Fitne zamanı değil

AK Parti 5. olağan kongresini yaptı, hayırlı olsun. Siyasi partilerde kongreler yeni bir kan değişimi ve yeni bir dinamizm açısından son derece hayati önem taşır. Hele de seçime 50 gün kala yapılan bir kongre 'değişim rüzgarı'na dönüştürülebilirse bu bulunmaz bir fırsat olur. AK Parti bu kongrede gerçekten bir yenilenme rüzgarı estirebildi mi bu tartışılır...

Neyse olan olmuştur, şimdi bunu tartışmanın zamanı değil. Ancak burada bir hakkı teslim etmek lazım, Başbakan Ahmet Davutoğlu kongre öncesinde Binali Yıldırım’ın aday olacağı yönündeki haberlerin oluşturduğu dalgalanmayı ustalıkla yönetmiş, tam da ülkede terör acılarının yaşandığı bir ortamda AK Parti’yi küçük siyasi hesapların içine düşürmekten kurtarmıştır.

Ayrıca da AK Parti geleneğinde bugüne kadar böyle karışık işlere pek rastlanmadı. Dolayısıyla alengirli çıkışlar karşısında nasıl bir refleks ortaya koyacağı da pek bilinmiyordu. Neticede korkulan olmadı, Hoca’nın feraseti fitne ateşini söndürdü. Ülkenin böylesine kritik süreçlerden geçtiği bir dönemde, eğer AK Parti'de iki liste krizi yaşansaydı herhalde bu olabileceklerin en kötüsü olurdu. Şükür ki Erdoğan-Davutoğlu uzlaşması AK Parti'yi bu fitne ateşinden korumuştur.

Keşke AK Parti'nin geleneğinde olmayan bu olaylar hiç yaşanmasaydı... Sonuçta şöyle ya da böyle MKYK ve MYK belirlendi ve seçim startı verildi. Önemli olan bu partinin 1 Kasım'da seçmenin karşısına nasıl çıkılacağıdır. Öncelikle AK Parti 7 Haziran'da tek başına iktidarı kaybedişinin muhasebesini doğru bir şekilde yaptığını hal ve davranışlarıyla millete göstermek durumundadır.

Hiçbir zaman olmasını temenni ekmeyiz ama, özellikle şimdi fitne zamanı değil. Bilinmeli ki şu andan itibaren AK Parti'yi zaafa uğratacak, özellikle de Başbakan Davutoğlu'nun toplum nezdinde itibar kaybetmesine yol açacak her davranış, bu parti için sandıkta eksi yazar.

Unutmayalım Davutoğlu'nun güçlü olması, AK Parti'nin güçlü olması demektir, AK Parti'nin güçlü olması Tayyip Erdoğan'ın güçlü olması demektir. Daha da önemlisi, güçlü bir AK Parti istikrarlı bir Türkiye demektir.

Türkiye'nin siyasi geleneğinin bize gösterdiği gerçek şudur; seçimlerin en vazgeçilmez ve dinamik gücü partinin lideridir. İnsanlar oylarını lidere bakarak verirler ya da vermezler. Evet AK Parti'yi 13 yıldır ilmek ilmek işleyerek bugünlere getiren Tayyip Erdoğan'dır. Ama o şimdi cumhurbaşkanı. Bugün meydanlara çıkıp oy isteyecek olan Davutoğlu'dur. Dolayısıyla partinin en alt biriminden en tepe noktasına kadar herkes, onun elini zayıflatacak her türlü davranıştan kaçınmak durumundadır, yoksa yarın çok geç olabilir...

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
1 Yorum