Back To Top
Hayatın içindeki taşralar

Hayatın içindeki taşralar

 - Son Güncelleme: 10.10.2019 Perşembe 10:24
- A +

Adamım kendisine bir çay söyledi. Şekerini karıştırırken yan masada konuşan iki genç sesin konuşmasına ister istemez kulak kabarttı.

-Beş yıl sonra kendini nerede görüyorsun?

-Beş yıl sonra mı? Yahu ben beş gün sonrasını bile göremiyorum. Görmek de istemem doğrusu. Olan oluyor işte.

-Ama nasıl olur plan falan yapmıyor musun yani?

-Hayır yapmıyorum.

-Bu mantıklı mı sence?

-Plan yapanların dünyası ortada işte…

Bu söz üzerine ilk soruyu soran genç sustu. Acaba arkadaşına hak verdiği için mi susmuştu, yoksa konuşmanın anlamsız bir noktaya sürüklendiğini hissettiği için mi, adamım orasını tam anlayamadı ve ikinci çayını söyledi.

Bu ikinci çayı dışarı çıkıp caddeyi izleyebileceği bir masada içmeyi düşündü adamım.

Mavi damalı masaya oturduğunda hem önünde akan caddeyi, hem de az ötede akan Boğaz’ı görebiliyordu. 

Şilepler, tankerler, kuru yük gemilerinin trafiğine şehir hatlarının seyrüseferi de karışıyor, Boğaz trafiği kendi içinde bir cümbüşle suların şarkısını yükseltiyordu.

Bir martı dikkatini çekti adamımın.

Martı belirli aralıklarla gagasında tuttuğu bir balığı veya başka bir yiyecek parçasını iskelenin kenarındaki plastik fıçıların arkasındaki küçük bir boşluğa bırakıyordu. Adamım o boşlukta ne olduğunu görmek için elindeki çayla caddeyi geçip oraya gitti.

Küçük ama çok küçük bir kedicik vardı o boşlukta. Ama balıkları yiyemeyecek kada küçük değil!

İçinde şaşkın bir sevinçle masasına döndü adamım.

Sonra yüksek sesle tartışan bir çift geldi sahildeki bu küçük kahveye.

İncir çekirdeği bir meseleyi deve yapmış konuşuyorlardı. Kulaklarının kapağını aradı adamım. Bulamadı ve incir çekirdeğini dinlemeye devam etmek zorunda kaldı bir süre.

Belki üçüncü bardak çay iyi gelecekti.

Bu sırada televizyondan Barış Pınarı harekâtının başladığını duydu. Haber kanallarının hepsi de canlı yayınlara geçmiş, cepheden ve cephe gerisinden haber veriyordu.

Türkiye’yi düşündü adamım, bütün bir geçmişi. “Allah muvaffak etsin” cümlesi düştü dudağından.

Bir sade kahve söyledi sonra. Gelen kahvenin telvesine bakıp başka şeyler de düşündü.

Boğaz ve tarih kendi yolunda akmayı sürdürüyordu.

Ne çok hayat vardı ve bunların bazısı tarihin irili ufaklı kırılma anlarında birbiriyle nasıl birleşiyor ve nasıl ayrılıveriyordu.

Hepsinin toplamının geriye bıraktığı sonuçların içinde yeni doğanlar ve doğacak olanlar da bir yerden başlayıp adına hayat dediğimiz zamanîlik içinde yüzüp duruyordu.

Dua edelim sahil-i selamet olsun çıkılacak iskele; Bizim için de bölge ve insanlık için de. 

Sahadan bir tivit

Gazeteci ve romancı Samet Doğan, yıllardır Ortadoğu’da sahada görev yapan bir gazeteci. Dün attığı çeşitli tivitler yanında bir tanesi sıcak gündeme ilişkin bir çok meseleyi birden özetliyordu. Aynen aktarıyorum:

“Kimse savaş istemez, yanı başınızda çocuklar bombalarla kavruldu çıtınız çıkmadı, denizlerde boğuldu gıkınız çıkmadı, en azından twitterınızdan barınak aradığınız hayvanlar kadar bile önemsemediniz sayın sanatçılar, şimdi bugün hayırdır siz barış elçileri oldunuz birden?”

Ve yakın geçmişin aynasına bakıp ekledi Samet:

“PYD ve Amerika, Arap şehri Rakka’yı yok etti. Hala enkaz altında siviller var. Afrin’deyse ilk günden buyana yaşam devam ediyor. Bugün bile ölümler sadece PYD’nin bombalı saldırıları nedeniyle oluyor. Rusya ve rejimle TSK’yı aynı kefeye koyan birini zaten ciddiye almak mantıksız.”

Uzak

Afyon’da yorgun bir imam sesi

ezan, heybetiyle inliyor

Sapsarı topraktan bodur dağlara

Ölüm öncesi sessizlik

yollarında bulut sergisi

boşluk, çok fazla

İlker Nuri Öztürk- (Ölüm Öncesi isimli yeni çıkan şiir kitabından.)

Sen kimsin ki

Yavaştan hayvanlar postlarını insanlar çoraplarını giyerken sıcak gelişme de içimizi ısıtmak yerine güldürdü. Yetmedi kahkaha attırdı. Malumunuz ABD başkanı beklendik ve şaşırtmadık bir tehdit ile gündemde. Ya bu adam bizim yapabileceklerimizi bilen, ne yaptığımızı gören birisi. Şimdi biz gidip ABD’nin fast food zincirlerinin her birinde bir ay boyunca sipariş verip siparişi iptal etsek bunların batması bir haftayı bulur mu? Sanmam! Daha da kısa... Bi ülke ayağını denk alacak ama o ülke Türkiye olmayacak ona göre...

**

Amerika’ya Trump yeter!

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN