Yanlış soru

Büyük cümleler kuralım, “Nusaybin’deki bombanın şifresi çözüldü” veya “Vezneciler’deki bombanın şifresi çözüldü” diye anlatalım. Taktiksel, kriminal anlamda çözdüğümüz şifreleri anlatmaya çalışıyoruz.

Çok önemli bir kelime vardır ve askeri stratejide çok kullanılır: Taktiksel hatalar, savaşı kaybettirmez. Taktiksel başarılar da sizi stratejik başarıya ulaştırmayabilir. Stratejik hatalarınızı ise taktiksel başarılarla kapatamazsınız.

Bugün karşılaştığımız bombalı saldırıların arka arkaya gelmesi ve insanların “neden bu bombalı saldırılar önlenemiyor” diye sormasının nedenini, maalesef taktiksel alanda aramamanız gerekiyor. Maalesef bu sorunun yanıtı Türkiye’de değil.

Sayın İçişleri Bakanı’nın açıklaması var; “Aralık ayından bu yana 100’ün üzerinde bombalı saldırıyı engelledik” diyor. Düşünebiliyor musunuz, 100’ün üzerinde saldırı önleniyor ve Türkiye’de farklı yerlerde 100’e yakın saldırı gerçekleşiyor. Bu saldırılarda yüzlerce vatandaşımız, askerimiz, polisimiz hayatını kaybediyor, şehit düşüyor, yaralanıyor, gazi oluyor. Ve biz hala “neden bombalı saldırıları önleyemiyoruz” sorusuna yanıtı taktiksel anlamda arıyoruz.

Yanlış soru.

***

Bir kez daha tekrarlıyorum. Bu bombalar nereden geliyor, örgüt bu kadar bombayı özellikle sivillerin bulunduğu yerlerde bu kadar rahat kullanma cesaretini kimden alıyor sorusunu sormayı ilk başta beceremiyoruz. İlk soru yanlış olduğunda da bütün diğer sorular anlamsız kalıyor. “Neden bombalı aracı bulamadınız” sorusuna takılıyorsunuz.

Ben başka bir soru soruyorum: Bir örgüt uluslararası ve kendi iç kamuoyundan çekinmeden bu kadar yaşam alanlarında pervasızca, herkesin gözünün içine baka baka art arda bombalı saldırıları nasıl düzenler? Uluslararası meşruiyetini kaybetmekten hiç mi çekinmez? Çünkü şu anda PYD/YPG üzerinden sağladığı uluslararası meşruiyet onun için çok anlamlı. “IŞİD’le savaşıyoruz” edasıyla başka bir kahramanlık maskesi altına gizlenmiş durumda. Bunu neden yok pahasına harcamak istesin? Ben de açıkça söylüyorum: Bu sorunun yanıtını PKK’ya değil, sponsorlarına sorun. Çünkü sponsorları şu cesareti vermedikçe hiçbir ülkenin başkentinde veya herhangi bir merkezde bu kadar rahat bombalı saldırı düzenleme şansına sahip değiller. Çünkü hep konuşuyoruz ve söylüyoruz; bir terör örgütünün, bir devletin veya onun uzantısı olan bir istihbarat örgütünün örtülü veya açık desteğini almadan ayakta kalması mümkün değildir. Bugün gelinen noktada ona hayat kaynağını veren, aslında emirlerini verenlerdir.

İstanbul Vezneciler ve Mardin’deki saldırı ne ilk ne de son olacak. Çünkü hep aynı soruyu sormaya devam ediyoruz: Bu araçlar neden önlenemiyor?

***

Suriye’de, Kobani’de, Afrin’de, Kamışlı’da yetiştirilen bombacıları, bulundukları yerde etkisiz hale getirmek yerine Türkiye’nin içine yayıldıktan sonra aramaya kalktığınızda ancak yüzlercesini yakalarsınız. Yakalamadığınız her bir bombacının hazırladığı bombalı araç, vatandaşlarınızın canını almaya devam eder. İşi, merkezinde çözmek varken Türkiye’nin içine yayıldıktan sonra bulmaya çalıştığınızda sorun taktiksel yeteneksizliklerle açıklanabilir. Ama öyle değil. Sorun aynı şekilde, neden stratejik anlamda düşünüp sorunu kaynağında çözmeye çalışmıyoruz?

Bir bombacıyı 17 milyonluk şehre girdiğinde aramak, samanlığın içerisinde iğne aramaya benzer. Bununla neden uğraşıyoruz? Koordinatları, kimler tarafından yetiştirildikleri belli olan merkezler açıktayken neden bunlarla uğraşmayıp, aynı anda hepsini etkisiz hale getirme fırsatı varken, neden bu bombacıları Türkiye’nin içerisinde yayıldıktan sonra her biri için ayrı ayrı ekipler kurarak ve enerji harcayarak bulmaya çalışıyoruz. Evet 100 tanesini buluyoruz. Ama bulamadığımız 100 tanesinin bedelini kim ödüyor?

Soruyu İstanbul, Ankara, Mardin emniyetine sormamanız gerekiyor. Sorunun muhatapları onlar değil. Onlar, cari anlamda istihbaratı değerlendirerek önlemeye çalışıyorlar.

Sorun, bu kadar kişinin bir örgüt tarafından nasıl olup da motive edildiğidir.

Sorun, nasıl eylemden vazgeçmediği.

Bana sihirli bir formül soruyorsunuz, ben de bu sihirli formülü açıklıyorum: Bir örgütün maşalarını yakalayarak onu eylemden vazgeçiremezsiniz. Bir örgütü eylem yapma isteğinden vazgeçirecek eylemler, operasyonlar yapmadığınız sürece bu bombalı saldırıları önleyemezsiniz. Örgüt her yakalananın ardından bir başka bombacıyı Türkiye’ye gönderiyor. Bombalı eylem yapma arzusu gittikçe artıyor. Bu iştahı elinden almadığınız müddetçe, saldırıları önleme şansına maalesef sahip değilsiniz.

Bu kararı Mardin Emniyeti vermeyecek. Kararı, stratejik pozisyondaki insanlar verecek. Yanlış kişilere soru soruyor, yanlış yanıtlar alıyorsunuz.

YORUMLAR (14)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
14 Yorum