Buna ihtiyacımız var
Dünya gündemini takip etmesem de haberleri izlerken, sosyal medyada gezinirken, sağda solda konuşulanları dinlerken haberim oluyor, zaten Venezüella Devlet Başkanı Maduro’nun Caracas’taki yerleşkesinden alınıp New York’a götürülmesinden haberdar olmasam tuhaf olurdu. Konuyu dikkatle değil ama biraz ilgiyle takip ettim, söyleyebileceğim tek şey Amerika zalim bir devlettir ve her zalim gibi zulmü onu bitirecektir. Venezüella devlet başkanının ülkesini nasıl yönettiği, bir uyuşturucu çetesi ile bağı olup olmadığı vb konuları ise hiç takip etmediğim için bilmiyorum. Konu, benim için görünen son sahnelerden ibaret, yani bir devlet başkanı kendi konutundan operasyonla alındı ve Amerika’ya götürüldü. Bu, kabul edilebilir bir durum değil. Amerika’nın her ne amaçla olursa olsun, dünyanın başka bir ülkesinde bu şekilde tasarrufta bulunması en azından çağ dışılıktır, gericiliktir. Modern dünyanın ayarlarını, eski çağların saldırgan, ganimetçi anlayışına sürüklemektir. Emparyalizm tam da budur, diyeceksiniz içinizden belki ama eski çağlardaki savaşlarda bile bir savaş ahlakı söz konusudur. Savaşlarda bile bir devlet başkanına böyle muamele edilmez. Düşmanlarına bu muameleyi reva gören Amerika olunca, aralarında düşmanlık olan diğer devletlerin siyasetçilerine de hemen prim yapma fırsatı doğuyor. Mesela bir Yunan siyasetçi, Failos Kranidiotis, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili olarak yapay zekâyla hazırlanan bir gönderi paylaşmış, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı iki Amerikan askerinin ortasında resmetmişler.
Sanırım bu gönderiden daha önce Amerika merkezli bir düşünce kuruluşu olan Middle East Forum’da “Erdoğan’ın geleceği Maduro’nun geçmişi mi?” başlıklı bir analiz yayınlanmış. Analizi yapan, Michael Rubin.
Buraya kadar denebilecek tek şey var: “Zalim, zalimliğini yapar.” Bundan sonrası ise şöyle. Önce Gelecek partisi genel başkanı Ahmet Davutoğlu bir paylaşım yapıyor ve şunları yazıyor:
“Maduro’nun geçmişi Erdoğan’ın geleceği mi?” diyerek Türkiye’yi Venezuela ile aynı kefeye koymaya, seçimle işbaşına gelen meşru Cumhurbaşkanı üzerinden ülkemize parmak sallamaya kalkışan emperyalist odaklar bilmelidir ki; Türkiye ne sahipsizdir ne de bu tür hadsiz ve mesnetsiz kıyaslamalara mahkûmdur. Bu millet, iradesini ve onurunu hedef alan her yeni-sömürgeci girişime karşı; demokratik, siyasi ve ahlaki duruşuyla gereken cevabı vermeyi de, had bildirmeye kalkarak uzanan parmağı kırmayı da çok iyi bilir.
CHP Genel başkanı Özgür Özel de “Değil Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin önünden bir vatandaşımızı alıp götürmeye cesareti olan varsa hodri meydan” demiş.
İyi Parti milletvekillerinden, eski belediye başkanlarından benzer çıkışlarla tepki verenler de olmuş. Vatandaşlardan da böyle bir şeye kalkışılırsa değil Cumhurbaşkanını, kendi ilçelerinden herhangi bir idarî amiri bile vermyeceklerine dair paylaşımlar yapanlar var. Bu tepkiler, böyle hassas dönemlerde tam da ihtiyacımız olan şeyler çünkü Amerika’dan cesaret bulan düşmanların eli boş durmuyor. Böyle bir girişime kalkışılmasının şüyuuna bile tahammülümüzün olmaması çok normal.
Millet bilinci böyle durumlarda test olur. Bir millet, kendi içinde her ne kadar farklı düşünse, farklı yönlere yönelse ve farklı mücadeleleri olsa da bir dış tehtid karşısında tek bir millet olduğunun bilincinde olmalıdır ve bu bilincin gereği neyse o yapılmalıdır. Eğer bir millet, dışarıya karşı birlik olmayı başaramıyorsa orada sorun vardır ve o sorun onarılması güç yaralara dönüşebilir. Bu yüzden bu olayda olması gereken tepkiyi, olması gerektiği gibi veren herkes, ister bir muhalefet partisi başkanı ister sıradan bir vatandaş olsun tebrike değer çünkü buna ihtiyacımız var.
