Küçük dev adam

Diyarbakır’da patlayan bomba yine aramızdan birçok kişiyi sevdiklerinden ayırdı. Cenazelerin ardından yaşananlar da yalnızca bir kare fotoğrafa takılı kaldı.

Küçük denemeyecek kadar minik bir evladımız, babasının kolları arasında can verdi. Annesinin feryatları ise hepimizi ne anlamsız şeyler için tartışıyoruz dedirtecek kadar acıydı. Evladının cenazesinin, eşinin yanına gömülmesini istedi. Ağzından “o küçük, mezarında korkar, babasının yanına gömün” çıktı.

Onun bu feryatlarının yanında bizim yaptığımız hesaplar o kadar küçük kaldı ki. Hesaplarımızın küçüklüğü karşısında bir defa daha başımızı öne eğmek zorunda kaldık. Bu nedenle barikatların önünde yaşananları bir kez daha hatırladım.

***

Son gezdiğim yerlerden biriydi Nusaybin... Birçok arkadaşla orada tanışmıştım. Elleriyle kuyu kazar gibi Nusaybin’i EYP’lerden temizlemeye çalışıyorlardı. Küçük dev dedikleri ilçe emniyet müdürleri vardı. Kendi imkanları ile dron tabir edilen ekipmanlar almışlardı. Her gün bölge üzerinde uçurarak sahayı üç boyutlu hale getirmeye çalışıyordu.

Odasında, çektiği fotoğraflarla oluşturduğu küçük bir harekat merkezi vardı. Her fotoğrafın üzerine bomba yerlerini işleyerek, sokak sokak bir arşiv çalışması yapmıştı.

Elinde fazla kuvvet olmadığından sokak sokak temizlemeye çalışıyordu. Akşamları o sokakları boşaltmamaya özen gösteriyordu. Bu söylediğim, JÖH ve ÖKK komando birliklerinin sahaya inmeden önceki durumdu. Nusaybin’i elindeki kısıtlı polisler ile tutmaya çalışıyordu. Nusaybin’in hudut kısmı ise hudut birlikleri ve takviyeye giden tugay personeli tarafından korunuyordu.

Hendek ve barikatların temizlenmesinde sıra Nusaybin’e geldiğinde ise ilçe örgüt tarafından çoktan bir deney alanına dönüştürülmüştü. Bu küçük dev, elinden geldiğince sahanın içinden istihbarat toplamaya ve EYP’leri bulmaya çalışıyordu.

***

Nusaybin’de müşterek operasyon merkezi açıldığında, bu küçük dev, maalesef içeri alınmamıştı. Ardı ardına Nusaybin’den şehit haberleri gelmeye başladığında ise kimse ona bir şey sorma gereği duymamıştı.

Bu sefer araya adamlar sokarak Genelkurmay’daki üst kademeye sorunları direkt aktarmaya karar verdiler. Telefon üzerinden komuta katına ulaşıldı. Yaşananlar onlara aktarıldı. Arkasından Nusaybin’e komutanlar ardı ardına gitmeye başladılar. Gidenler, küçük dev adamı da dinlediler. Harekat merkezinde yer alması için emir verdiler. Sonunda içeriye girilmişti. Ama komutan gittikten sonra yine itirazlar dinlenmemeye başlandı.

Çare olarak Tunceli’den tugay komutanı ve üç tabur askerin bölgeye sevk edilmesine karar verildi. Gelene, en zor alanlardan birisi verilmişti. Küçük dev adam, sağ kolunu bu komutanın yanına verdi. Artık her kararı ortak alıyor ve sahadan gelen istihbarat bilgilerini güncelliyorlardı. Bu sayede doğru kararlar alınıyor ve şehit verilmiyordu.

Allah’ın izni ile Nusaybin’deki teröristler temizleniyordu.

Geçen gün tugay komutanından söz ederken bu küçük dev adamdan bahsetmediğimi fark ettim. Onu unutturmamak adına, tarihe not düşmek için bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Bu ülke, pozisyonuna ve mevkisine bakmadan kocaman olan adamlar sayesinde ayakta duruyor. Küçük dev adam ise koca yürek olabiliyor.

YORUMLAR (4)
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
4 Yorum