Back To Top
Tanrının parmak izi

Tanrının parmak izi

 - Son Güncelleme: 06.08.2019 Salı 10:27
- A +

Belki Pierre Fatou (1878-1929), Gaston Maurice Julia (1893-1978), Alan Mathison Turing (1912-1954) Edward Norton Lorenz (1917-2008) ve Benoit Mandelbrot (1924-2010) isimlerini hiç duymamış olabilirsiniz.

Bu isimler, tüyler ürpertici bir buluşa imza atmış matematikçilere ait.

“Matematikçilerin buluşu nasıl tüylerimizi diken diken edebilir ki, buldukları en fazla sıkıcı bir teoremin ispatıdır ve ancak kendileri gibi matematikle profesyonel olarak uğraşanları heyecanlandırabilir” diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü bu matematikçilerin buluşunun, var oluş sırrımıza dair, son derece derin ve sarsıcı felsefi karşılıkları var.

19-08/05/ekran-resmi-2019-08-05-233907.png

Modernite, pozitif bilim üzerine kurgulanmıştı. Bilim ışığı her karanlığı aydınlatacaktı. Her şeyin matematiksel bir açıklaması vardı. Her gelişme öngörülebilirdi. Kâinatta hâlâ açıklanamamış fenomenlerin olması, henüz üzerlerinde yeterince düşünme fırsatı bulamamış olduğumuzdan yahut çok büyük ve karmaşık hesapları yapacak teknolojilere henüz sahip olmamamızdandı. Bilimin, varoluşun tüm bilinmezlerini, tüm karanlık köşelerini aydınlatması sadece zaman meselesiydi.

Ama yukarıda isimlerini saydığım matematikçiler hakikatin öyle olmadığını gösterdiler.

***

Keşfettikleri şuydu: Tabiatta gözlemlediğimiz her şeyi matematiksel formüllere dökmek mümkün olsa bile o formüller bir “öngörülebilirlik” sağlamıyordu. Mesela akışkanlar mekaniğini tamamen çözmüş olsanız, elinizde yüzlerce sene boyunca hassasiyetle tespit edilmiş detaylı veriler olsa, hava akımlarının şiddetine, ısı değişikliklerine, basınç ve nem değerlerine ait her şeyi bilseniz, yine de bir hafta sonra havanın nasıl olacağını kesin olarak veren bir formül geliştiremiyordunuz.

Başlangıç şartlarındaki küçücük, mini minicik farklılıklar tamamen kaotik, öngörülemez neticelere yol açıyordu.

Lorenz, 1963’te verdiği bir seminerde “bir martının kanat çırpması bile hava durumunu ilelebet değiştirir” demişti. Daha sonraki konuşmalarında martının yerine -kulağa daha şairane gelen- kelebeği koyunca meşhur “kelebek etkisi” kavramı doğmuş oldu.

Brezilya’da bir kelebeğin kanat çırpması, Texas’ta bir kasırganın kopmasını başlatan unsur olabilirdi.

Hayat kaotikti, hesaplanamazdı, öngörülemezdi…

Fakat matematikçiler başka bir şeyin daha farkına vardılar: Kaosun kalbine, “doğru” merceklerle baktıklarında korkunç bir karmaşa yerine bir düzen görüyorlardı.

1970’li yıllarda IBM’de çalışan Benoit Mandelbrot’un eline daha önceki matematikçilere nasip olmamış bilgisayarlar ve hesaplama gücü geçince bilgisayarlara tamamen kaotik görünen matematiksel fonksiyonların -daha sonra “fraktal” ismini vereceği- grafiklerini çizdirmeye başladı.

Mandelbrot, “karmaşık sayılar” kümesinden (ki ülkemizde lise matematiğinde anlatılıyor), gerçek sayılar kümesine tanımlanan basit bir fonksiyonun grafiğini çizdirdiğinde karşısına anlamsız noktalar yerine gayet garip ama kesinlikle kaotik olmayan bir şekil çıktı. Üstelik bu şekle yaklaştıkça şekil sürekli kendini tekrar ediyor, her yerde karşınıza çıkıyordu.

Bu gizemli şekle bazıları “tanrının parmak izi” dediler.

***

“İcat ettiğimizi sandığımız” sayılar üzerinde “kendi uydurduğumuz” bir fonksiyonun grafiği böyle anlamlı bir şekil üretiyordu. Kimse böyle bir şey tasarlamadığı halde…

Bir süpürgeyi suya batırıp duvara doğru salladığınızda sıçrayan damlalara özel bir gözlükle baktığınızda kesinlikle anlamlı, düzgün, tesadüfi olmayan bir şekil görmenize benziyordu bu.

Yeni bir icat değildi yapılan, bir keşifti.

Ne kadar kaotik görünürse görünsün, hava durumundan borsa hareketlerine kadar hayatımıza yön veren hemen her unsurun ardında göremediğimiz bir düzen olabileceği anlaşılmıştı.

“Tanrının varlığını reddeden modern paradigmayı” kökünden sarsan gelişmelerin matematik kanadında işte bunlar oldu.

Bu keşif, modern bilim adamlarını imana getirmedi, hatta “tabiatın” tamamen kaotik görünen bir süreç neticesinde “kendiliğinden” bir düzen oluşturabileceği fikri üzerinden bazılarının inançsızlığını pekiştirdi.

Ama modern bilimi tanrının tahtından indirdi.

Sosyal bilimcilerin pek azı bundan haberdar ama post modern dünyanın kapılarını açan, aslında bilimin “tanrının parmak izini” tespit etmesiydi.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Kenan Hoca 06 Ağustos 2019 22:10
Felsefe her şeyi korkunç ve karmakarışık gösterir. Kur'an her şey de bir düzen oldgunu söyler. Aslında her şey de bir kasıt, irade ve düzen olduğu apaçık görünüyor. Eşya var ve sanatlı. Öyle ise muhakkak bir Sani var ve olmalı.
Bunu bildik Ne olacak?
Tarık Selim 06 Ağustos 2019 20:38
Gazete okuyucusunun anlayabileceği basitlikte kuantum mekaniğinin felsefi yorumlarına dair de bir yazı bekliyoruz sizden. Öyle bir anlatmayı ben beceremiyorum :)
KARAR OKURU 06 Ağustos 2019 18:36
Gazetedeki diğer yazarların yazdığı incir çekirdeğini doldurmayacak siyasi yazıları yapılan yorum sayısına bakın, bir de bu muhteşem bilim felsefesi yazısına yapılan yorumların sayısına bakın. Bir gün ülkemde bu tür yazılara yapılan yorum sayısı siyasi yazarların yazılarına yapılan yorum sayısını geçerse işte o zaman daha medeni bir toplum olma yolunda ümitvar olabilirim. Yazara içten teşekkürlerimi sunuyorum.
Türk oğlu ! 06 Ağustos 2019 16:41
Tanrı var mı yok mu ispatlayamazsınız. Çünki siz Tanrı değilsiniz. Ne yok diyenler ne de var diyenler uğraşıp durmayın. Bırakın inanan inanır inanmayan inanmaz. Kimi, İbrahim gibi iki kuşu salar çağırınca geri gelir, mutmain olur. Kimini de, dağa götürür Tanrı'yla konuşturursun yetmedi görmek istiyorum der. Bakış açısı birader bakış açısı.
KARAR OKURU 06 Ağustos 2019 14:58
Anlamadım :(
Mehmet 06 Ağustos 2019 12:47
Ve düşün ki rabbin melâikeye "Ben Yerde muhakkak bir halife yapacağım" dediği vakıt "Â!.. Orada fesat edecek ve kanlar dökecek bir mahlûk mu yaratacaksın?. biz hamdinle tesbih ve seni takdis edip dururken" dediler. "Her halde ben sizin bilemiyeceğiniz şeyler bilirim" buyurdu 30 Ve Ademe bütün esmayı ta'lim eyledi, sonra o âlemîni melâikeye gösterip "Haydin davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin" buyurdu 31 BAKARA Suresi
KARAR OKURU 06 Ağustos 2019 10:00
Çok güzel bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık.8. sınıfa geçen kızıma sürekli bahsettiğim ama sadece benden duyduğu için dudak büktügü bir konuydu sizin kaleminizden okumak çok güzel oldu.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN