“Reis üzdü bizi…”

Şüphesiz fon dolandırıcılığının köküne doğru baktığımızda birçok olayda olduğu gibi karşımıza ‘kötü yönetim’ kavramı çıkıyor.

Günlerdir ‘fon dolandırıcılığıyla ilgili onun oğlu, bunun damadı, şu kişinin gelini, kızı yeğeni’ demekten asıl konuları konuşamadık.

Bir taraftan da elbette bu ‘yeni yetmeler’ konuşulacak ama asıl yeni yetmelerin çoğunlukta olduğu bu dolandırıcıların sistemin içinde nasıl bu kadar rahat bir şekilde hareket ettiğinin cevaplanması gerekiyor.

Bu bağlamda, SPK başta olmak üzere BDDK, Borsa İstanbul gibi kurumların yönetiminde bulunan ve bu kurumlarda konuyla ilgili çalışanlardan hesap sorulması gerekiyor. Bunun için de en başta görevden almaların olması beklenir.

Niye kurumlar diyorum?

Kurumlarda her şey kuralına uygun olsaydı bir anlamda yönetim fonksiyonları arasında yer alan ‘planlama, örgütleme, yürütme ve denetim’ fonksiyonları özellikle de ‘denetim fonksiyonu’ ideal bir şekilde uygulansaydı ‘455 bin yatırımcı’ mağdur olmazdı ya da milyarca dolar dolandırıcıların cebine uçmazdı.

Dolayısıyla konuyu uzun uzun konuşmanın lüzumu yok. Bu mağduriyete sebep olan ilgili kurumlarda çalışanlarla ilgili gereğinin ivedi bir şekilde yapılması gerekir.

Ve dolandırıcılarla ilgili olarak da şu kişinin yakını ya da ucu şu siyasetçiye, şu imtiyazlı kişiye dokunur demeden bu pisliğin kökü nereye gidiyorsa gitsin tamamen temizlenmesi gerekir.

Açıkçası devlet ciddiyeti de bunu gerektirir.

Bir taraftan da bunun yapılması zor olmasa gerek. Dolandırıcılık faaliyetiyle ilgili kayıtlar ilgili birimler tarafından biliniyordur muhakkak.

Bu noktada soralım… Ne bekleniyor?

Sahada en çok sorulan soru da bu… “Ne bekleniyor?”

Niye hiçbir şey olmamış gibi davranılıyor deniyor.

Araştırma firmaları elbette daha ayrıntılı araştırmalar yapacaktır, yalnız sahada gördüğüm parasını kaptıran küçük yatırımcıların hemen hemen birçok kesimden olduğu. Ve bu küçük yatırımcıların etrafındaki birincil ve diğer çevrelerle birlikte ciddi bir karşılığının olduğu.

Dolayısıyla biraz bekleyelim, bu işin üstü kapanır, unutulur demek en büyük yanlış olur.

Yok dezenfektan, yok ihale, yok şu yok bu… Şimdiye kadar şu ihalede şöyle olmuş, burada böyle bir yolsuzluk olmuş diye seçmen haberlerden, oradan buradan duydu, bazılarını sorguladı, bazılarına inandı, bazılarını unuttu, bazılarını da unutmak istedi.

Yalnız ilk defa küçük yatırımcı olarak kendi cebinde zararı yaşadı. Bir anlamda ateş cebini yaktı. Diğerlerinde dolaylı olarak etkilenirken ilk defa direkt olarak bu durumdan etkilendi. Dolayısıyla işin rengi değişti.

Bu noktada sahada konuştuğum AK Partililer öfkeli ve asıl üzgün.

Bir amca ‘Savunacak hiçbir yanı yok, ne diyeyim kızım. Biz bunlar çalsın çırpsın diye mi o kadar eziyet çektik?’ dedi. Ve 28 Şubat döneminde yaşadıklarını uzun uzun anlattı

Bir amca da ‘Reis üzdü bizi, hiç mi görmedi bu hırsızları?’ dedi.

Muhalif seçmen biliyoruz ki birçok meseleden dolayı öfkeli. Fon dolandırıcılığı ile birlikte öfkesi daha da katlanmış denilebilir. Öte yandan iktidar yanlısı seçmen ise öfke ile birlikte büyük bir ‘hayal kırıklığı’ yaşıyor denilebilir. Açıkçası iktidar yanlısı seçmende hayal kırıklığı duygusunu ilk defa bu denli yoğun olarak gözlemlediğimi söyleyebilirim. Öncesinde sorduğum herhangi bir konuyla ilgili gürül gürül konuşulurken ilk defa bu denli kelimeleri neredeyse cımbızla çektim. Bir taraftan da yer yer seçmenin tüm bu olanlardan utandığı söylenebilir. Dolayısıyla özellikle AK Parti seçmeninin duygusal bağlantısında ciddi kırılmalar yaşandığı belirtilebilir.

Diğer yandan yıllardır devam eden ekonomik kriz kalabalıkları canından bezdirmiş durumda. Bir çıkış yolu beklenirken böylesine büyük bir fon dolandırıcılığı sahada neredeyse deprem etkisi yapmış gibi.

Özetle, kalabalıkların beklediği ivedi bir şekilde mağduriyetlerin giderilmesi ve bu fon dolandırıcılığı ile ilgili ucu kime dokunuyorsa dokunsun gereğinin yapılmasıdır.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.