Back To Top
Eklektizm sızıyor paçalarımızdan

Eklektizm sızıyor paçalarımızdan

 - Son Güncelleme: 10.09.2019 Salı 12:32
- A +

Şehir: İstanbul, sene: 2019.

Üsküdar’ın işlek bir caddesinde yeni bir döner lokantası açılıyor.

Lokantanın önünde insanlar toplanmış. Kalabalığı cezbeden, parlak kırmızı kıyafetleriyle lokantanın önünden caddeye taşarak marşlar çalan mehter takımı.

Fakat “atraksiyon” mehterden ibaret değil. Bir mini etekli hostes, bir palyaço bir de “Süpermen” var!

Superman kostümü giydirilmiş uzun boylu, atletik bir genç, sırtında pelerini, elinde balonlar lokanta kapısında bekliyor.

Kostüm yakışmış ama biraz tuhaf, kocaman sakalı olan bir süpermen bu! Uzun saçlarını toplayıp toka takmış. Ayakta durmaktan yorulmuş. Bir sandalye bulup çöküyor. Mendiliyle terini silerken bir limonata istiyor.

O sırada mehter takımı “delikanlı misali aldığın gün atandan, yürüyecek bu millet yürüyecek arkandan” diye caddeyi inletiyor! Fakat delikanlı misali atasından değil de DC Comics’ten almışa benziyor!

Hal-i pür melâlimizi, eklektik sefaletimizi anlatan bir enstantane bu.

Eklektizm (İngilizce “eclecticism” yahut bizde daha yaygın olarak benimsenen Fransızca söylenişiyle “éclectisme”), farklı felsefî veya sanat sistemlerinden aşırılan unsurların bağlamlarından kopartırılarak yeni bir sistem içinde yeniden kullanılmasına deniyor.

“Eklektik”, genellikle bir sisteme ait olan veya tek başına anlam ifade eden unsurların birden fazlasını toparlayarak meydana getirilen yeni sistemi nitelemek için kullanılan bir sıfat.

Eklektizmin negatif bir mânâsı var.

Ortaya tutarlı, mütecanis, özgün bir ürün, bir hayat pratiği koyamamaya işaret ediyor.

Bu sadece bizim ülkemizde görülen bir şey değil. Küresel kapitalizm bütün dünyayı eklektizme zorluyor.

Fransız düşünür Jean François Lyotard, “Postmodern Durum” isimli eserinde bu durumun sermayenin mutlak iktidarından kaynaklandığını söylüyor: “Eklektizm çağdaş genel kültürün sıfır derecesidir. Reggae dinlenilir, bir western seyredilir, öğle için McDonald’s ve akşam için yerel mutfaklar tercih edilir, Tokyo’da Paris parfümü kullanılır ve Hong Kong’da “retro” elbiseler giyilir. Bilgi, tv oyunlarının konusudur.”

Teknoloji, kapitalistlerin pazarlarını evimizin içine kurmasını sağlıyor. Bu pazar yerinde alâkalı alâkasız her şey pazarlanıyor. Sunulan her şeyin sorgusuz sualsiz müşterisi olan, eklektik tüketime alışmış kafa, bir şey üretmeye, ortaya yeni bir şey koymaya kalktığı zaman, ortaya eklektik ucubeler çıkıyor.

Bir büyük dünya devletinin bakiyesi olan ülkemizde mesele başka bir boyut daha kazanıyor: Bilimde, sanayide, adalette, sanatta, teknolojide bizi fersah fersah geçmiş Batı karşısında geri kalmışlığımızı, ezikliğimizi, çaresizliğimizi, güvensizliğimizi, milli bir öfkeye/gurura tahvil ediyoruz.

Batıya teslim olmayı gururumuza yediremediğimizden dolayı mehter gibi tarihte kalıp anlamını çoktan yitirmiş sembolleri mezardan çıkartıyor, taklit ediyoruz ama bunların yanlarına pop kültür sembolleri eklemekten de alamıyoruz kendimizi.

