Oğuz Atay’ları Beklerken!

Gazeteler, haber siteleri ve kültür sanat sayfaları haberi elbirliği ve üslup benzerliği ile duyurdular. Belli ki metin tek merkezde hazırlanmış sonra da servis edilmişti. Kültür ve Turizm Bakanlığı ‘ilk eseri’ni bastırmak isteyen yazar/şair adaylarına destek verecekti. Bizim gazete de birinci sayfanın sol üst köşesinden duyurmuştu haberi; ‘Yeni Oğuz Atay’lar çıksın’ projesi. İçteki başlık ise ‘Yeni Oğuz Atay’lara bakanlık desteği şeklindeydi. İnsan bu başlıklardan yola çıkarak ister istemez ve iyi niyetle bu desteğin romanla sınırlı olduğunu düşünüyor, demek ki Sait Faik ve Turgut Uyar’lara ihtiyaç duyulmuyor demekle yetiniyordu. Bütün bu sunumlar güncel ve etkin bir gerçeği de imliyordu aslında, yazar deyince romancıyı ve elbette çok satmayı anlıyorduk dolaylı da olsa, alttan alta.

***

Bir edebiyat kol kola ve diğer sanat dallarına açıldıkça gelişir, güçlenir. Tek başına ne romanın ne öykü ne de şiirin hükmü vardır. Tiyatro, deneme, gezi yazarlığı, hatırat, çeviri gibi diğer kolların da ayakta kalıp yaratıcılıktan düşmemesi gerekir. Sinema, plastik sanatlar, klasik islam sanatları ve resim heykel dahil bu hatlarda kurulacak canlılık o toplumun çehresini tamamıyla yansıtır. Bugünün şartlarında bu ideal bir istek gibi görünse de istenildiğinde başarılması pekala mümkündür. Öncelik ve tercih meselesidir.

Fakat ben bu Oğuz Atay’ları beklemek konusuna başka bir cepheden bakacak ve bu beklentinin beyhudeliğine değineceğim. Beyhudelik gençlerden umutsuz olduğumdan değil. Aksine roman sanatında alınacak merhalelerin bizim sosyolojimiz ve ortak şuurumuzu kavramak için gerekli oradan da bu başarının demokratik yaşama katsayımıza katkı sağlayacağına/ sağlaması gerektiğine inananlardanım. İtirazım yöntemedir ve bu yol çoktan eskimiştir. Nitelikli, özgür düşünüşlü ve yaratıcılığın sokaklarında dolaşan genç yazarlar için ilgi çekici olmadığı fikrindeyim.

Şundan, kitap çıkarmanın ve yayınevi bulmanın çok zor olduğu,1930-50 döneminde CHP jakobenlerinin kültürel iktidar adına yönettikleri bir takım paradigmalar bugün geçersizdir. Şair, romancı, öykücü ismi Kültür Bakanlığı bile olsa bu şekilde iş tutmaz, tutmamalıdır. Dosyasına önce bir yayınevi bulan sonra da o yayınevinin başvurusu ile bakanlık jürisinin önüne giden bir dosya ister istemez güdümlü hale gelir. Çok iyi niyetli bakanlık ve seçkin jüriye rağmen böyle olur bu.

***

Hem her hafta kitaplar üzerine yazan ve yayıncılık dünyasını içerden bilen birisi olarak söylemek isterim ki bugün, ülkemizin önde gelen bütün yayınevleri genç ve yeni yazar arıyorlar ve onlara sahip çıkmak istiyorlar. Rekabetin güçlendiği ortamda elinde nitelikli dosyası olup da onu yayımlayamamak ihtimali neredeyse yok. Bence, bakanlık seçkin ve nitelikli bir jüri kurarak, yayınevlerinin bastıkları ilk eserlere ilgi göstermeli ve mesela ilk baskıları satın alıp bütün kütüphanelere dağıtmalı. Bu daha makul bir yoldur. Bir duyuruyla bunu kamuoyuyla paylaşabilir. Güncel takipçiliğini perçinlemiş olur.

Şair, romancı, öykü ve tiyatro yazarı gençler, ısrarla ve bilinçle yayınevlerine dosyalarını ulaştırmalı ve oradan Oğuz Atay olmanın yoluna çıkmalılar. Bu yola koyulmuş bir gence devletimizin sahip çıkması ve buradan destek olması daha demokratik ve kültürel duyarlığı daha gelişmiş bir tutumdur. Bence öyle. Tercih herkesin kendisine kalmış.

YORUMLAR (2)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
2 Yorum