İttifak bozan Çin pazarı

Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron’un Çin ziyareti sonrasında Fransız basınına yaptığı açıklamalar ABD’ye hatta AB’nin genel siyasi teamüllerine bir rest çekme olarak okunabilecek türden. Avrupa’nın Tayvan krizinin içine düşmekten kaçınması gerektiğini söyleyen Macron, Avrupa’nın “ABD’ye kör yandaşlık tuzağına” düşmemesi ve stratejik bağımsızlığını koruması gerektiğini dile getirerek, Batı ittifakının zannedildiği gibi sorgusuz ABD arkasında olmadığına dair bir işaret fişeği fırlatttı.

Kendi stratejik konumlarını belirlerken, yabancı krizlerin tutsağı haline gelmenin Avrupa için büyük bir tuzak olacağını belirten Macron, Avrupa’nın ABD ve Çin arasında üçüncü bir kutup olma imkanı varken, blok mantığı ile Amerika’nın vasalı olma tehdidi altında olduğunu söyleyecek kadar aşırı ifadeler kullandı.

Macron’un beklenmeyen bu çıkışının arkasındaki önemli gerekçelerden biri Avustralya’nın Fransa’yı bölgenin Çin’e karşı güvenliği konusunda güvenli bir ortak olarak görmemesi ile yaşadığı travma.

Avustralya Fransa’yla yaptığı 56 milyar dolarlık denizaltı alımı anlaşmasını bozmuş bunun yerine ABD ile anlaşma yapmıştı. Bunun yanında ABD, İngiltere ve Avustralya müttefiklerine haber vermeden yeni bir güvenlik işbirliği teşkilatı kurmuşlardı.

***

Fransa’yı hem ABD ve hem de AB tarafından dışlanmış ya da takdir edilmemiş olarak hisseden Macron, kendisini Batı ittifakının genel siyasi teamüllerine uymakla sorumlu hissetmiyor. AB’yi üçüncü bir kutup olmaya ikna edemeyen Macron, Fransa’yı yeni bir kutup olarak ikame etme peşinde.

İşin aslı Macron’un son Çin hamlesi, kendisi tarafından açıklanan ulusal güvenlik stratejisi ile de uyuşmuyor. Macron geçtiğimiz kasım ayında bizzat açıkladığı güvenlik stratejisinde Çin’e karşı agresif bir tutum sergilenmesini istemiş ve Fransa’nın öncü bir rol oynayacağını beyan etmişti.

Macron, Çin’in ABD ve Avrupa’nın ortak hareket etmesini engellemek yönündeki dış politikasını kullanarak, Çin’de uzlaşmaya hazır büyük Avrupa ülkesi resmi verdi. Bu strateji de işe yaramış olacak ki Fransa en azından ekonomik olarak istediği şeyleri aldı.

***

Çin’in Airbus’a 160 uçak siparişi vermesi açıklanan ilk ticari anlaşmaydı. Bunun dışında Fransa enerji devi EDF ve denizcilik şirketi CMA-GGM ve kozmetik şirketi L’oreal da Çinli ortaklarıyla milyarlık anlaşmalara imza attı. Bu büyük kapsamlı ticari anlaşmalar Macron’nun başlattığı uzlaşmacı tutumun kalıcı olacağının da işareti.

Fransa Çin’le yeni bir dönem başlatırken, bu ülkeyle AB içinde en yüksek oranda ticari ilişkilere sahip Almanya, sert üslubunu kararlı bir şekilde sürdürüyor. Macron’dan sonra bu ülkeyi ziyaret eden Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Çin açısından çok sert sayılacak bir üslup kullandı.

Çinli meslektaşı Qin Gang ile bir saat süren basın toplantısı karşılıklı bir sataşmaya dönüştü. Baerbock Çin’in Rusya’nın Ukrayna savaşını sonlandırması yönünde çağrı yapmamasını eleştirdi. Tavyan’da statükonun silahla değiştirilmesini kabul etmeyeceklerini söyledi. Hatta Uygur Türklerini de ima ederek, insan hakları pahasına bazı firmaların faya elde ettiği yerde adil rekabet olmayacağını gündeme getirdi.

***

Qin Gang ise Baerbock’a Çin’in en az ihtiyaç duyduğu şeyin Batı’dan bir akıl hocası olduğunu söyleyerek, diyaloğun aynı göz hizasında olması gerektiğini ilave etti. Gang’ın karşılıklı sataşmaya dönüşen toplantıda sarfettiği ‘‘Alman ve Çinli diplomatlar sükunetli ve akılı davranmalı. Tarihi trajedilerden kaçınmak isteriz“ şeklindeki sözleri ise Alman medyasında bir tehdit olarak algılandı.

Alman dış politikasının dışişleri bakanından daha çok Başbakan tarafından belirlendiği gerçeği bir yana, Baerbock’un üslubu Fransa ile Almanya arasında Çin konusunda ciddi tavır farklılıkları olacağını gösteriyor. Olası bir krizde Batı’nın Rusya’ya gösterdiği ortak dayanışmayı Çin karşısında da göstermesi zor gözüküyor. Bütün taraflar bunun farkında bu yüzden bütün taraflar statükoyu korumak için ABD’den daha fazla çaba sarf ediyor.

YORUMLAR (5)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
5 Yorum