Nefret büyüdükçe mutlu mu olacaksınız?

Kelimenin tam anlamıyla toplumsal bir travmayı yaşıyoruz, terörün gerçek hedefi de tam böyle bir şey işte. Ankara saldırısında 95 insanımızı teröre kurban vermemiz milletçe yüreğimizi yakıyor. Bu acı elbette kolay geçmeyecek. Saldırı ile ilgili incelemeler bitip gerekli açıklamalar yapıldığında daha sakin değerlendirmeler yapacağız ve eğer bir ihmal varsa istihbarat birimlerinden bakanlara, başbakandan cumhurbaşkanına kadar herkesi sorumluluğu ölçüsünde eleştireceğiz. Demokratik hukuk devletinde yapılması gereken de budur.

Öncelikle bilelim ki, bu katliama siyasi ve ideolojik husumetlerimiz üzerinden yaklaşırsak hepimiz kaybederiz. Çünkü bu saldırı öyle sıradan bir terör olayı değil. Bir kere başta PKK olmak üzere IŞİD ve DHKP-C bu katliamın olağan şüphelileridir. Bu örgütlerden herhangi biri yapmış olabilir, hatta AB Bakanı Beril Dedeoğlu'nun ifadesiyle PKK-IŞİD ortak yapımı da olabilir.

Ancak Türkiye'ye verdiği ve vereceği zararlar açısından baktığımızda, daha profesyonel bir aklın devrede olabileceğini de hesaba katmak gerekiyor. Belli ki özünde toplumda güvensizlik oluşturmayı ve infial yaratmayı hedefleyen Ankara saldırısı daha büyük mesajlar içeriyor. Mesela, PKK yolu ile Türkiye'yi Suriye meselesinin dışında tutmak ve de terörle mücadele sürecinde toplumun kafasını karıştırmak gibi...

Özellikle de 7 Haziran seçimleri öncesinde HDP'nin Diyarbakır mitingine yapılan saldırının ne tür sonuçlar üretmek üzere yapıldığı dikkate alındığında, Ankara'daki katliamın 1 Kasım seçimini de daha sarsıcı bir şekilde hedeflediği düşünülebilir. Önümüzde 1 Kasım seçimleri olmasaydı, muhtemelen böyle bir saldırı ölüm tacirlerinin aklına bile gelmeyecekti. Kısacası bu hain planı yapanlar Türkiye'nin siyasetini ve toplumsal yapısını destabilize etmek için garantili planlar yapmışlar.

Eğer hepimizi hedef alan böylesine büyük bir saldırının Türkiye için ne tür tuzaklar içerdiğini sorgulamadan, bir rövanşizim duygusuyla hareket edersek, tam da terörün yaratmak istediği travmaya teslim olmuş oluruz. Maalesef şu anda yaşadıklarımız gerçekten ürkütücü bir manzara arzediyor.

Gazetelerde ve sosyal medyada yazılanlar tam bir şizofreniye dönüşmüş durumda.

Akıl ve mantıkla bağlarını koparan gazeteciler, siyasetçiler hezeyan halinde adeta birbirlerinin gözlerini oymak için hazır haldeler. Daha da çirkin olanı, kimi siyasetçilerin üç beş oy fazla almak için utanç verici görüntüler sergilemesi... Mesela Selahattin Demirtaş daha katliamın üzerinden saatler bile geçmeden "devlet yaptı" şeklinde bir yargıya vararak rant fırsatını kaçırmadı.

Katliamı görünce ellerini ovuşturarak "inadına HDP" diyen darbe artığı duayen gazetecilerden AK Parti'ye ve Tayyip Erdoğan'a oy verenleri "inek gibi oy çoğunluğu" şeklindeki ifadelerle aşağılayan çapulcu kalemlere, paralel haşeratlardan olayla ilgili Erdoğan'ı hedef gösteren tweetleriyle kullanışlı provokatörlüğü gazetecilik sanan küçük adamlara kadar hatırı sayılır bir güruh neredeyse 24 saat bu ülkede nefret üretiyor.

Ama unutmayalım ki yaklaşık 35 yıldır canlı bomba dahil her türlü terör yöntemiyle Kürtleri ve Türkleri katleden PKK'yı bu saldırının dışında tutmak için adeta bir koruma kalkanı oluşturan siyasetçileri, gazetecileri tarih hafızasına kaydetmiş bulunuyor.

Bugün Ankara katliamını fırsat bilerek bu ülkenin insanlarına ve değerlerine karşı nefret üretenler için eğer birazcık olsun kalemin namusu varsa, Kürt köylerini basıp kendi halkını infaz eden, Kürtlerin şehirlerini hendekler ve mayınlarla savaş alanına çeviren, yatağında uyuyan genç polisleri infaz eden, çocuklarının gözleri önünde sivil vatandaşları katleden PKK'ya söyleyecek sözleri olmalıdır.

Anladık, Türkiye'ye ve AK Parti'ye zarar verdiği sürece PKK sizin için makbul ve muteber bir örgüttür, hatta çimenleri ezmeyen çiçek-böcek örgütüdür. Peki, AK Parti'yi düşman listesine alan dünyanın en acımasız terör örgütü IŞİD'e de söyleyecek bir çift sözünüz yok mu?

Siz nasıl bir insan türüsünüz Allah aşkına... Bu nasıl bir vicdansızlıktır ki yüzlerce insanımızın katledildiği saldırıdan bile oy devşirme hesabı yapabiliyorsunuz. Ölü insanların bedenleri üzerinden daha fazla oy kazandıkça ve nefreti büyüttükçe daha mı mutlu oluyorsunuz?

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.