‘Bu şehirlerde kadınlar bitkiye benzerler’

12. Yüzyılın büyük filozof ve alimi İbn Rüşd gerçekten, o çağda ve sonrasında Müslümanlar tarafından da benimsenen geleneğin, alışkanlıkların dışına çıkarak kadınların durumuyla ilgili yeni bir şey söylemiş miydi?

‘Merakımı mucip oldu.’ Acaba ne demişti İbn Rüşd?

(Bu tabiri kasten kullanıyorum. Babam bir şey merakını celbettiğinde böyle derdi.)

Gerçi kitapta Ahmet T. Kuru aktarmış, ilgili pasajı çevirmiş. (İslam, Otoriterlik ve Geri Kalmışlık, Ayrıntı Yayınları.) Şöyle ki:

“Bu şehirlerde kadınların yetkinliği bilinmemektedir; zira onlardan yalnızca neslin devamı beklenmekte ve böylece kocalarının hizmetine verilmekte, doğurma, çocuk bakımı, emzirme gibi işlerle sınırlandırılmaktadır. Bu durum onların diğer insani fiillerini işlevsiz kılar. Bu şehirlerde kadınlar başka insani faziletlere hazırlanmadıkları için çoğu zaman bir bitkiye benzerler. Erkekler üzerinde bir yük olmaları bu şehirlerin fakirliğinin sebeplerindendir. Halbuki (kadınlar) da musiki ve beden eğitimi ile tıpkı (erkekler) gibi eğitim almalıdırlar.”

Ahmet T. Kuru devam ediyor: “Ne yazık ki İbn Rüşd’ün cinsiyet eşitliğine dair bu görüşleri 20. Yüzyıla kadar unutulmuştur. Bunun yerine ana akım düşünceler ataerkil anlayışı hatta kadın karşıtlığını beslemiştir.”

Dipnotlarda Aristo’dan da iki cümle var: “Erkek, doğası gereği üstün, kadın ise aşağıdır; biri yönetir, diğeri yönetilir.” “Kadın sadece itaat etmeli ve sessiz olmalıdır.”

Aristo yaşadığı çağdaki erkek hissiyatını felsefe yapmış. Batı da Müslümanlar da Aristo’yu bilsinler bilmesinler Aristo’nun izinden gitmişler. (Bu arada, Aristo, çağdaş maçoluk için klas bir dayanak olabilir. İhtiyacı olan faydalansın.)

İbn Rüşd bu cümleleri hangi kitabında ve nasıl bir bağlamda yazmış?

Biraz araştırınca İbn Rüşd’ün bu konulara girdiği eserinin Eflatun’un ‘Devlet’ine yazdığı şerh olduğunu anlıyorum. Sonradan ‘kaynakça’da da gördüm.

Var mı Türkçede?

Yok. Ama Arapçası ve İngilizcesi bulunabilir.

O günlerde Ahmet T. Kuru kitabı hakkındaki yazılarım vesilesiyle bana e posta gönderiyor. Ayrıca, kitabından Mustafa Çağrıcı Hoca’ya da göndermek istediğini yazıyor. Ben de Kuru’nun bu isteğini iletmek için Mustafa Hoca’yı arıyorum. Mustafa Hoca’yla konuşurken Kuru’nun kitabında İbn Rüşd’den yaptığı alıntıyı hatırlıyorum.

“Hocam, İbn Rüşd’ün Eflatun’un Devlet’ine yaptığı ‘telhis’in PDF’ini bulabilir miyiz?”

Mustafa Çağrıcı Hoca Fıkıh’, Kelam, Akaid, Tefsir gibi ilimlerin yanında Doğu ve Batı düşüncesine de aşinadır. Bu aşinalığı Karar’daki yazılarında da görebilirsiniz. Bu yüzden İbn Rüşd’ün telhis’i Mustafa Hoca’ya sorulabilir.

“İSAM’a bir bakayım” dedi Mustafa Hoca. Arapçası var zannediyorum. Belki İngilizcesi de vardır.

Birkaç dakika sonra Telhis’in İngilizcesinin PDF’ini WhatsApp’tan gönderdi. Ümit ettiğimden çok hızlı bir iş oldu. Allah razı olsun.

Oturdum çalıştım. Telhis’ten ilgili sayfaları buldum. Siyakını, sibakını okudum. Birkaç sayfasını aklım erdiği kadar Türkçeye çevirdim.

İbn Rüşd, Eflatun’un devletin ‘muhafız’larıyla ilgili görüşlerini izah ederken kadınlarla ilgili bahise giriyor.

Görüşler Eflatun’a ait. Ara sıra İbn Rüşd kendi görüşünü de söylüyor.

“Muhafızlar’ın tabiatlarının üreme yoluyla muhafazasını istersek” ne yapmamız gerekir?

Muhafızların önlerine çıkan herhangi bir kadınla değil, tabiat itibarıyla kendilerine benzeyen ve aynı eğitimi almış kadınlarla münasebette bulunmaları gerekir.

İbn Rüşd burada kadınların ‘her bir vatandaş sınıfının özellikle de muhafızların tabiatlarına benzer tabiatlara sahip olup olmadıklarını veya dişil tabiatların eril tabiatlardan farklı olup olmadığını tartışıyor. Şöyle diyor:

“Eğer (kadınlar erkeklerle benzer tabiatlara sahipseler) kadınlar aynı sınıflardaki medeni faaliyetler konusunda erkeklerle aynı seviyededir; öyle ki aralarında savaşçılar, filozoflar, yöneticiler bulunur. Aksi doğruysa, (yani eril tabiatlar dişil tabiatlardan farklıysa) kadınlar devlette sadece erkek nüfusun yapmaya ehil olmadığı çocuk yetiştirme, üreme gibi işler için uygundurlar.”

“Biz deriz ki kadınlar nihai insani gaye hususunda erkeklerle aynı türden oldukları ölçüde bu ‘insani gaye’yi paylaşırlar, yalnızca derece bakımından farklılık gösterirler.”

Buraya kadarı iyi sayılır. En azından İbn Rüşd’ün yaşadığı devire nispetle…

Metnin devamı var, fakat yazacak yerim kalmadı. Müsaadenizle yazıyı pazar günü tamamlayayım.

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.