Sosyal medya, azınlık raporu ve terminatör

Günümüzde sosyal medyanın inanılmaz bir gücü var. Eskiden yazılı basın ve TV’nin gördüğü işi bugün sosyal medya üstlenmiş durumda. Ancak sosyal medya inanılmaz derecede kontrolsüz bir mecra ve dolayısı ile buradan yola çıkılarak atılacak adımlarda çok dikkatli olmak gerekiyor.

Geçmişte basın yayın yolu ile birçok suçsuz insanın hayatına kâbus gibi çökülmüştü. Daha ileri gidip katliamlara dahi zemin hazırlanmıştı. Ama biz oralara girmeyelim. Hatırlayanlar mutlaka olacaktır; “Ümraniye Sapığı” adı altında suçsuz bir vatandaş günlerce ekranlarda, gazetelerde lanse edilmiş, yakalanarak içeri atılmış, 27 gün gibi uzun bir süre suçu işlediğine dair elde net bir kanıt olmamasına rağmen içeride yattıktan sonra asıl sapığın tutuklanması ve suçlarını itiraf etmesi ile kurtulmuştu. Ama olan masum B. A.’ya olmuştu.

Peki, o gün yazılı ve görsel basın bir parçası olduğu bu haksızlık karşısında nasıl bir tepki verdi? Tahmin edebileceğiniz gibi iki satırlık bir yazı ile olayı geçiştirdiler ama olan B. A.’ya oldu. Sonrasında hayatı hiçbir zaman yoluna girmedi. Asıl suçlu yakalandığı halde o dönem gazete ve TV’lerinde yüzü sık sık gösterildiği için sokak ortasında tacizlere ve saldırılara uğradı, iş bulamadı…

Bugün geçmişte yazılı ve görsel basının rolünü dediğim gibi sosyal medya almış durumda. Birileri tarafından hedef alınmak istenmeniz yeterli. Ortaya atılan yarım bir video hayatınızı anında karartabilir. Kamuoyundaki saygınlığınız yerle bir edilebilir ve suçlu konumuna sokulabilirsiniz. Sıradan bir vatandaşsanız sosyal medya linçinden kurtulmanız çok daha zor. Anında kolluk kuvvetlerinin gündemine girer, sıradan bir işçi iseniz patronunuz sizi işten kovabilir, tüm itibarınız yerle bir olabilir.

Sosyal medyada, trafikte bir erkek tarafından saldırıya uğrayan bir kadının videosu bir anda yayılmış ve herkes linçe ortak olmuştu. Olayın öncesinin ne olduğu değil de sadece anlık görüntü üzerinden herkes yargı dağıtmış, emniyet ve çalıştığı şirket göreve davet edilmiş medeni hayatına resmen son verilmesi istenmişti ve bu linç isteği kısa sürede cevap bulmuş, şahıs tutuklanmış ve çalıştığı şirketten de kovulmuştu.

Sonrasında sosyal medya linçine uğrayan erkek olayın gerçekte ne olduğunu Mobese ve güvenlik kameraları vasıtası ile ortaya koydu. Mağdur olduğu düşünülen kadın tarafından akan trafikte ısrarla takip edildiği, iki kez arkadan çarpıldığı ve karşı tarafın hayatını tehlikeye attığı görülüyor… Ortaya çıkan görüntülere rağmen hala bu kişinin -elden gelse- asılmasını isteyecek bir güruh var.

Gene sosyal medya vasıtası ile yayılan bir videoda bir metroda bir babanın çocuğu yanında tokat yediği paylaşılmış ve hemen anında bir sosyal medya linçi başlatılmıştı. Geçmişteki diğer örneklerde olduğu gibi kimse olayın başında ne olduğu ile ilgilenmemiş ve direkt hedef gösterilenlerin üzerine gidilmişti. Sonrasında anlaşıldı ki saldırıya uğrayan babanın saldırı öncesi bir bayana dakikalarca süren bir sözlü tacizi var ve olay da bu nedenle yaşanmış.

Sonrası mı gene aynı…

Türkiye’nin yüz akı liselerinin birisinde gene sosyal medya eli ile bir olay patlak verdi. Bir grup öğrencinin okuldaki kızları taciz ettiği, onlarla ilgili iğrenç istek ve arzular ortaya döktüğü, tecavüz edilecekler listesi vs. hazırladığı iddia edildi. Kızları korumaya kararlı bazı üst sınıf öğrencilerinin de bu utanmaz arlanmaz 9. Sınıf öğrencilerine gereken dersi verdiği ve sonunda bu öğrencilerin okuldan uzaklaştırıldıklarını öğrendik.

Bu haber ilk önüme düştüğünde yılların birikimi ile olayın kamuoyuna yansıtıldığı gibi ol(a)mayacağını tahmin ettiğim için bu konuda gelen sorulara bir cevap vermedim. Nitekim kısa bir süre sonra olayın arkasında çok daha büyük bir kumpas ortaya çıktı. Olan 12-13 yaşındaki çocuklara oldu. Onların gelecek ümitlerine vurulan zararı kim karşılayacak, sosyal medya mı?

Buradan şiddeti normalleştirdiğim anlaşılmasın. Buradaki mesele ülkemizde hukukun ve kolluk güçlerinin vazifelerini zamanında yap(a)maması… İsteyince şimşek hızı ile harekete geçen adalet sistemimiz istemediğinde sizi zorbalığın ortasında bırakıveriyor, hatta failleri kahramanlaştırabiliyor bile. Sistem masumları değil suçluları korur bir hal alıyor.

Maalesef özgürleştiğimizi sandığımız bir ortamda tam tersine özgürlüklerimiz kısıtlanmış durumda. Bir de buna yapay zekanın eklemlenmesi insanlığın durumunu daha da çıkmaza sokuyor. Son günlerde sosyal medya da paylaşılan görüntülerin çoğunda yapay zekadan yapılması istenen şeylerin iğrençliği mide bulandırıyor. Düşünsenize, resminizi ve sesinizi alıp istedikleri herhangi bir şekle sokup ve bunun üzerinden sesli, görüntülü bir kurgu yaratılabiliyor.

Daha kötüsü bazı YZ görüntülerini gerçek görüntülerden ayırt etmek son derece güç.

Korkarım meşhur “Azınlık Raporu” filmindeki gibi bir dünyaya dört nala gitmekteyiz. İnsanlık tarihte hiç olmadığı kadar özgürlüğünü yitirme nokrasına doğru ilerliyor. Gelecekte kimin yaşayıp kimin yaşamayacağına birileri bizim adımıza karar verecek gibi gözüküyor.

Kim bilir belki de YZ bizim Terminatör’ümüz olacak ve sonumuz getirecek.

YORUMLAR (4)
4 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.