Back To Top
Mağdurum da mağdurum

Mağdurum da mağdurum

 - Son Güncelleme: 27.08.2019 Salı 09:34
- A +

Mağduriyet neden hep prim yapar ülkemizde? Acaba yegâne sebep, hamasi metinlerde çokça dillendirildiği üzere her dâim “zalimin karşısında, mazlumun yanında durmayı seçen aziz milletimizin yüksek ahlakı” mıdır?

İnsanımızın haksızlıklar karşısındaki tutumunu, durduğu yere göre üç kategoride incelemek lazım.

İlk önce mağduriyeti bizzat yaşayanları ele alalım.

Doğrudan zulme uğrayan, mağdur edilen bu kitlenin içinden yükselen itirazların ahlaki bir tavır gereği olduğu söylenemez. Canı yanan elbette isyan edecektir.

İkinci kategoride doğrudan zulmedenlerle, çıkar sağladığı için ya da ideolojik olarak desteklediği için onların zulmüne ortak olan kimseler var.

Bu kategoride olanların genelde haksızlıkları görmeme, önemsememe hatta inkâr etme temayülünde oldukları aşikâr.

Bunların arasından -çok nadiren de olsa- zulme zulüm diyebilen, kendilerine sunulan “nimetlerden” vazgeçme pahasına mazlumların sesini işitip onlardan yana tavır koyabilenler çıkabiliyor ama bu erdemi gösterebilenlerin sayısı çok az. O yüzden bu tavrın, toplumsal değil istisnai, kişisel bir ahlaki tavır sayılması gerekir.

Gelelim ne zalime yancılık yapan ne de doğrudan zulme maruz kalan büyük kitleye…

Aradığımız cevabı asıl bu kitlenin tepkilerinde bulabiliriz.

Adaletsizlik ve zulüm maalesef bu üçüncü kategorideki kitleyi de çok da fazla rahatsız etmiyor.

Güçlü ama adaletsiz liderlerin zalimce tasarruflarını protesto etmek, haksızlıklara karşı kesin bir pozisyon almak bu kitlenin yapmayı tercih ettiği bir şey değil.

Ülkemizde tamamen ahlaki kaygılarla dayanan, “kendiliğinden”, “organik”, bir iktidar odağına hulus çakmayan, siyasi bir ajandası olmayan kitlesel protestolara rast gelmek hayli zor.

Güçlülerin tehditleri değil sadece insanları durduran. İktidarın nimetlerinden - bugün olmasa da bir gün- yararlanabilme ihtimalini canlı tutma kaygısı da o ahlaki itirazı yükseltmekten alıkoyuyor pek çok kimseyi.

Bir yandan da insanlar, asırlardan süzülen tecrübenin toplumsal hafızaya yerleştirdiği şuurla “zulm ile abad olanın âhirinin berbad olacağını” biliyorlar.

O zaman bütün mesele bir “zamanlama” meselesine dönüyor.

Yani doğru zamanda doğru ata oynama meselesine…

Yahut batacağı anlaşılan gemiyi vakitlice terk etme meselesine.

Bu yüzden toplumsal itirazlar ancak iktidarın el değiştireceği hissedildiğinde görünürlük kazanıyor.

Kitleler, sadece zalimin iktidarının sarsıldığını, mazlum olanları iktidara taşıyacak güçlü bir dalganın oluştuğunu hissettikleri zaman mağdurun yanında saf tutuyorlar.

Bu şartları gayet iyi bilen muktedirler, “zayıf düştükleri hissi” oluşmasın diye aşırı bir gayret içine giriyorlar. Çoğu zaman bu, zorbalığın, haksızlığın dozunu arttırmak, yüksek perdeden meydan okumak ve çatlak sesleri mümkün olan her yolla bastırmak şeklinde tezahür ediyor. “28 Şubat bin yıl sürecek” ifadesi buna bir örnek olarak ele alınabilir mesela.

Mağdur edilen kitlenin iktidarı ele alma sürecinde -güç dengeleri yeniden oturana kadar- nisbi bir hürriyet ortamı oluşuyor. Ancak o nokta geçildikten çok kısa bir süre sonra, dünün mağdurları benzer haksızlıklara imza atmaya başlıyorlar. Yaptıkları haksızlıkları meşrulaştırıp rasyonalize etmek için ise eski hınçlarla dolu mağduriyet hikayelerine müracaat ediyorlar.

Ülkemizin yetiştirdiği çok kıymetli sosyologlardan Vehbi Başer Hoca fikircografyasi.com sitesinde yayımlanan son yazısında bu konuyla ilgili şu çok önemli tespitleri yaptı:

“Hınçla dolu bir mazlum geçmişin öfkesi kadar insanı zulmün meşruiyetine ikna edecek daha etkin bir yol yoktur. Böylece mazlumlar önce zalimlerden intikam alırken zalim bir tatmin yaşadıklarının ve daha sonra da zalimleri saf dışı bırakıp elde ettikleri gücü yeni bir iktidar tesisi yolunda kullanırken aynı şeytan tarafından ayartılıp iğfal edilmiş yeni zalimler haline geldiklerinin farkına varamaz olurlar. Onları kim, ellerinde toplanan bu kirli güçten arınmaya ikna edebilir ki!” 

Neticede mütemadiyen, bir zalim, bir mazlum olduğumuz fasit bir daireden çıkamadığımız görülüyor. Bu melun döngüyü kırmak zorundayız. Kimin kime yaptığına bakmadan zulmün, zorbalığın, haksızlığın karşısında yer almayı, zulüm karşısında toplumsal seviyede ahlaki bir itiraz yükseltmeyi öğrenmeye mecburuz.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
KARAR OKURU 27 Ağustos 2019 14:33
çok zor. bence toplumda, sokağa çıkmakla sonuç alınmaz; gözaltı tutuklama derken kendisi ve çocuğunun geleceğini sonuçsuz bir iş için tehlikeye atmama düşüncesi hakim. açık söyleyeyim ben de böyleyim. ancak, zulme oy vermenin fazla bir mazetereti yok bence. müslümanım da desen, belli bir seviye, olgunluk gerekiyor.
KARAR OKURU 27 Ağustos 2019 14:18
Kim mazlum kim zalim kimsenin umrunda değil keyfine bakmayı öğren kafanı yorma böyle şeylere.herkes gibi ol hayatını yaşa.
Ekrem 27 Ağustos 2019 13:10
İnsanlığın temel meselesi tam da bu. Herşeye rağmen,adaletin tarafındamıyız zulmün tarafındamıyız? Hepimizin bu soruya vereceği samimi cevap bu dünyamızı ve hatta daha önemlisi belki öbür dünyamızı da kurtaracaktır.Rabbim cümlemizi zulmetmekten de zulme uğramaktan da muhafaza buyursun.
Hakan KOCA 27 Ağustos 2019 09:11
"Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvâya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır."(Maide 8)
KARAR OKURU 27 Ağustos 2019 12:40
0
Rabbimiz sürekli ayeti Celilelerle biz insan yön be istikamet veriyor.Malasef güç ele geçince inasanlıktan uzak işler yapıyoruz.Allah her şeyi bilen ve görendir.Sabır her şeyin ilacıdır.Rabbimiz gerçek kuran hayatı ile yaşayanlardan eylesin.Fasıl be azmış toplumlardan esirgesin.Tüm müslüman ve insanları.
EMEKLİ BİR VATANDAŞ 27 Ağustos 2019 00:47
ÇOK MÜKEMMEL BİR MAĞDURİYET TESPİTİ.ALLAH RAZI OLSUN.28 ŞUBAT DÖNEMİNİ YAŞAMIŞ VE ÇOKGENÇ YAŞTA MESLEĞİNİ YAPAMAZ HALE GELMİŞ BİR VATANDAŞ OLARAK ŞİMDİ O GÜNLERDE BİZE ŞİMDİ DE SİZE GİBİ BİR DÜŞÜNCEYİ ASLA KABUL ETMİYORUM
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN