‘Normalleşmeye’ bomba

Tutulmuş bir orucun ardından yapılan iftar...

Teravih için camilere giden mü’minlerin mahalle aralarındaki ayak tıpırtıları. İftarı müteakip yakılan sigaralar, ince belli çay bardaklarında şıkırdayan kaşık sesleri. Kimi dostlarla giderilen hasret, yârenlikle sahura doğru ilerleyen aziz saatler...

Ama yurdumuzdaki bütün bu atmosferi birden jiletleyen bir terör saldırısı haberi!

Yeşilköy’de üç canlı bombanın havaalanında otomatik silahlar da kullanarak gerçekleştirdiği menfur saldırı sonrası oluşan, o bilinen pis, ekşi hava. .. Sonrasında açıklamalar açıklamalar.

Ve daha olayın şoku atlatılmadan hemen devreye giren komplolar, analizler, değerlendirmeler sağanağı. Diğer yandan adlî tıpta kimlik belirleme çalışmalarıyla birlikte yetkililerin açıkladığı ölü ve yaralı sayısı.

Dış hatlar terminal binasında yaşanan bu dehşet ânının, biraz gerideki Vezneciler, Ankara, Diyarbakır, Suruç gibi tesiri yüksek terör saldırılarına ustaca eklenmesiyle birlikte; kamusal algıdaki iyimserliğin her boyutuna güçlü darbeler indirme isteğinin artık perdelenemeyen destekçileri.

Kuklalardan kuklacıya uzayan uğursuz yol.

Kendi sorunlarını çözmeye başlayan ve dünyanın her yerindeki mazlumlar için bir umut olmaya başlayan ülkemizin üzerine fırlatılan çokuluslu kaos ve dehşet bombaları.

Bölgedeki ülkelerle yeni kararlar, yaklaşımlar üzerinden kurulan ilişkilerin tartışmaları sürerken, kanlı ve fâsit bir dairenin içinde tutulma çabaları.

Tam bir yıldır süren ‘yoğun terör’ merkezli olay ve gelişmelerin maddî/manevî bilançosunu hesaplayacak bir hesap makinamız yok ne yazık ki.

Sadece giderek berraklaşan şu soru var: Türkiye, kendi meselelerini kendi imkânlarıyla çözme iradesini sürdürecek mi? Yoksa bu tutumundan vazgeçip ‘sistemin’ kendine dayattığı etliye sütlüye karışmayan hımbıl bir pozisyonun içinde tıkılı kalmayı kabul mü edecek? Bombaların sorduğu sorunun bu olduğunu düşünüyorum.

Hava ağır.

Oysa Bayrama doğru, yani her şeye rağmen sevince doğru gittiğimizi düşünüyorduk. Allah büyüktür.

İNGİLTERE, SİZİN İNGİLTERENİZ

Ben yazarken, son derece medenî insanlar başımın üstünde uçup beni öldürmeye çalışıyor. (...)

İngiliz antimilitarizminin yabancı gözlemcileri tiksindirmesinin nedeni, Britanya İmparatorluğunun varlığını görmezden gelmesidir. Saf ikiyüzlülük gibi görünür. Sonuçta, İngilizler dünyanın dörtte birini işgâl etti ve dev donanması sayesinde elinde tuttu. Ardından hangi yüzle dönüp de savaşın şeytanca olduğunu söyleyebiliyorlar?

(...) Ordusunun geçit töreni adımları, bir ülkenin toplumsal ortamını anlamak için hızlı, ama bayağı emin bir rehberdir. Askerî geçit törenleri gerçekten de belirli bir yaşam felsefesini dışa vuran, baleye benzer bir ritüel dans türüdür. Örneğin kaz adımı, pike bombardıman uçağından çok daha dehşet verici ve dünyadaki en korkunç manzaralardan biridir. Açık ve net bir biçimde, çıplak gücün onaylanmasıdır;bilerek ve isteyerek, bir suratın üstüne hızla inen bir çizme tasavvurunu içerir... George Orwell- Neden Yazıyorum- Sel yay.-Türkçesi: Levent Konca

YAŞAYIN

Gazeteleri internetten okuyordum.

Bir gün bayiden gazetenizi aldım. Tasarımının güzelliği, dilinin sadeliği ve siyasete bakışındaki soğukkanlı sorumluluğu sebebiyle çok sevdim. Yaygara ve önyargıdan uzak yazarlarınıza da teşekkür ederim. İnşallah geniş kitlelere ulaşır ve hep ayakta kalırsınız. Nurcan B.- Adana

16-06/29/123-1467226908.jpg

İyi bir haber arıyoruz ajanslarda...

YORUMLAR (3)
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
3 Yorum