Zola, Germinal ve Moğol köstebekleri…
Germinal, Latincede tohum, tomurcuk, filiz anlamına gelen germen sözcüğünden türemiş Fransızca bir sözcük.
Ama asla sadece bir sözcük değil artık… Germinal aynı zamanda Emile Zola’nın belki de en iyi eseri ve Fransız edebiyatının en önemli romanlarından biri. 1860’larda kuzey Fransa’da, uzlaşmaya yanaşmayan maden işçilerinin şiddetli ve gerçek grev öyküsünü anlatır.
1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı arifesinde adeta Türkiye’nin tapusunu almış bir holdingin borçlu olduğu işçilerine yaptığı eziyeti ve büyük bir direniş sayesinde uzlaşmanın ancak sağlandığını görünce gençliğimin bu müthiş romanını hatırladım.
Emile Zola’nın Germinal adlı baş yapıtı hala canlı ama Fransa’da artık kömür madenciliği yok… Esas olarak 2000’lerin başında sona erdi. Son kömür madeni ocağı 23 Nisan 2004 tarihinde Lorraine bölgesindeki Creutzwald’da kapatıldı.
2026 itibarıyla Fransa’da geleneksel yer altı kömür madenciliği yapılmamakta ama diğer endüstriyel mineraller veya hammadde arayışları farklı ölçeklerde tabii ki devam etmekte.
1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamanın yasak olduğu Türkiye’de yer altı madenciliği 1860 Fransa’sından da daha geri bir düzlemde, büyük acılara neden olarak ve doğamızı kezzaplayarak devam ediyor.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel salı günü işçilerinin parasını ödemeyen holding üzerinden insanı dehşetle sarsan ve asla unutulmaması gereken rakamlar açıkladı.
Düşünün ki Cumhuriyet’in ilk 80 yılında verilen maden ruhsatı sayısı 1.186… 24 yıllık AKP iktidarı döneminde verilen maden ruhsatlarının sayısı ise 386.000.
İşçilerinin parasını vermeyen ve madencilerimizi çıplak, aç susuz Ankara’nın göbeğinde mağdur eden holdinge verilen maden ruhsat sayısı ise 2364.
Sadece acımasız bir doğa tahribatı yok, sistematik bir katliam da var… AKP döneminde maden kazalarında ölen işçi sayısı 2 bin 204.
Fransa’da çeyrek asır önce yer altı madenciliğinin bittiği günümüzde Türkiye maden ölümlerinde Avrupa’da 1., Dünya’da 3. sıradaki bir ülke.
Geçenlerde de söylediğim gibi birileri madencilere yer altında ölümü, yer üstünde açlığı “fıtrat” tayin etmiş.
Fransa’da yer altı madenciliği yasaklanırken Türkiye 386 bin maden ruhsatı dağıttı.
İş kazasını önlemek için yatırım yapmak yerine, kan parasına razı olup iş cinayetlerine aldırmamak, nasıl bir vicdan bu?
Özgür Özel’in deyimiyle söylersek “Ak Parti iktidarı döneminde Soma’dan bir tane olmamış, yedi tane olmuş. Ama biz bir Soma hatırlıyoruz. 301’i birlikte öldü diye herkes konuşuyor. Ak Parti döneminde yedi Soma oldu.”
Bugün 1 Mayıs.
Dünyada 1 Mayıs, Türkiye’de 1 Mayıs.
Fransa’da 1 Mayıs,
Fransa’da 1 Mayıs resmî tatildir. Kamu kurumları, bankalar, okullar ve çoğu mağaza kapalıdır.
Bir keresinde denk gelmiştim, gördüğüm en belirgin gelenek, bu tarihte insanlara şans getirdiğine inanılan müge çiçeği hediye etmekti. Herkesin herkese müge çiçeği hediye ettiği bir bayram.
Her köşe başında, caddelerde, sokaklarda müge çiçeği satılıyordu.
İşçi sendikaları, Paris başta olmak üzere ülke genelinde büyük gösteriler ve yürüyüşler düzenliyordu.
Araştırınca gördüm ki gösteriler genellikle kent merkezlerinde, valilik izniyle yapılıyor ve bayramı kutlayan yoğun kalabalıklar için polis güvenlik önlemleri alıyordu.
Fransa’da 1 Mayıs tüm kentlerde, en büyük meydanlarda görkemli bir şekilde kutlanan toplumsal bir bayram… Bir büyük festival ve eğlence.
Türkiye de ise doğa delik deşik, maden katliamı var, madenciler ise sürekli iş cinayetlerinin, egemenlerin vicdansızlığının masum kurbanları… Ve madencilerin, çalışanların, emekçilerin bayramları da kısıtlanmış.
Sadece rakamlara baktığınızda bile 1 Mayıs’ın neden Fransa’da bayram, bizde ise yasaklarla ve çatışmalarla dolu bir gün olduğunu anlarsınız.
İşçilerin iş cinayetlerine kurban gitmesine aldırmayanlar, onların sokağa çıkmasından korkuyor… Sokaklar onlara yasak, onlara serbest olan yeraltında, tersanede, inşaatta ölmek sadece.
Bugün 1 Mayıs…
Bugün değilse de bir gün biz de bu bayramı çiçeklerle kutlayacağız.