Ortaya çıkan ucubenin ne kadar sakil ne kadar anlamsız ne kadar estetikten uzak ne kadar utanç verici olduğunu anlayamıyoruz bile...

Orijinal bir şey üretmek şöyle dursun, milli olanla beynelmilel olanın bir sentezini dahi yakalayamıyoruz.

Son yetmiş sene boyunca hızlı bir iç göçe sahne oldu ülkemiz. Kitleler kırsaldan kentlere hücum etti.

Neticede şehirde ikamet etse de şehirli olamayan “kasabalı” kitleler yeni hayatlarını ellerine ne geçirirlerse onunla kurmak zorunda kaldılar.

Kasabalıları etkileyen, onları ilgilerini çeken şeyler belliydi: güç, para, büyüklük, kavga, sayısal üstünlük… Bunların dışındaki hemen her şeyi önemsiz, anlamsız, kolay gördüler. Halbuki “şehri”, kültürel alanı, medeni üretimi tanımlayan kavramlar bilgi, fikir, sanat, estetik, nitelik gibi kavramlardı.

Çeşitli yağ ve deterjan markalarının boş kutularını saksı olarak kullanarak yeni bir estetik üretmeye çalışan gariban gecekondu sakiniyle yukarıda bahsettiğim dönerci arasındaki fark, ikincisinin maddi imkânlarını genişletmiş olmasından ibaret.

Fakir gecekondu sakininin masum ve çaresizce eklektizmine merhamet duyabilirdik belki ama zengin dönercinin “paçozluğu” artık hiç kabul edilebilir bir şey gibi gelmiyor.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 16:52
En çok da "mehterin gömüldüğü mezarlıktan çıkıp yeniden canlanması" yazarı rahatsız etmiş gibi. Mehter dünyadaki ilk ordu müzik grubudur.(band) Mozart gibi batılı besteciler mehter müziğinden etkilenerek "türk marşı" ismiyle besteler üretmişlerdir. Sadece Türk tarihinde değil, dünya müzik tarihinde de önemli yeri vardır. İyi ki silinmeden tekrar canlanmış, hayata dönmüş.Aksi takdirde dünyada ilk bizim yarattığımız bir sanat kurumunu barbarca yoketmiş olurduk. O yüzden hiç üzülmeyin, aksine sevinin sn.yazar. Tarihinizi iyi öğrenin, değerlerinizden gocunmayın, mümkünse yaşattırmaya çalışın!
okuduğunu anlayan 10 Eylül 2019 19:09
1
Mehterin dönerci açılışıyla ne alakası var diyor yazar. Tarihi öğrenmeyin demiyor.
ramazan gün... 10 Eylül 2019 14:05
(2)bir DEĞER ÜRETEN şuuru isbat-sabitlemedikten kelli.. batının, doğunun, kendinin veya onun neyinin, NEYE GÖRE iyi veya doğru olduğuna nasıl karar vereceksin? de.. 'efenim, tekniği (aslında teknolojiyi-aleti demek istiyor) alalım, ahlak bizde kalsın'.. ne ki bu?. her TEKNİK, 'yapan adamın' AHLAKININ UZAYAN ELİ EMEĞİ iken, bu dediğinin saçma olduğunu nasıl anlayacaksın?. diğer yandan 'hocam', eklektizmin olumsuz olması bu şuur çekirdeği ve neye görenin belirsizliği ile ilgilidir. siz, bir sistemden sökülüp başka sisteme monte gibi söyleyince.. sistem, şuur ilzam eder (mi)
ramazan gün... 10 Eylül 2019 13:22
(1)aslında 'hikayenin' özü şu desek: 'batının iyi taraflarını alalım, kötü yanlarını almayalım'.. böyle bir zırva ile kaç yüz senemiz geçti.. buna zırva; boş saçma dememin sebebi şekil açısından birbirine 'yaslanan' iki cümlenin, içeriklerine, VAAZA bakılmadan birarada mümkün; BİRBİRLERİNDEN BAŞKA BİR DÜŞÜNCEYE İHTİYAÇLARI YOKMUŞ gibi kabul edilmeleridir; yola yanlış çıkılmıştır!. eklektizm kaçınılmaz ve her adımda tutarsızlığı pekiştiren 'şık' yaklaşımlar üretecektir. tıpkı metafiziğin içinden çıkılamayan meselelerinin çok kere yanlış vaaz meselesi olması gibi..
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 13:16
"..mehter gibi tarihte kalıp anlamını çoktan yitirmiş sembolleri mezardan çıkartıp taklit ediyoruz" demişsiniz. O zaman arkeolojik kazılardan çıkan kadim bizans mozaiğini, selçuklu çinilerini de topraktan çıkarıp yaşatmayalım, esinlenmeyelim, taliban, daeş gibi yakıp yıkalım da estetik zevkimizi bozmayalım öyle mi.Esasen Feodal avrupa aristokrasisi müziği olan klasik batı müziğini de mezara gömüp, Andre rieu gibi büyük şehir meydanlarında kadim giysiler ve dekorlarla büyük şehir meydanlarında konser verilmesin öyle mi? Bu nasıl kafa ya anlamak mümkün değil!...
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 19:07
1
Mehterin kendi zaman ve bağlamında bir anlamı vardı. Mehteri icat edenler şimdi dönerci açılışlarında kullanıldığını görseler ne derlerdi acaba?
KARAR OKURU 11 Eylül 2019 02:03
1
19.07, o zaman avrupada bir kitapçı dükkanı vb açılışında bir müzik grubunun feodal dönemden kalma klasik batı müziği konseriyle açılış yapması, AB'nin sembol müziğinin Beethoven'in "arkaik" bir klasik bestesi olmasını da aşağılamak lazım yazarın bakış açısından bakarsak. Yazıyı tekrar bir okuyun.Yazar uzmanlık alanı olan bilişim konusunda kalem oynatmaya devam etsin, tarihi, sosyolojik vb konular hak.yazabilmek için daha tonlarca fırın ekmek yemesi lazım bence..
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 06:44
Estetik yer etmemiş kafaya siyatik tesir eder. Paranın havasına göre kafa savrulur.Bu hastalıklı bir durumdur. Halk dilinde "sonradan görme"denir.
Okur yazar 10 Eylül 2019 01:23
Harikulade tesbitler. Avrupa'da yasayan,dolayisiyla disardan bakan birisi olarak memleketimizdeki bu rüküşlüklerin peyderpey daha da beter bir hal aldigina taniklik etmek uzuntu ve utanc verici. Dugun konvoylarindan,yilbasi kutlamalarindan tutun da,sosyal medyayla olan iliskilere varana kadar her alanda bir kalitesizlik almis basini gidiyor. Soylenecek cok sey var bu konuda. Sahsen bir zamanlar milli damari agir basan birisi olarak,bugun bu sebeplerden dolayi buz gibi sogumus durumdayim...
KARAR OKURU 10 Eylül 2019 01:20
Eklektizm: Türkçe karşılığı "seçmecilik" oluyor. Sanatta, felsefede, dekorasyon vb.de sıklıkla kullanılıyor bilinçli bir şekilde. Yazınızda anlattığınız örnek biraz zorlama olmuş gibime geldi. Çünkü sözkonusu olan sıradan bir tanıtım, reklam çalışması. Eskiden gecekonduda teneke yağ kutularına çiçek eken gariban halk bilinçli bir estetik "eklektizm" yapmıyordu, sadece imkanları elverdiğince şehrin betonu, düzensizliğine karşı biraz doğa ve yeşillik getirmeye çalışıyordu çevresine. Tıpkı solcu yazarlar gibi halkı anlamadan aşağılamaya kalkışmışsınız bence.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN