Sıra ne çabuk Özgür Özel’e geldi!
Mutlak butlanın dumanı üzerinde tüterken ortalığa salınan yeni söylentilere bakar mısınız: “Özgür Özel’in dokunulmazlığı kaldırılacak, hatta tutuklanacak.”
Niye kalkacakmış? Mealen söylüyorum. Çünkü laftan anlamıyor, hala mücadele ediyor, hala iktidarı değiştirmeye çalışıyor! Hatta bu uğurda yeni parti kurma ihtimalinden bahsediyor! Olacak şey değil.
Bu söylenti bir söyleşide Özel’e de soruldu. Cevabı şu: “Bana konforlu bir ana muhalefet liderliği teklif edildi. Ekrem’i bırak, partinin başında otur. Ya da otobüsün üstünden in, Ankara merkezli siyaset yap. Yapmadım. Bütün zor şartlar, bütün krizler kendi liderini ve kendi çözümünü yaratır. Ülkesini, partisini seven milyonlarca insanın bir adım önüne birisi çıkar.”
Başka bir söyleşide de şunu söyledi: “Benim şahsımda bir endişeye gerek yok. Eğer Türkiye demokrasisi ana muhalefet liderinin önce bir darbeyle partisinin başından uzaklaştırılıp sonra da tutsaklaştırılması ve muhalefetin lidersizleştirilmesi sınavından geçecekse, bu sınavı hep beraber veririz. Ama ben buna cesaret edebileceklerini düşünmüyorum. Böyle bir ayıbı, böyle bir utancı Türkiye’ye yaşatmamalarını da öneririm.”
Ülkenin birinci partisinin liderinin, partisi kayyumdayken bir de fezleke ve tutuklanma tehdidiyle karşı karşıya kalması ve bunun da gayet normal bir siyasi hamleymiş gibi dolaşımda bulunması ne kadar hazin!
Ülke yönetilemiyor, ekonomi sekiz yıldır kriz içinde, bütün önemli göstergelerde baş aşağı gidiyoruz, insanlar mutsuz ve geleceğe dair beklentiler iyice zayıfladı. Seneler boşa geçiyor… Bütün bu tablonun sorumlusu olan iktidarın odaklandığı şey ise muhalefeti susturmak, etkisizleştirmek, butlanlaştırmak ve silkelemek. İktidarın yapamadıklarını yapabileceğini iddia eden ve bunun için yarışan muhalif liderleri hedefe koymak.
Demokrasi eşit ve adil siyasi yarış demektir, demokrasi herkesin aynı kurallara tabi olması demektir, demokrasi en başta serbest siyasi faaliyet ve siyasi parti demektir, lakin kimin umurunda?
Cumhurbaşkanı adayının hapse atılması normal…
Onunla yol yürüyen başkanların, siyasetçilerin, bürokratların, eşin, dostun, akrabanın hapse atılması normal…
Ana muhalefet partisinin kurultaylarının bir kalemde yok sayılması normal…
Gele gele geldik, o partinin lideri Özgür Özel’i tutuklamaya! Gayet rahat konuşuluyor, gayet normal bir şeymiş gibi üzerine analiz yapılıyor.
Nasılsa hayret ve şaşırma duygusu kalmadı. Nasılsa herkes ortada siyaset olmadığını, sert ve acımasız bir iktidar oyunu oynandığını kabul etti. Nasılsa millet iradesini yok saymak namına yapılan her hamle yapanın yanına kar kalıyor. O zaman içinde hapis ve tutuklama geçen hiçbir iddia şaşkınlık yaratmıyor.
Çünkü herkes biliyor ki iktidar, eğer işine yararsa, eğer sonuçları lehine olursa ve eğer halen muhalefet lehine devam eden siyasi tabloyu kendi lehine çevirmeye yardımcı olursa bunu yapabilir. Ne yargı ne siyaset ne de toplumsal reaksiyon mani olur. Dilediğini yapar, sonuçlarına bakar. İşe yaradıysa yaradı, yaramadıysa bunu temin etmek için başka bir “normal”e bakar. Artık sırada kim varsa, ne varsa.
Art arda gelen operasyonlar iktidarın sınırsız gücünü gösteriyor ama ondan daha çok bu sınırsız gücü kullanarak yapılan siyaset mühendisliğinin hala fayda sağlamadığını gösteriyor. Yani, hala sandıkta iktidarı garanti etmediğini…Her defasında bir adım daha ileri gitmesi bu yüzdendir.
Özel’in “Böyle bir ayıbı, böyle bir utancı Türkiye’ye yaşatmamalarını da öneririm” cümlesinin işaret ettiği yer de burası. Böyle yapmakla seçim kazanılamayacağı için bunları demokrasiye, ülkeye ve hafızalara kazımanın anlamı yoktur. Kararı seçmen verecektir. Seçmen de fezlekeye, butlana, soruşturma dosyalarına bakmayacak, tam tersine bütün bunların ne maksatla yapıldığını oylayacak.
Hala vakit varken siyasete; yani hukukla, demokrasiyle ve icraat yarışıyla yapılan gerçek siyasete dönmekten gayrı yol yoktur.
