Back To Top
Fikir mi polemik mi? Şiir mi hamaset mi?

Fikir mi polemik mi? Şiir mi hamaset mi?

 - Son Güncelleme: 28.05.2019 Salı 09:36
- A +

Necip Fazıl Kısakürek’in ölümünün üzerinden otuz altı yıl geçti. Henüz on altı yaşındaydım onun ölüm haberini duyduğumda. Taşrada zihni meraktan kabaran bir gençtim. Eserinden önce efsanesi kulağıma çalınmıştı şairin. Necip Fazıl diye bir büyük adam vardı ve İdeologya Örgüsü adında bir kitap yazmıştı. İnsanlığı kurtaracak fikirler oradaydı. İnsanlık desen nice zamandır kurtuluş bekliyordu.  

Taşranın kitaptan çok söylenti ile yaşamasına pek yakışan böylesi duyumların arasında bir süre ne yapacağınızı bilemezsiniz. Merak sizi kamçılar ama yokluk başınızdan bastırıp bunaltır. Gittiğim halk kütüphanesinde kitapları yoktu. İmdadıma tesadüf yetişti ve bir arkadaşımın abisinin terk edilmiş kitapları arasında O ve Ben ile karşılaştım. O ve Ben. Ben ve O. Necip Fazıl ve Ben. Ben ve Necip Fazıl. İlk okuduğum kitabı bu oldu şairin. Merakıma bir parmak bal böyle çalındı. 

***

Lakin doyurulmamış hiçbir merak kendisini uçurumun kenarından çekip alamaz. Merak ki gökkuşağı gibidir böylesi durumlarda, peşinden koşarsınız ama bir tek renk halkasına kavuşamazsınız. Hele bir de, ülke dışı bir radyo kanalından tesadüfen ilk kez şiir ile karşılaşırsanız iyice bocalarsınız. Bulunduğum yer, Kıbrıs Bayrak Radyosu’nun kapsama alanındaydı ve işte yine beklenmedik bir yerden şairle/şiirle buluşmuştum. Asıl, kök bu karşılaşmaydı. Bekleyen şiirini öylesine etkili okumuşlardı ki günlerce tekrar yayınını beklemiştim. Kimdi bu çarpıcı adam! 

Sonrası, İstanbul’a gelişimde nihayet Çile, toplu şiirlere kavuşma. Bütün kitapları neredeyse ezberleyerek okuma. Zaman ilerledikçe görüyordum ki devletin ve maarifin yok saydığı bir adam bütün aksiyonerliği ile hep öne çıkıyor hatta şiirini bile inkar ediyordu. Necip Fazıl’ı külliyat olarak okumanın bir genç beyinde koparacağı fırtınanın tesiri elbette büyük olur. O, geçtiği yerlerdeki iklimi hesap etmeden esen bir fırtınadır. Eğer okur Necip Fazıl’dan sıçrama yapıp başka dünyalara açılamazsa yıllarca orada takılıp kalır. Çünkü onda fikir sonunda polemik ve kavga donundan sıyrılamaz, şiir ise büyük davasının silahı olmaktan kurtulamaz. Bu döngü ister istemez kendi içinde bir çıkmaza bürünür. Ki zaten bu çıkmaz, onun fikir/ düşünce yanında şiire yaklaşımıyla yakından ilgilidir. Necip Fazıl şiiri, modern şiirin kültürle yoğrulan donanımcılığından uzaklaşarak sansualitenin örümcek ağına takılır. Düşünce sistematiği ise kendi yörüngesinin dışında karşılıksızdır. Hele güncel politika tarafından kullanma değeri yüksek maskı da buna eklendiğinde elde ne kalır? Elde ne kalmıştır? 

***

Necip Fazıl Kısakürek’in siyasal tarih ve İslamcılık içinde kurucu bir aksiyoner olarak etkili bir yeri olabilir. Ancak bu yerin demokratik, çoğul toplum olma karşılığı bugün zayıftır. Şiirine gelince ilk dönem yazdıklarıyla büyük bir şair olduğu muhakkak. Fakat bugünkü şiirde poetik bir süreği var mı sorusu karşısında alacağımız cevap pek de olumlu olmaz.  

