Turan Şekip Pınar'a saygıyla / Dur Yolcu!

Yedi yıl evvel bir köşe yazarı (ismini yazarak ikinci kez utandırmak istemiyorum), bir teklifte bulundu.

Gelibolu Yarımadası’nda, Kilitbahir ile Eceabat arasındaki Çanakkale Boğazı’na bakan tepenin üzerinde, Mehmetçiğimizin resminin yanındaki, “Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak, bir devrin battığı yerdir” dizeleri kaldırılsınmış. Pek çoğumuz, bu şiirin Mehmed Âkif’e ait olduğunu ve Çanakkale Savaşı üzerine yazıldığını sanıyormuşuz. Sanmakla da kalmayıp konferanslarda, derslerde anlatıyormuşuz. Şiir, Necmettin Halil Onan’a aitmiş ve İstiklâl Savaşımız üzerine yazılmış. Ayrıca Çanakkale’de bir devir batmamış; yedi düvele karşı zafer kazanılmış. O şiir, oraya 27 Mayıs darbecileri tarafından nakşedilmiş ve “Bir devrin battığı yer” derken İstiklâl Savaşımızın kazanılması değil, Devlet-i Aliyye’nin batışı kastediliyormuş.

Ne kadar iddialı cümleler değil mi? Okudukça tüylerimizi diken diken eden dizeler, Devlet-i Aliyye düşmanıymış. Üstelik Mehmed Âkif’in zannediliyormuş.

Kimsenin yaptığı işin cahili olma hakkı yoktur. Allah’tan, bu teklifi ciddiye alan olmadı.

Çanakkale sırtlarında yazılı olan dizelerin şairi Necmettin Halil Onan, Edebiyat Fakültesi’nde Fuat Köprülü’den, Yahya Kemal’den ders alan milliyetçi, vatansever bir Türktür. Şiirin tamamında batanın ne olduğu anlaşıldığı hâlde bunu Osmanlı düşmanlığı olarak görmek nasıl bir cehalettir? Hele de şu kıtayı okuyunca:

Bu tümsek, koparken büyük zelzele
Son vatan parçası geçerken ele
Mehmed’in düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanını kattığı yerdir

1960 yılında, “Dur yolcu..” ile başlayan dizelerin Çanakkale sırtlarına nakşedilmesi fikri, Üsteğmen Turan Şekip Pınar’a aittir. Pınar, muhtemelen bu kararı, bölgedeki haçlı mezarlarının ihtişamı, bizim şehitliklerimizin garibanlığı karşısında aldı.

1932’de Türkiye’de gösterime giren ilk Çanakkale filmi Tell England’ın son sahnesinde bir mezarın üzerindeki haçta şöyle yazıyor:

"Tell England ye who pass this monument, that we died for her and here we rest content."

Termofil’deki kitabede Sparta askerinin oradan geçen yolcuya seslenip “Sparta için öldüklerini” anlatmasını istediği misal, Çanakkale’de ölen İngiliz askeri de oradan geçen yolcuya seslenerek, “İngiltere için öldüklerini ve beklediklerini” İngiltere’ye anlatmasını istiyordu. Geçemedikleri, battıkları yerde mezarlarının olmasıyla övünüyorlar, bir ideal için savaştıklarının bilinmesini istiyorlardı. Antik Yunan medeniyetini ihya etme idealleri, 1915’te Boğaz’ın sularına battı.

Yahya Kemal, eski Yunan medeniyetine ve edebiyatına vakıftı. Muhtemelen Necmettin H. Onan da öyleydi ve Helenizm aşkına Anadolu’yu işgale gelip batanlara kuvvetli bir cevap için “Dur Yolcu!” diye seslenmeyi tercih etti.

Boğaz sırtlarına mezkûr dizeleri nakşeden, dönemin 51. Dönem Yedek Subay Takım Komutanı Seyran Çebi’ye kulak verelim:

“Bölük komutanımız (Turan Şekip Pınar), ‘Asker Sigarası’ paketinin üzerinde bulunan resmi bana göstererek, ‘Bunu çizebilir misin?’ diye sordu. Ben de yapabileceğimi söyledim. Sonra da yaptık.” (Hürriyet - 30 Ağustos 2004)

Bu memleketin bütün askerleri darbeci değil. Eğer Türk ordusu bağrında has evlatlarını barındırmasa hâlimiz nice olurdu? İlk yerli Çanakkale filmi “Çanakkale Arslanları”nı 1964 yılında Nusret Eraslan adında bir subayın çektiğini biliyor musunuz? Film, Mehmed Âkif’in Çanakkale şiiriyle başlıyor ve son sahnede Tell England filminin son sahnesine cevap veriyor. Çanakkale sırtlarına dizilen askerlerimiz, defolup giden düşmana bakarken bayrağımız dalgalanıyor. Fonda ise şu dizeler okunuyor:

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır

Çanakkale Deniz Zaferimiz 111. kez kutlu olsun! Zaferin komutanı Cevat Paşa’yı, emrindeki Seyit Onbaşı’yı ve zaferi boğaz sırtlarına nakşedenleri rahmet ve minnetle anıyorum.

YORUMLAR (3)
3 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.