar.’ diyor. Özellikle yurt dışındaki okulları, Türkçe olimpiyatlarını izleyip bravo diyordur.”

5 milyon, 70 milyonun 14’de biri. Adam, ülke nüfusunun 14’de biriyle her şeyi ele geçirdiklerini zannediyor. Bir de rüyâsı varmış.

“20 sene sonra BM’de Türkiye büyükelçisi kürsüye doğru giderken en az 80 büyükelçi ayağa kalkıp alkışlayacak ve Türkçe ‘yaşa, var ol!’ diyecekler. Onlar, Türk okullarından yetişmiş insanlar olacak.”

Ah dilim, ah dilim! Yirmi senenin dolmasına üç yıl kaldı. Sonuç: Sivas Otel (Düğün-Dernek’ten sevdiğim bir cümle)

Şimdi hocalarına ağız dolusu hakâret etme yarışına giren bu adam gibiler, o zaman cemaate yaklaşmayanların ziyanda olduklarını söylüyorlardı. Çoluk çocuğumuz, ne Anadolu lisesi ne yüksekokul kazanabilirdi. İş de bulamayacaklardı. O yıllarda dilimin ve kalemimin gücü yettiğince Bermekîleri anlatırdım. Bilmeyenler için bir daha yazayım.

Abbâsî halifesi Hârun Reşid zamanında Bermekî sülâlesi çok güçlenir ve vezâret makamına kadar yükselir. Birgün, Halife ve veziri Yahyâ Bermekî bahçede dolaşırken aynı sülâleden olan bahçıvan, bir hâdiseye tanık olur. Derhâl kadıya giderek Bermekî sülâlesiyle bir alâkası olmadığına dâir senet ister.

Herkesin Bermekîler'e yakın olmak istediği bir dönemde, sülâleden olan birisinin alâkayı kesmek istemesi normal değildir. Bahçıvan, istediği senedi alır. Gün gelir Hârun Reşid, tüm Bermekîleri cezâlandırır. Bahçıvan hâriç.

Peki bahçıvanın bu kararı almasına sebep nedir? Halife, bir ağacın meyvesinden yemek ister. Fakat meyve dalı, yetişemeyecek kadar yukarıdadır. Vezir, Hârun Reşid’in omuzuna basmak için izin ister. Halife, kabul ederek eğilir. Vezir de omuzuna basarak meyveyi koparır. İşte bu manzara, bahçıvanı dehşete düşürür. Hayra alâmet görmez.

Halifenin omuzuna basmak, izni olduğu hâlde neden felâketin işâretidir?

İslâmın şartı altı olsaydı, haddini bilmek olurdu, denir. Bir vezirin, izin alarak bile olsa halifenin omuzuna basması, haddini aşan bir davranıştır. Vezâret ile hilâfet makamı arasındaki sınırın yok olmaya başladığının işâretidir. Böyle bir durumda emre itaatsizlik, ihânet, isyan, taht kavgası vs. hepsi muhtemeldir.

Bermekîleri niye hatırlattım? Günümüzde de güçlü bir cemaat var. Liderleri ölünce mîras kavgası başladı. Mîras dediysem lokma ve hırka değil. Epey bir milyonlar söz konusu.

Olabilir. Normalde bu, beni ilgilendiren bir şey değil. Dervişleri düşünsün. “Tasavvuf bu mu, biz enâyi miyiz?” desinler. Hattâ bir hikmet arasınlar. Ama ulusal bir gazetede bir köşe yazarı, mîras kavgasına çözüm arayınca beni ilgilendirdi. Niye bu yoldan çözüm tavsiye ediliyor? Bu, millî veya hepimizi üzen İslâmî bir mesele mi? Bir cemaatte mîras kavgası olmasının haber değeri elbette vardır. Ahlâkî ve tasavvufî açıdan eleştirilmesi de olur. Ama çözüm teklifinin bu şekilde yapılması garibime gitti. Bu cemaatin kendi içinde bir iletişim ağı, istişâre meclisi yok mu?

Yazar, mîras kavgasına muhteşem bir çözüm bulmuş. Bir dergâhta ikiye bölünmüşlük varsa dergâhın ederi hesaplansınmış. Çoğunlukta olan taraf, azınlığın hissesini versinmiş. Onlar da gidip başka yerde dergâh alsınmış.

Ah dilim ah dilim! Bu nedir ya? Dergâh, öyle alınan satılan dükkân mı?

Bu cemaatin ne kadar mensubu olduğunu merak ettim. 2023 târihli bir yazıda bir buçuk milyon deniyor. Hadi iki milyon diyelim. Az mı oldu? Beş olsun. Türkiye’nin nüfusu 86 milyon desek, nüfusun 17’de biri. Neden nüfusa oranı bu kadar olan bir cemaatin post kavgası, ulusal bir meselemiz oluyor? Çünkü kendilerini, seksen milyondan güçlü hissediyorlar. “Devlet bizim” rüyâsı görüyorlar. Bağlı oldukları kolun, Sultan 2. Mahmud döneminde düştüğü durumu ya bilmiyorlar ya bilmezden geliyorlar.

Bu cemaatin eskiye gidip Bermekîlerden veya Sultan Mahmud’un canını sıkan Halîdîlerden ibret almasına gerek yok. Az evvel haddini bilmeyen kurdun hâli yeter!

HADDİNİ BİLMEYEN KURT MASALI

Aslan, kurt ve tilki, ava çıkmışlar. Bir öküz, bir keçi ve bir de tavşan avlamışlar. Aslan, kurda seslenmiş:

“Hadi bakalım, şu hayvanları paylaştır da karnımızı doyuralım!”

“Şu öküzü siz buyurun! Keçi benim, tavşan da tilki kardeşin olsun.”

“Sen kim oluyorsun? Bu nasıl adâlet?” diye kükreyen aslan, bir pençe darbesiyle kurdu yere sermiş. Sonra tilkiye dönmüş:

“Sen paylaştır!”

“Tavşan, sabah kahvaltınız; öküz, öğle yemeğiniz olur. Keçiyi de akşam yersiniz.”

“Aferin! Böyle âdil paylaştırmayı ne zaman öğrendin?”

“Az evvel şu haddini bilmez kurdun hâlinden efendimiz!”

……..

27 Şubat 2025 Barış ve Demokrasi Kilimi

Devlet Bahçeli’ye, kendi ifâdesiyle “PKK’nın kurucu önderi” Öcalan’dan kilim hediye gelmiş. Bahçeli de kilime, “27 Şubat Barış ve Demokrasi Kilimi” adını vermiş. Aklıma, Resneli Niyâzi’nin “Hürriyet Geyiği” geldi. İster misiniz aynen o geyik gibi bu kilim de sergilensin, ziyâret edilsin, marşlar bestelensin?

Ne diyeyim? Ah dilim ah dilim, başıma geçirdin kilim!

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.