Back To Top
Her memur aynı değil

Her memur aynı değil

 - Son Güncelleme: 17.09.2019 Salı 11:38
- A +

Memur şehri Ankara’da yaşayınca hemen her gün, kamu kurumlarında değişik seviyelerde görev yapan memurlarla yolunuz kesişiyor.

Ortalama seviyede zekâ ve becerilere sahip sayısız memur, mümkün olduğunca az iş yaparak hatırı sayılır bir maaş aldığı masa başı memuriyetlerden birini elde ettiği, kendisini devletin iş güvenliği şemsiyesi altında ömür boyu garanti altına aldığı için son derece memnun.

Fakat bilgi, beceri ve zekâ seviyesi ortalamanın üzerinde olanlarda dehşet verici bir hayal kırıklığı, karamsarlık, küskünlük ve çaresizlik görüyorsunuz.

Tecrübeli bürokratlar ağız birliği etmişçesine devlet aygıtının neredeyse durma noktasına geldiğinden yakınıyorlar.

Sanki seçim olmuş da bir türlü hükumet kurulamıyormuş gibi bir hava var diyorlar.

İyice düşünülmeden, planlanmadan yapılan değişikliklerin devlet mekanizmalarını felç ettiğinde hemen herkes hemfikir.

Yeni sistemle devlet aygıtının varlık sebebi de değişmiş gibi sanki.

Kamu kurumlarındaki pozisyonlar, kamu görevlerinin yürütülmesinden çok, milli gelirin dağıtılmasında kullanılan siyasi bir araç gibi görülüyor artık.

O yüzden, zaten çalışan sayısı açısından obezleşmiş devlet, bünyesine herhangi bir liyakat aramadan kattığı yeni memurlarla şişmeye devam ediyor.

Ama hükumet, bürokrasiden herhangi bir hizmet ya da inisiyatif beklemiyor.

Niteliksiz, liyakatsiz memurlar kendilerinden bir şey beklenmemesinden memnunlar.

Ama vicdan sahibi olan, kayda değer hiçbir şey yapmadığı halde her ay hesabına tıkır tıkır yatan paranın helalliğini sorgulayan, yanlış gördüğü şeyleri düzeltmek isteyen, hatalı kararlar alınmasına mâni olmayı ahlaki bir sorumluluk sayan memurlar adeta cehennemi yaşıyorlar.

“Biz hakkı tutup kaldıracaktık, adâleti tesis edecektik, hırsızlığa, yolsuzluğa, yozlaşmaya, suiistimallere mâni olacaktık, emaneti ehline teslim edecektik, şu geldiğimiz noktaya bak” diye kendilerini yiyip bitiriyorlar.

Bazıları bu ikinci gruptaki kimselere hayretle bakıyorlar. Ne güzel makamları, makam arabaları, maaşları olduğu halde hala neden mızmızlanıyor acaba bunlar diye şaşırıyorlar. Bahsettiğimiz itirazları, sadece iktidar nimetlerinden yeterince faydalandırılmadıklarını düşünenlerin dile getirdiklerini zannediyorlar. “Bir terfi”, “bir yönetim kurulu üyeliği” ile susturulamayacak kimsenin olmadığına eminler.

Ama yanılıyorlar…

Evliya menkıbesi meşhurdur: İbrahim Ethem ve Şakik-i Belhi Mekke’de karşılaşırlar. Şakik, İbrahim Ethem’e,

- “Maişet işini nasıl hallediyorsunuz?” diye sorar. İbrahim Ethem:

- “Bulduğumuzda şükreder, bulamadığımızda sabrederiz” diye cevap verince Şakik:

- “Onu Horasan’ın köpekleri de öyle yapıyor” der. Bunun üzerine İbrahim:

- “Peki, siz ne yaparsınız?” diye sorar. Şakîk şu cevabı verir:

- “Bulduğumuzda dağıtır, bulamadığımızda şükrederiz.”

***

Bu menkıbenin, isimlerin değiştiği çok versiyonu var ama temel mesaj açık: “İnsanlar”, düşünemeyen, fedakârlık, merhamet, feragat gibi gelişmiş hisleri olmayan, temel içgüdüleriyle hareket eden hayvanlarla aynı tepkileri gösteremezler.

“İnsan” sadece zevk için yaşayıp acıdan kaçan, midesinden ibaret bir varlık değildir, hoş bir seda bırakmak ister bu kubbede göçüp gittiğinde.

Makamları senelerce işgal ettiği halde taş üstüne taş koymadan, ardında bir iz bile bırakmadan ölüp gitmiş, adı sanı kalmamış daire başkanlarıyla, genel müdürlerle, müsteşarlarla hatta bakanlarla dolu mezarlıklar.

Onlar gibi olmayı/ölmeyi kabul edemez bazıları.

Hayat kısa. İnananlar için öbür tarafta bir de hesap var.

Sadece yapılan yanlışların değil, yapılmayan doğruların da hesabının sorulacağına inananların huzursuzluğu boşuna değil.

1999 yapımı “13. Savaşçı” filminin Müslüman kahramanı Ahmed Ibn Fadlan’ın az sonra öleceği savaşa girmeden önce, pişmanlık içinde yaptığı muhteşem duayı hatırlatarak bitirelim:

“Allahım, günlerimi bir sürü şey planlayarak ziyan ettim. Bu savaş, planladığım şeylerden biri değildi. Fakat şu an sana önümüzdeki birkaç dakikayı iyi yaşamak için yalvarıyorum. Allah’ım, düşünmemiz gerektiği halde düşünmediğimiz, söylememiz gerektiği halde söylemediğimiz, yapmamız gerektiği halde yapmadığımız her şey için affına sığınıyorum.”

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
N.Y. 19 Eylül 2019 17:24
Sayın yazar. Allah'ın rahmeti bereketi üzerinize olsun.Dualarimizla
Mustafa Hilmi 17 Eylül 2019 19:22
O paralarını hak edemedıklerınden sıkayet eden memurlar samımılerse ıstıfa edıp ozel sektore gecsınler!? onları derdı alttan alttan hukumetı elestırmek, ıs yapılmıyor ızlenımı vermek! Yoksa onların vıcdanlarıyla bır derdı yok. Dunyanın Erdoganla derdı olan su gunde, mazlumların tek hamısının Erdogan oldugu su gunde, tum haınlerın pusularından cıktı su gunde, Erdoganı asla yalnız bırakmayacagız!
memur 18 Eylül 2019 13:45
1
Özel sektör de zaten memurlar gelsin diye bakıyordu zaten... Kardeşim mesele devlette iş olmaması değil, var olan yapılması gereken işlerin birileri tarafından yaptırılmaması. Ve niyeyse o iş yaptırmayan adamlar ağızlarından "reis", "beka", "hain" vs kelimelerini ağızlarından düşürmüyorlar...
miralay 17 Eylül 2019 18:21
Yakinen tanıdığım hakperest bir mühendis arkadaşımı, çalıştığı kurum olan Tarım İl Müdürlüğü`nde ziyaret ettiğimde, internetten günlük haberleri, gazeteleri izliyordu. Hal-ü vaziyeti sorduğumda; kurumda pek iş olmadığını, çoğu memurun boşa vakit geçirdiğini şikayetvari anlattı. Yani o kadar memur/işçi alınıp istihdam ediliyor lâkin çoğusu israf ve yük olmakta maalesef..
KARAR OKURU 17 Eylül 2019 16:30
"Memurlar asla başaramazlar çünkü onlar kâğıtlar, belgeler, dilekçeler arasında sıkışıp kalmışlar ve dünyanın gerçeklerini unutmuşlardır." -Gogol-
KARAR OKURU 17 Eylül 2019 15:57
Madem kurumlara bu kadar insan dolduracaklardı, neden tüm fabrikaları, işletmeleri yok pahasına sattılar. Oralara yandaşlarını doldururlar Hem onlar üretim yapar, devlet kurumları da obezleşmezdi. Bu nasıl bir devlet yönetimidir, buna rağmen hala nasıl ayakta duruyoruz, mucize gibi birşey...
doğan 17 Eylül 2019 15:39
örnek 2012-2017 yılları arası il sağlık müdürlükleri tasfiye edildi ..kamu hastaneleri genel sekreterliği kuruldu.81 il de 88 tane.. devletin milyarları battı. birileri rahat etsin diye. sonra eski sisteme dönüldü..şuan devlet yada eğitim araştırma hastanelerinde milyonlarca liralık döner sermaye dağıtılıyor..hiç kimse denetlemiyor ..şoför,hizmetli, idari memurlara sağlıkçı değilsiniz diye hiç bir hak verilmiyor..ülkeye yazık
Abdullah hasan 17 Eylül 2019 13:57
Çalışmak isteyenlerin en büyük engeli kendi çalışma arkadaşları, kendi kurumu, kendinden olan her ne varsa. Yani insanın yürek yarası ''Baltanın sapı'' kendinden ne yazıkki.
Ali özlü 17 Eylül 2019 10:26
10 numara bir yazı.bana cok seyler kattigini ititaf ediyorum
KARAR OKURU 17 Eylül 2019 10:01
43 yıllık memuriyet. Benim girdiğim yıllarda 3 kamu kurumu hariç uzmanlık filan yoktu. 10 yıl memur 13 yıl müdür 6 yıl daire başkanı 7 yıl müşavir şimdi ise araştırmacı. Memuriyet basamaklarını tırnaklarımla kazıyarak çıktım. Şimdi tiyatro seyrediyorum. Plan yok program yok. Akşam rüyası, emir geliyor şak diye tak diye yapmaya çalışıyorlar. bu bir tiyatro. Şimdi artık dışardan adam getiriyorlar. Vakıf dernek, araştırma kuruluşları
Kerem 17 Eylül 2019 09:47
Gölünüze, elinize sağlık, gerçekleri çok güzel ifade etmişsiniz, devamını bekleriz inş..
Dilek ÇELİK 17 Eylül 2019 08:26
hocam ne kadar güzel yazmışsınız. Son örnek, bu gün daha adil daha çalışkan daha hassas ve daha inançlı olmam için bir vesile....
Nursen Öztürk 17 Eylül 2019 03:17
Yönetimde liyakate yer verilmemesinin acı sonuçları var. Liyakatsiz yönetici kendinden daha bilgili memuru makamı için tehdit olarak algıladığı için resmen mobing uyguluyor ve çalışan memur canından beziyor. Devletin malına zerre kadar acınmıyor. İsraf had safhada. Yapılmayan hiçbir şey için hesap sorulmuyor. Denetim maalesef sıfır. Devlet işleri hiç bu kadar savsaklanmamıştı. Gidin dolaşın devlet dairelerini... Memurların yüzde sekseni vaktini gazete okuyarak, internette oyun oynayarak geçiriyor. Çalışmadan maaş alan memurlar var. Yüksek maaşlar alan binlerce bankamatik memuru da cabası..
Ebu Zerr 17 Eylül 2019 00:17
Böyle bir şeye asla tevessül etmedim. En azından vicdanım rahat. O kadar çok böylesi var ki Kamuda. Onbinlercesi hiç bir iş yapmadan, yattığı yerden veya aylarca işe gitmeden tıkır tıkır maaşını alıyor. Vede maalesef bunu kendilerine hak görüyorlar, vicdanları dahi sızlamıyor. Bu memurların bahaneleride hazır ve tabi buna göz yuman idarecilerin gerekçeleri de. Ne acıdır ki buna vebaldir, zuldür, haramdır diyende yok, dur diyende.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN