Back To Top
Fırsat maliyeti

Fırsat maliyeti

 - Son Güncelleme: 17.08.2019 Cumartesi 08:22
- A +

Küresel ekonomik ilişki ağı gelişmiş ülkelere imkan ve avantaj sunduğu kadar gelişmekte olanlara da fırsatlar gösterir. Doğal kaynakları yetersiz, sanayii ve teknolojide yaratıcı olamayan ama insan gücü ve dinamizmi olan ülkeler bu fırsatları değerlendirerek daha fazla ticaret yapabilirler. Küçük ve orta çaplı üretim kalemlerinde rekabetçi olmayı başaranlar, tarım ve hayvancılık ya da bazı madenlere sahip olarak pazar paylarını genişleten ülkeler vardır. Ya da eğitimli insan imkanını büyük markaların fason üretim ünitelerine sevkederek (Türkiye örneğinde tekstil ve otomotiv) dış ticarette büyük cirolara ulaşabilirler.

Gelişmek olan ülkelerin dinamizmi sahip oldukları değerleri optimum kullanmaktan; uluslararası ticaretin ve dolayısıyla finans sisteminin dilini kullanmaktan geçer. Finans sisteminin dili önemli çünkü, Türkiye başta olmak üzere bütün gelişmekte olan ülkeler, büyümek için düzenli olarak dış borca ihtiyaç duyarlar.

Her küresel finans dalgalanmasında ve kur/faiz tartışmasında Meksika, Güney Afrika, Brezilya, Arjantin, Hindistan ve Türkiye’nin birlikte anılmasının nedeni de budur. Benzer özelliklere sahip bu ülkeler aynı zamanda küresel fonlardan kendi kısıtlı alanlarına düşen payı korumak için rekabet halindedir. Bu rekabet, yüksek ve güvenli faiz vaadiyle başlar, hukuki teminat, siyasal istikrar ve elbette öngörülebilir olmayı içerir.

Kabaca tarif edecek olursak, biz ve bizim gibi ülkeler vatandaşlarının iyi konutlarda oturmak, iyi sağlık hizmeti alabilmek, çok seyahat edebilmek, ileri teknoloji ürünü cihazlar kullanabilmek gibi ihtiyaçlarını temin için ülke içinde ürettiğinden daha fazlasına ihtiyaç duyarlar ve bunun için de borçlanırlar. Bu sanılanın aksine büyük bir mesele değildir. Borçlanabilmek bir kabiliyettir ve ülke ekonomisinin büyüklüğüne oranla bunu sürdürmek hem imkan ham de maharettir. İçinden geçtiğimiz ekonomik krize rağmen Türkiye bugün hala benzer ülkelerin birçoğuna göre daha az borç yüküyle yaşamaktadır.

Mesele, dışarıdan alınan kaynağın verimli kullanılıp kullanılmadığıdır. Yani bizde çok bilinen tartışmayı açacak olursak, kaynakları inşaata yatırmanın akıllıca olup olmadığıdır. Açık ki, önemli bölümü bankacılık sistemi üzerinden sendikasyon yoluyla elde edilmiş ve dolayısıyla faiz maliyeti taşıyan parayı, inşaat yerine sayısız teknolojik alanların bir veya birkaçına yatırmış olmak daha rasyonel bir karar olacaktı. Türkiye 17 yıl gibi çok uzun sürede, birçok sanayii (ya da dijital teknoloji) dalında dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden birisi olabilirdi. Bunun yerine büyük yapılarla zevahiri kurtarmayı tercih ettik ve katma değer yaratacak, gelecek vadeli kazanç sektörlerine odaklanmayı ıskaladık. O lüks binalarda tek bir yerli marka asansör kullanamadığımızı söyleyelim de mesele anlaşılsın.   

Üstelik, büyük inşaat hamlesine rağmen hala depreme karşı çaresiz eski konut stokuyla yaşamaya devam ediyoruz. Yani, kaynakların çoğunu inşaata yatırırken kentsel dönüşümü çözebilirdik; bu da mümkün olamadı.

Fırsat maliyetimiz büyüktür ama hayıflanmak da faydasız… Şimdiden sonra acil ve gerçekçi bir yöntemle sınırlı kaynakları, bugün gösterişsiz olsa bile ülkeye ileride para ve kazandıracak, dünyayla rekabet edebilecek sektörlere kaydırmanın yolunu bulmalıyız. Bunun için öncelikle kolaycı zihniyeti değiştirmemiz gerekiyor. Topluma bol para döneminin bittiğini ve refahın yolunun sadece üretmekten geçtiğini söylemenin zamanıdır.

İyi binalarla oturmak, iyi hizmet alabilmek, arabaları ve telefonları yenilemek ve tabii yeniden büyüyüp işsizliği azaltabilmek için geleceğin dünyasına talip olmamız gerektiğini anlatmamız gerekiyor.

Topluma da devlete de siyasete de…

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 18 Ağustos 2019 10:02
Lütfen ekonomiden anlayan bir arkadaş Yazarmı? 2002 yılında ve 2018 türkiye yunanistan bulgaristan hindistan kore portekiz polonya Kişi gelirleri ne kadaedı şimdi ne kadar En iyi gösterge budur Tabi hesaplamada hileyi göz ardı edeceğiz
KARAR OKURU 18 Ağustos 2019 10:01
1- Patlamış mısır endeksi 2- Çöp endeksi 3- Gökdelen endeksi 4- Estetik ameliyatı endeksi 5- Big Mac endeksi 6- Ağrı kesici kullanım endeksi 7- Bebek pişiği endeksi İşte krizlerde yerel paranın gücünün hamburger alım gücüne oranından tutun bebeklerin bezinden mecburi kısıtlama ve pişiklerin artmasına, zorunlu olmayan ameliyatların azalmasından işsizlikten gerçeklerden kaçmak için sinemaya koşmaya ve binaların ne kadar yüksek yapılıyorsa krizin o kadar derin olacağına öngörüler ve ipuçları....
Ya üç tane mesaj gönderdik diye niye hemen hacker olarak algilatiyorsunuz
Kaan 17 Ağustos 2019 18:17
Karşılaştığımız her pürüzün odağında yetişmiş insan gücü var.Kendini,çevresini düşünen insan tipinden,toplumun ortak menfaatlarını düşünen insan tipine geçmeliyiz.Böyle olsaydı arabamızın modelini değiştirmek yerine,fabrikanın makinelerini modernize ederdik.Tarım alanlarına gökdelen yapacağımıza ,şehirlerin çürümüş binalarını yenilerdik.İnsanlarımıza değer verir,onların enerjisini üretimde kullanırdık.Sil baştan yeniden ,boşa giden ümüre mi,boşa giden enerjimizi yanalım.
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 18:18
Sayın yazar inşaat yoğun iş gücü sağlayan bir sektördür, fakat ülkeye pek bir şey katmaz. Önemli olan devletin sosyal konutlar üreterek çok düşük bir kira parası alarak katma değer yaratılması gerekirdi. Halen nüfusun 36 milyonu derme çatma sağlıksız evlerde oturmaktalar. Kaldı ki inşaat malzemelerinin % 42 si dışarıdan ithal edilmektedir. 1952 yılında Kore' nin milli geliri 200 dolarken, bizimki 600 dolardı. Şimdi Kore 38000 dolar biz 9600 dolardayız . Teknoloji üretmeden bir yere varılamaz ve borç almaya devam ederiz. Dışarıdan aldığımız kredileri lüks tüketime de bu arada çok harcadık.
Türkiye yeni bir Anayasa'dan işe baslayarak hemen her alanda yeni bir durum, kaynak, varlik-yokluk degerlendirmesi yaparak reformlara girismeli ve her alandaki politikalarini gözden geçirerek çağın gereklerine uygun adımlar atmalıdır. Kamu yönetimi demokrasi ve verimlilik esasiyla yeniden yapilandirilmali; görev ve hizmetler yeniden belirlenerek tanimlanmali bunlari en etkin ve verimli olarak yerine getirecek organizasyon da yeniden belirlenmelidir. Kısacası devlet yeniden organize edilmelidir. Türkiye bunu yapacak babayigitlerini bekliyor.
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 18:08
Kaçan fırsatın faturası ürkütücü. Yakında o inşaatlara bakıp bakıp buralar keşke fabrika olsaydı deriz. Deriz de iş işten geçmiş olur.
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 17:05
Yem arpa saman fiyatları arttı köylü hayvanlarını sattı mazot fiyatı arttı çiftçi maliyetini karşılayamaz oldu. dul engelli yaşlılara cüzi miktarda aylık bağlandı millet hayvanını sattı tarlasını ekmez hale geldi.paralar inşaata aktarıldı inşaat batmak üzere...devlete ait ne varsa satıldı . Merkez bankası akçeleri hazineye aktarıldı olmadı.eşyaya (elektrik çay şeker sigara doğalgaz....) en az yüzde 15 zam yapıldı memura yüzde 2,5 teklif edildi EL İNSAF diyorum başkanda bişi değil
Karar Okuru 17 Ağustos 2019 18:02
0
Seçimlerimizin sonuçlarına katlanmalıyız diyorum ben de
Seküler ihl li.. 17 Ağustos 2019 15:12
O muhaza eden zihin yapısı ile ya da yıllardır yaptığınız o ajitatif söylemlerle bu söylediklerinizi gerceklestirebileceginizi zan ediyor musunuz.. yada hitap ettiğiniz kütlede bir değişim sağlayabileceğinizi
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 15:09
Antepden arkadas yazmis yaniyoruz 47 derece diye. Kücüklügümden beri ayni seyi duyarim buna karsin her yere agac dikme ve bu gelenegi herkese yayma mantigi neden yok. Evde bos oturanlar issizler gönüllü agac dikmeli yetistirmeli Calisanlarda bos vakitlerinde
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 17:41
2
Tabi sonra devlet ilk firsata sokup konut diksin diye mi? Sen nerede yasadigini zannediyorsun? Anayasal hukuk devletinde mi :)) Alice harikalar diyarinda.
Sabahattin 17 Ağustos 2019 14:41
Son 17 yıl değil, son 30 yıldır patinaj yapıyor Türkiye. 1990'ları da harcadık. Yazık oldu. O 30 yılda dünya likiditeye boğulmuş ve çok hızlı büyümüştü. Fırsatı kaçırdık. Geri gelir mi bilinmez. İnşaat takıntısı ile birlikte Kürt meselesi ve güvenlikçi politikalardır bence esas sebep. Güvenlik, serbestlik, kurumsallık ve hukuk tesis edemedik ülkede. Bu da para girişini kısıtladı. Girişimcileri engelledi.
recep 17 Ağustos 2019 14:30
2000 tane asansör firması varmis memlekete ama sorun aynı. hepsi niteliksiz. inşaat firmalari kadar vizyon sahibi. yani vizyonsuz. 4mt/sn hiza cikan yerli asansör üreticisi yok. haliyle gökdelenlere sadece uzaktan bakıyorlar. köşe yazıları niteliksiz, inşaatçılar niteliksiz, bir isbilmezlik almış gidiyor memlekette. herkes dönerci, kebapci,manav,kaportacı,borekci, bakkal, iyi bir site yanında büfe açma derdinde. kalanları da devlete memur olup 657 kalkanı ile yatmanın peşinde. Ekonomik krizin iyi tarafları da var, en azından bu işbilmezleri temizliyor, hakedenlere firsat veriyor.
Paramız var alıyoruz ve gelecek nesilleri düşünmeye gerek yok allah onların rıskını verir çünkü allah bizimle. Nasıl oldu akp’li gibi yazabildim’mi?
Karar Okuru 17 Ağustos 2019 18:03
1
Çok güze olmuş tam o kafa
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 13:34
AKP zannetti ki her yere beton dikince Türkiye ekonomisi şahlanacak zannetti ama yanıldılar işte battık beton ekonomisi çöktü beton ekonomisi mahvoldu Türkiye artık dönülmez bir akşamın ufkunda girdi bu Gemi batıyor bu gemide olmak isteyenler ile beraber batıyor bu gemi ,ben bu batan AKP gemisinde yokum
Sanayide dönemsel kriz fırsatlarını iyi değerlendirmeli. Mesela SSCB'nin dağılması müthiş firsatlar verdi degerlendiremedik. 1990 yılların liberal ekonomik uygulamalarında özelleştirmeler müthiş firsatlar sundu geri teptigimiz gibi elimizdekileri de atil hale getirdik. 2008 krizi acayip firsatlar verdi. Mesela Volvo otomobil fabrikasi bildiğim kadariyla 5 milyar dolara Çin'e satildi. Yine Çin Ukrayna'dan çok ucuza 1. Sınıf buğday arazilerini bedavaya yakın kiraladı. Ama maalefef biz sadece seyretmek ve birbirimizi yemekle ve elimizdekileri batirmakla yetindik. Yazik oluyor memlekete çok yazık
İşe tarım, hayvancılık ve ormancılıktan başlayabiliriz. İyi bir planlama ve devlet-özel sektör-üniversite işbirliği ile çağdaş ve modern tarım ve hayvancılık çiftlikleri ve ormanlastirma projeleri yapabiliriz. Verimli tarim topraklarini kurtarıp, toplulaştirarak özel sektöre büyük çiftlikler kurdurabiliriz, onlar kurmazsa devlet kurar ve özelleştirir. Kel tepe ve dağları özel sektöre veya orman mühendislerine proje karşılığı agaçlandirtabiliriz. Özel büyük çapta meyve bahçeleri (Iğdır ovasina) kurdurtabiliriz vs. Sanayi de teşvik edilir.
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 17:46
1
Ya devletin orman kurar gibi bi halimi var. Bunca dikilmis agaci vicdani sizlamadan kesebiliyorken.
Karar Okuru 17 Ağustos 2019 17:56
0
mevcut değerleri satıp, oralardan menfaat sağlamaktan başka bir şey yapılması için yeterli değiliz
göktürk börü 17 Ağustos 2019 13:09
farkındaysanız Erdoğan artık Türkiye'de geniş kitlelere hitap edemiyor Yani artık geniş halk kitleleri yani Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları 24 saate Erdoğan'ı televizyonlarda görmekten bıktı usandı 100 tane kalalım 99'unda Erdoğan konuşuyor artık Millet bıktı usandı 17 yılda AKP ülkeyi 3sınıf bir Ortadoğu ülkesi yapmakla beraber bir de adaleti özgürlükleri rafa kaldırdı Yani kısacası ülkede şu anda tam anlamıyla bir keşmekeş ve Kaos yaşanmaktadır bunun da tek sebebi AKP ve başkanı erdoğan'dır
internet filozofu 17 Ağustos 2019 13:09
Ali Babacan'ın kuracağı partiye destek çığ gibi yükseliyormuş işadamlarından Öğretim üyelerini ve birçok geniş yelpaze Ali Babacan'ın kuracağı partiye destek veriyor bu şu demek oluyor AKP ve Erdoğan'ın bitişi hızla devam ediyor 23 Haziran seçimlerinde neredeyse bir milyona yakın oy farkı ile yenilen AKP ve Erdoğan artık Dönülmez akşamın bir ufkunda şu türküyü söylüyor Kendim Ettim Kendim Buldum
Ali Desidero 17 Ağustos 2019 12:31
AKP Hükümetin de kuş kadar akıl olsaydı,17 yıl ülke ve kaderimize hükmeden akıllı biri yahu 5 yıl yeteri kadar bürokrat, akademisyen, sanayici, siyasetçi, esnaf, sendikacıyı Güney Koreye gönderirdi.. 1950.de bizden kötü olan ülke nasıl ve ne yapmış da kalkınmış öğrenir gelir ülkeye bir plan dahilinde uyguladı.. Ama bol yol para kazanmak için kaynakları israf edip yakınlara peşkeş edemezdi...
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 13:22
0
Sadece Güney Kore değil. 70’li yıllarda İtalya, İspanya, Yunanistan, Taiwan, Singapur bizimle aynı düzeyde idi. Şimdi bize fark atıyorlar. Son olarakta Doğu Avrupa ülkeleri AKP’nin iktidarı döneminde bizi tek tek geçti. Ama onların ülkeyi dindarlaştırmaktan başka vizyonları vardı.
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 11:14
Borçlanmak çözüm değildir. Vahşi kapitalizmin getirdiği bir sömürü aracıdır. Devlet olsun birey aile olsun borçlanmak ancak zaruret halleri için yapılmalı ve kalıcı değil geçici durum olmalıdır. Aksi halde ancak sermayedar lara hizmet etmiş olunur.
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 13:45
0
Hem tasarruf hem borç kalkınmanın araçlarıdır. Sen nasıl gidip borç alıyor ve yeni bir firma açıyorsan ülkelerde borç alıp onu yeni yatırımlarda kullanırlar. Ama yatırımlar üretime yönelik olmalı. Böylesi yatırımlarla hem işsizli azaltırsın hem de vergi gelirlerini attırmış olursun. Peki bu hükümet kaç tane fabrika açtı? Yaptıkları aldıkları kredileri betona yatırmak ve de var olan fabrikaları da satarak günü kurtarmak oldu.
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 10:58
Ne vardi cebimizi degilde nesilleri düsünseydik .... Mehmet yakup almanyadan bir garip
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 15:03
0
Gelecek nesiller yerine yeni cepler düsünülüyor halâ.
MUSTAFA YÜKSEK 17 Ağustos 2019 10:01
Düşüncelerinize katılmamak mümkün mü,bu devletin planlama teşkilatı darma- duman oldu.İnşallah bu yazınızı okuyan devlet yönetimi bundan sonra doğru yatırımları yapar.
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 17:49
0
Kesin yaparlar ama kendi ceplerini doldurmak icin.
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 09:59
''tek bir yerli marka asansör kullanamadığımızı söyleyelim''...! şimdi bu ülkede helikopter ve kendi uçağımızı yaptığımız iddiasına ne diyelim? gemi inşa sektöründe çalıştım. ne yazık ki, kaporta saclarının bile balkan ülkelerinden satın alındığına tanığım. tüm 'motorsal ve teknolojik parçaların da' bilhassa alman malı olduğuna da... biz sadece amelelik yapıyoruz.
Süheyl CALISKANOGLU 17 Ağustos 2019 09:38
Eski Türkiye gidiyor,Yeni Türkiye geliyor..."Allah ile aldatma'artik Türkiye'de oy getirmeyecek.Dini siyasete alet edenlere güven artik,sifirlandi.Ekonomi cuvalladi,tek care"ne varsa sat,aklina ne gelirse,zam yap.Bol bol konusup,hic bir sey yapmayanlar takimina,güvenen inanan artik kalmadi.Eski Türkiye gidiyor,Yeni Türkiye geliyor..
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 09:32
Türkiyenin temel sorunu bu yazının konusu. Bugün gitti gelecek de gidiyor.
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 08:11
Ne bir plan ne de düzen var her şey rant için
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 06:48
Her şeyi en iyi bilen bildiğini okumaya devam ederse vay ki vay halimize!
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 02:15
Sadece insaata parayi gommenin kaynaklarin israfi oldugunu yillar once Rahmi Koc, Ali Babacan soylemisti ve Sayin Erdogan ters bir sekilde cevaplamisti. Insaattan para kazanmak ve bu para kazananlarla siki dost olmak cok kolaydi cunku.
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 01:52
Bu işler beyefendilik,uyum,seviyeli dil,kaliteli insan kaynağı... ister. Son tahlilde durum ne?
Cidden mühim şahsiyet 17 Ağustos 2019 06:55
0
Olsa dükkan senin Işler Bildiğin gibi değil Saydıklarından bir tane dahi kalmadı
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 01:21
Editörler yeter bu kadar tatil..
Davut 17 Ağustos 2019 00:58
Mustafa Varank veya Berat Albayrak bu soylediklerinizden haberleri olsa; acaba şöyle bir durup düşünürler mi Mustafa bey?
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 00:45
Har vurup harman savurup gunu kurtararak 17 yili harcamis bir iktidardan ulkenin cikarlari icin uzun donemli politikalar ve uygulamalar beklemek gercekci degil...
KARAR OKURU 17 Ağustos 2019 00:29
Kitabın tam ortasından.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN