Sanayide yenilenme ve yönlendirme

Geçen yazıda Türkiye ekonomisinin ithal ürünlere aşırı derecede bağımlı ve kırılgan olabileceğini görmüştük: Son dört yıllık dış ticaret açığı yaklaşık 400 milyar dolar.

Hatırlayalım: Yurt içinde tüketilen 340 milyar dolarlık sanayi ürünü içinde ithal ürünler payının da %68 olduğunu hesaplamıştık.

Ve sormuştuk: İthal mallara bağımlı olarak ayakta durmaya çalışan bu kırılgan sanayiye ne yapmalı?

Ve herkesin bilebileceği bir cevap vermiştik: Mevcut sanayi “yeniden yapılandırılmalı” ve “yenilikçi sanayi yatırımları” yapılmalı.

Soru: Mevcut sanayi nasıl yapılandırılacak?

Kamu bu soruyu kendisine binlerce kez sormuş ve benim verebileceğim cevaplardan muhtemelen çok daha doğru ve detaylı cevaplar üretmiş olabilir.

Yenilikçi yatırım alanları nelerdir sorusuna, değil kamu, sokaktan geçen bir genç bile cevap verebilir: Bir cep telefonunun bileşenleri olan çip, akıllı ekran, led, optik, batarya.

Peki bu alanlarda niçin ve hemen yatırım yapmıyoruz?

Bu yatırımları kim yapacak” sorusu sorulduğu anda sadece yatırımın kendisi değil yatırım fikri bile çöp kutusuna atılır ve konu unutulmaya terk edilir.

Çünkü Türkiye’de bu yatırımları yapabilecek tek bir firma bile yoktur.

Türkiye’nin en büyük holdinglerinden birinin “değeri on milyar dolar olan bir çip fabrikası” kurmaya karar verdiğini varsayalım.

Gerekli % 20 peşinat için bazı varlıklarımızı sattık; sahip olduğumuz diğer bütün varlıklarımızı da alacağımız krediye teminat göstererek sekiz milyar dolar kredi talep ediyoruz” diye müracaat etse; bu krediyi verebilecek bir Türk bankası var mı?

Net Cevap: Yok.

Yok çünkü hiç bir bankanın elinde kredi olarak verebileceği sekiz milyar dolar yok.

Hiç bir banka böyle bir yatırımı finanse etmek için yurt dışından 8 milyar dolar finansman temin edemez.

T. C. Hazinesi bile on milyar dolar civarındaki borçlarını çevirmek için yılda en az dört beş defa ayrı ayrı borçlanmaya çıkıyor.

Bankalar bir konsorsiyum kurarak 8 milyar dolar kredi vermeyi öngörebilir; bu defa, yatırımın ihtiyacı olan 10 yıl vadeyi veremez; vade verirse, düşük faizli veremez; her şeyi verebilse, yine de vermeyi tercih etmez çünkü banka döviz kaynaklarının ortalama vadesi çok kısadır.

Üstelik çip yatırımı tek başına hiç bir işe yaramaz; akıllı ekran için altı milyar, diğerleri için de üçer beşer milyar dolar yatırım şart.

Ara Sonuç: Türkiye’de “yenilikçi büyük yatırımlar”a öncülük edebilecek bir şirket ve onu anlayıp destekleyecek bir finansal sistem ve ekonomi yönetimi yoktur.

PARLAK GELECEK KİMİN HAKKI

Muhtemelen Çin’de, Güney Kore’de ve Tayvan’da da, başlangıçta bazı imkansızlıklar yaşanmıştır; başarılı sonuçları görünce anlıyoruz ki bu ülkelerin ne istediğini bilen yöneticileri varmış.

Samsung ve SK Hynix firmaları çip alanında değeri yüz milyarlarca dolara ulaşabilecek yatırımlara başladılar ve devam ettiriyorlar.

Dünyanın en kaliteli ve pahalı çiplerini üreten Tayvan’ın TSMC firması sadece içeride değil yurtdışında da çok büyük yatırımlar yapıyor.

TSMC’nin ürettiği kaliteli çip yatırımlarını kendi ülkelerine çekmek için hem ABD hem de Almanya TSMC’ye 20 milyar dolar civarında sadece hibe verdiler.

Sayın Mehmet Şimşek, başlatmadığı ve yüksek enflasyondan dolayı başlatmayı tercih etmeyeceği YTAK ve HIT 30 kredilerini çok zikrediyor.

Aynı dönemde kredi artışlarının enflasyona olumsuz etki edebileceği kaygısıyla dövizdeki kredi büyümesini aylık yüzde yarım ve yıllık %6’yla sınırlandırılmış.

Mevcut zihniyet ve mahrumiyetler devam ettiği müddetçe Türkiye’nin bu alanda bir geleceği olabilir mi?

Gelecek Tayvan’ın Güney Kore’nin ve Çin’in hakkı değil mi?

YATIRIM TAAHÜTLÜ AVANS KREDİSİ (YTAK)

Türkiye’de 70 bini OSB’lerde olmak üzere 95 binin üzerinde fabrika ve atölye var.

Bu 95 bin KOBİ niteliğindeki fabrikalarda ortalama 55 kişi çalışır.

Pek çok KOBİ’nin küçük yatırımları bile finanse edecek imkanı yoktur.

Çoğu Hükümetin zaman zaman uygulamaya koyduğu teşviklerin desteğiyle ayakta kalmaya çalışırlar.

Kişisel gözlemlerime göre, içlerindeki orta boy işletmeler dahil pek çok KOBİ sahibinin girişimci yetkinliği yüksek değil; çoğu, geçinmek için girişimci olmak zorunda kalmış kişiler.

Devlet ihracatı artırmak veya ithal ikamesi oluşturması umuduyla yapılacak yeni yatırımlara nihayet TCMB üzerinden kredi, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) vermeye başladı.

Bu yıl bir firmaya en az bir milyar TL ve en çok 5 milyar TL YTAK kredisi verilebilecek.

Devlet destekleyeceği 284 proje konusu tespit etmiş; bu yıl 238 projeye yaklaşık on katından fazla müracaat gelmiş: Bir Trilyon 258 milyar TL.

Devlet 100 milyar TL krediyi onlarca firma arasında paylaştırmış ve bu yıl için defteri kapatmış.

Firmaların “buna da şükür” demeleri normal.

Yapılan puanlamalara göre bu krediyi alacak firmalar ya ihracat yapacak ya da ithal ikamesi ürünler üretecek.

Soru: Peki, niçin müracaat eden ve puanı yüksek diğer firmaların talepleri de karşılanmadı?

Ek soru: Niçin 5 milyar TL kredi üst üst sınırı arttırılmadı?

Gerçi üç yıl için öngörülen 300 milyar TL kredi 500 milyar TL’ye yükseltildi (2026 ve 2027’de 200’er milyar TL) fakat uygulamada ne olacak göreceğiz.

ASLINDA

Bu YTAK kredilerinde, krediden daha değerli bir olgu var: Yatırım alanlarının devlet tarafından tespiti ve yönlendirme.

Güvenilir yönlendirici kamu kurumlar olmadığı için KOBİ’ler, genellikle eşten dostan duydukları, bilinen ve kapasite fazlası olan alanlarda yatırım yaparlar.

Sonuçta kapasite fazlası ve verimsizlik kaçınılmaz olur. Örnek: Un fabrikaları, çimento fabrikaları, seramik fabrikaları, inşaat demiri fabrikaları vs.

YTAK süreçleri, verimli yatırım alanlar tespit kılavuzu işlevi de görüyor olabilir.

Soru: Peki Türkiye’nin yatırım teşvikleri niçin etkili olmuyor?

Teşviklerde bir odaklanmaya zaafiyeti var; bu zaafiyet, verilen teşviklerin çok sayıda firma arasında paylaştırılmasından kaynaklanıyor; dolayısıyla verilen küçük küçük teşvikler amaçlanan hedefleri tutturmaya yetmiyor.

NE KADAR YATIRIM GEREKİYOR

Türkiye’nin son dört yıldır dış ticaret açığı yıllık 100 milyar dolar civarında oluşuyor.

Bu dış ticaret açığını kapatmak için asgari 350 milyar dolar ihracatı artırıcı ve ithalatı azaltıcı nitelikte yeni yatırıma ihtiyaç var.

Dış ticaret açığını sıfır yerine 50 milyar dolara düşürmek için de 175 milyar dolar ilave yatırıma ihtiyaç var.

Yani her bir dolarlık imalat sanayi ürünü ihraç etmek için ortalamalarda 3,5 dolar İlave yatırım yapmak gerekiyor.

İhtiyaçlar ortadayken Devlet bu yıl TCMB üzerinden sadece 2,5 milyar dolar YTAK kredisi verdi.

Denilebilir ki yatırıma tahsis edilebilecek finansal imkanlar yeterli değil.

Katılmıyorum.

Türkiye’de sabit sermaye oluşumu GSYH’nın %30’u civarında yani 450 milyar dolar.

Bu 450 milyar doların yarısı inşaat alanında yapılan yatırımlar.

Bir diğer %10’u da da yazılım, veri tabanı vs alanlarında yapılan yatırımlardan oluşuyor.

Geriye kalan %40’ı da yani 180 milyar dolar da makine ve teçhizata yapılan yatırımlardan oluşuyor.

Makina ve teçhizatları da arındıralım: Bütün teçhizatlar imalat sanayi ile ilgili değil, mesela inşaat ve taşımacılık.

İmalat sanayii ile ilgili olmayan makina ve teçhizat yatırımlarının da 60 milyar dolar olduğunu varsayalım. (Doğrusu bu konuyla ilgili hiç bir çalışma yok ve tamamen ‘olsa olsa yöntemiyle’ yapılmış bir tahmin)

Bu durumda bile makina ve teçhizat yatırımlarının değeri 120 milyar dolar olur.

Çok geniş ve kapsamlı bir çalışmanın özetini anlatmaya çalıştım inşaallah ortaya makul bir portre çıkmıştır.

Sanayi yatırımlarında yönlendirmenin ne kadar önemli olduğunu umarım bu bilgiler göstermiştir.

Hükümetin her yatırımı finanse etmesi gerekmiyor bazan yönlendirme de en az finansman kadar önemli olabilir.

Mevcut ekonomi yönetiminin anlamlı bir sanayileşme hedefi olup olmadığı hakkında bu rakamlar bize çok şey söylüyor.

Yine de suçlamak bir kaçış sayılır; anlamayı seçmeli: Türkiye enflasyonla mücadele etmekten başını kaldırıp doğru dürüst bir sanayileşme programı uygulayamadı.

Gün gelir de enflasyon ve istikrar temin edilirse; belki o zaman kalkınma iktisadını önceleyen bir ekonomi yönetimi kurulabilir.

O gün gelinceye kadar yani HIT 30 projeleri olabilirlik vasfı kazanıncaya kadar maksimum YTAK kredisi umutları diri tutabilir.

İthalatta aşırı bağımlılık bağımsızlığı tehdit eder.



YORUMLAR (16)
16 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.