Hüseyin Atlansoy’un Son Büyük Hamlesi.*
Başından beri ironik bir kader şiiri yazmış gibidir Hüseyin Atlansoy. Fakat çoklukla önümüze kabız bir razılık bir olup bitene teslimiyet kalıbıyla konulan kadere tam da buradan çelme atar o. Dur, demektir kader onda. Bir dakika dur, bakalım. Yaşamayı, hayatı, insanı, ülkeyi, aşkı, şehri bir de benim yazdığım kader/ şiir diliyle okuyun. Kederle kafiye olan kaderin aksine zekice bir hayat şenliği coşar gelir bu şiirde. 1980’lerin çok katmanlı şiir akışına sadece katkı değil kanat da takması akılda tutulduğunda, 1982-2025 aralığındaki son kırk yılın şiirini onsuz okumak imkansızdır. İntihar İlacı’ndan bu yana Atlansoy sadece kendi şiiri adına hamleler yapmaz şiirimizin hamleleri de boy atar varlığında.
Hüseyin Atlansoy (2025-1982) arasındaki şiir kitaplarını Son Büyük Hamle adıyla bir araya getirdi. Ben burada sadece ‘Yeni Başlayanlar İçin 21 Derste Şiir Nasıl Yazılır’ üzerinde duracağım. 21 Gram filmini hatırlayanlar olacaktır. Alejandro G. Inarritu’nun üstün yönetmenliğinde Sean Penn olağanüstü performans sergiler. Geçmiş, şimdi ve gelecek arasında üç farklı karakter kader örümceği gibi çalıştırılır. Fakat ruhun ağırlığı 21 gram ile özdeşleştirilir. Ruh ölüm anında bile son temiz hamlesine hazırlanır. Bu bağlamda Atlansoy’un 21 dersi tesadüfen seçtiği düşünülemez. Her ders ağırlıktan, yükten, çapaktan, maddeden sıyrılarak arınmaya hedeflenir. Arınan kendisi olur bir yandan. Atlansoy’un kitapta ‘hiperbol’ü bir eksen ve ölçü diye kullandığını ve bununla da yetinmeyip gidiş gelişler paralelinde duyusal bir işlekliğe soktuğunu görüyoruz. ‘ Bir düzlemdeki sâbit iki noktaya olan uzaklıklarının farkı değişmeyen noktaların meydana getirdiği eğri.’ Hiperbol böyle tanımlanıyor. Örümcek ağı yüksek bir sanat eseri olmakla birlikte dolaylı bir hiperbol de sayılabilir pekala. Zaman ve örümcek iki sabit noktadır temsilen. Ve şairin hem kendini hem okuru ayrıca iki sabit nokta diye konumlamasına da şapka çıkarmalı. Dileyen iki sabit nokta arasında işleyip duranı dil ve şiir diye bile işaretlemeli.
Bir ödeşme, özleşme ve ilerleme kitabı ‘Yeni Başlayanlar İçin 21 Derste Şiir’. Zaman zaman klasik şiirimizin divan dibacelerine de göz kırpıyor. Poetik serpintiler, hesaplaşmaktan beri durmayan hamlelerle kendi özdeğine çalışıyor. Ben şiiri böyle yazdım siz de böyle yazabilirsiniz demenin özgüveniyle ilerliyor. (‘ işte böyle yazılır şiir nefes alıp verir gibi şairin küçük elleriyle.’) Söz nakışlarının uyumuyla özdeş oyunbaz edalar, düğümlendiği yerden uzun saçlar misali çözülüveren savruluşlar, ‘kelimenin tashihi olur da olmaz kaderin tashihi’ benzeri çapraz sıçramalar ritmik bir duyuş iklimi yaratıyor. Kitabın önde tutulması gereken fikirlerinden biri de ‘göze almaktır’. Ve şair ‘göze alacaksın elbet önce kendini diye’ varlığını başa değil hedefe koyar. Göz kelimesinin dilimizdeki karşılıklarını göz göz yerine koyduktan sonra bir şair nezaketiyle belirir söz. Bir hesaplaşma kitabı saydığımız ‘ Yeni Başlayanlar İçin 21 Derste Şiir Nasıl Yazılır’ın en yufka yeridir burası. ‘gözden düşürme gerek yok göze girmene de.’ Sadece şiirde değil hayatta da tam aksi dayatılan bir düzende, şairin 21 Gram’a kavuştuğu noktadır burası.
Bir suyun akışına da benzetilebilir ‘Yeni Başlayanlar İçin 21 Derste Şiir Nasıl Yazılır’. Bir yandan bu akışı izlerken bir yanda da akışın bileşenlerini görmeye başlıyoruz. Gördüklerimiz bir yandan Hüseyin Atlansoy’un akışına referans değeri de taşıyor. Nazik uyarışlar ise kendini hissettirmekten beri durmuyor. Bir isimler envanteri çıkarmaya niyetlenirsek, Ahmet Haşim, Yahya Kemal, İlhan Berk, Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu, Necatigil, Selim İleri, Ece Ayhan, Turgut Uyar, İsmet Özel, Cemal Süreya, Goethe, Rilke, Gazzali, Şeyh Galib, Ezra Pound, Mitat Enç, Cortazar her biri başka bağlamda baş uzatıyorlar. Aylansoy, şiir yazmaya koyulacaklara bu isimler üzerinden nazikçe öneriler sunarken, uyarılarda da bulunuyor.
Bütün söylenenlerin son hamlesi ise ‘21 Pare Top Atışı’ şiiriyle taçlandırılır. Bir kutlama olduğu kadar düpedüz meydan okumadır bu. Şiirin biçimsel bezenişi, mısra kuruluşu, sessel orkestranın dizilişi, hiperbolü soyut bir yağmur bulutu halinde yukarı kaldırır. ‘Cümlemiz tek! Cümlemiz birden : Ateşş!!’ diye başlayan şiir Şeyh Galib’in ‘Gül âteş gülbün âteş gülşen âteş cûybar âteş
Semender-tıynetân-ı aşka besdir lâlezâr âteş’ diye patlamasını andırır. Sesten sonraki sessizliğe varmak için bu büyük ateşi yakmak kaderdir. Böylece şairin Hölderlin’den girişe aldığı mısralar yerini tam bulur: Ve düşlerinde uyarırsın onları, ta uzaklarda/ Dolaşarak yoldan çıkarken o gerekçesizler.
Hüseyin Atlansoy. Son Büyük Hamle. Ketebe. 513 sayfa. Şubat 2026.