Jakoben, İnönücü, katı devletçi paradigma ve bunların etrafında kurulan insafsız kültürel iktidar Necip Fazıl’a kulak vermek, onun dönüşüm ve düşünüşlerini değerli bulmak yerine her zaman olduğu gibi tek yönlü, acımasız hatta ahmakça tepkiler verdi. Onu rejimin düşmanı ilan etti. Bu tutum Necip Fazıl’ı kavga ve aksiyon alanına sıkıştırdı. Şüphesiz sanat ve düşünce tek başına yaratılır ama bir toplumun içine/ içinden doğar.  

Necip Fazıl’ın şahsında açığa çıkan Türkiye’nin insan talihsizliğidir. Başında T.C. tacıyla dolaşan siyasi güç her yaratıcı değere taraf gözetmeksizin saldırır. Normal şartlarda verimleri dil ve toplum açısından büyük sıçrayışlar oluşturacak beyinlerin böylesi dar alanlara sıkıştırılması uzun vadede milletin kaybıdır. Bu kayıpların hesapları ne güç odakları tarafından verilmiş ne de N. Fazıl gibi dehaları kendi hizalarında görmenin hazzıyla coşan kitleler, gerçek kayıplarını hesap edememişlerdir. 

Öte yandan onca şamataya rağmen mesela ortada objektif ve doyurucu bir Necip Fazıl biyografisi bile olmadığı gibi Türkiye politikacılığının ezberci ve pragmatist tavrı bugün de onu ‘kullanmaya’ devam etmektedir. Oysa o, kendi yarattığı çıkmaz ve çelişkileriyle de bir ilginç kişilik olmak yanında yaratıcılık katından erken düşmüş/düşürülmüş trajik bir varlıktır. Doğunun doymak bilmez insan öğütme iştahı onda tantana ve şaşaa altında bir kez daha güncellenir. 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Kaffkameli 11 Haziran 2019 11:50
Necip Fazıl a dair okuduğum en sağduyulu tespitler. Tebrik ederim. Sanatın tepkisel hamlelerle beslenemeyeceğini zaten bugün de yaşamaktayız. Bir Adam Yaratmak la Mukaddes Emanet arasında büyük bir uçurum var ve bu uçurum tezin sanatı susturuşudur.
Osman Aga 28 Mayıs 2019 18:16
Bir 'Şair' bile "güncel politika tarafından kullanma değeri yüksek"; etkisi o nispette az bir "mask" olarak kalır. Bir 'Şair'in klavyesinde hiç şık durmuyor, "T.C. taçıyla dolaşan siyasi güç... öte yandan onca şamataya rağmen, bütün kitapları neredeyse ezberleyerek okuma" da doyurucu bir NFK biyografisi yazdıramıyorsa; ne yapsın fırıncı Osman mi yazsın, o biyografiyi? Muhterem Şair, aziz Ömer Erdem Bey?
KARAR OKURU 28 Mayıs 2019 14:44
Üstadı birileri dönem dönem eleştiriye tutuyorlar köşelerimizde kalem oynatabiliyoruz diye.Necib Fazıl ümmetin gölgesinden bile korktuğu dönemde milletin hür ve korkusuz sesi olarak yarınlara haykırmıştır.Ceberrut tek parti döneminde "sizleri tanımıyorum,reddediyorum" diyebilmek bile başlı başına bir destandır.Günümüzün kalemşörlerine baktığımızda üstadı nasıl da özlüyoruz içimiz kavrularak.Rabbım mekanını cennet eylesin, ŞAMDAN
Şiir 28 Mayıs 2019 13:44
Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim, akar suyun meyve çağında ağacın, serip gelişen hayatın düşmanı. Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına : - çürüyen diş, dökülen et-, bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecekler, Ve elbette ki, sevgilim, elbet, dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya, dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle : işçi tulumuyla bu güzelim memlekette hürriyet. Bursa da havlucu Recebe, Karabük fabrikasında tesviyeci Hasana düşman, fakir köylü Hatçe kadına, ırgat Süleymana düşman, sana düşman, bana düşman,
KARAR OKURU 28 Mayıs 2019 13:09
sanatın edebiyatın cukafası muhitinden kurtulamaması kendini kendine göre süzmesi ve aldığından hoşnut olması o günden bu güne aynı çarkı çevirecektir şiirin sofrasını kapıdan görenler oraya oturur
Merakli 28 Mayıs 2019 00:37
Bence NEcip Fazil'i farkli kilan ideoloji ile "ruh aynasina hitap eden" soylemi beraber verebilmesidir. Mesela "Feza Pilotu"...
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN