Ekonomi nereye?

Ekonominin kabaca on yıldır ciddi sorunlar içinde olduğu belli. Uzun uzun anlatmaya gerek yok.
Öyle bir durumdayız ki, bırakın yatırım gelmesini, 2025 yılında 30 milyar dolar sermaye Türkiye’den çıktı, başka ülkelere gitti! Bu, “mandacı iktisatçılar”ın değil, Merkez Bankası’nın rakamıdır!

Oysa 2011 yılındayken Türkiye, 2023 yılında kişi başı gelirini 25.000 dolara çıkaracağını hesaplıyordu…

Neden kabaca yarısı civarında kaldık?

Hem dünyada kalmayan enflasyon felaketini yaşıyor olmamız, hem “2023 Hedefleri”nin çok gerisinde kalmamız, mutlaka bir muhasebe yapmayı gerektiriyor.

Şimdi, “nerede yanlış yaptık?” diye sormak gerekmiyor mu? Bu soruyu sormadan “ne yapmalıyız”ın cevabını bulamayız.

SİHİRLİ KELİME: REFORM

Türkiye’de hukuka ve yargının bağımsızlığa güven gerçekleşmedikçe ekonominin düzelmeyeceğini anlatan iktisatçı Mahfi Eğilmez dünkü yazısında şöyle diyor:

“2001 krizinde sosyal ve siyasal göstergelerimiz bugünkü kadar kötü değildi. Bu nedenle atılan doğru ekonomik adımlar beklentileri kısa sürede düzeltti ve ekonomi hızla toparlandı. Bugün sosyal ve siyasal alanlardaki bozulma, ekonomide kalıcı düzeltmeleri olanaksız kılıyor…”

Evet 2001 krizi ve reformları çok önemli bir ‘emsal’dir, bir ‘laboratuvar’dır. 1990’lı yıllardaki popülist politikalar yüzünden çöken ekonomiyi, Ecevit hükümeti döneminde “Kemal Derviş reformları” kısa sürede toparlamış, Ak parti iktidarı da bunu devam ettirmişti.

Bugün benzer reformlar yapılmadığı için toparlanamıyoruz.

2001 REFORMLARI

Ecevit hükümetinde Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün rehberliğinde yapılan anayasal ve kurumsal reformlar sayesinde, Türkiye Aralık 1999’da Helsinki Zirvesi’nde “aday ülke” ilan ediliyordu…

2001 Krizinde Kemal Derviş, “14 Kanun” reformlarıyla Merkez Bankası’nı bağımsızlaştırıyor, kamu ihale yasasını reforme ediyor, popülizimin musluklarını kapatıyordu.

Bunun devamında, Abdullah Gül hükümetinin Aralık 2012’de Kopenhag zirvesinde, Türkiye’nin reform iradesi övülüyor, “katılım ortaklığı” sürecinin başlayacağı belirtiliyordu.,

Erdoğan hükümeti özgürlükçü ve kurumsal reformları devam ettirdiği için, Aralık 2004’te Brüksel zirvesinde Türkiye ile “tam üyelik müzakerelerinin başlaması” kararı alınıyordu.

Başbakan Erdoğan o dönemde “evrensel hukuk, kuvvetler ayrılığı, Merkez Bankası’nın bağımsızlığı, faiz hayatın gerçeği” kavramlarıyla konuşuyor, bunları hükümet programlarına yazıyordu.

Özal’la başlayan, 1999’da hızlanan bütün bu reform sürecinin ürünü olarak on yılda Türkiye’de 120 milyar dolara yakın yatırım gelecek, IMF “Türkiye kaplan ekonomi olma yolunda” diye açıklama yapacaktı. (24 Eylül 2004)

Öyle devam etseydik bugün 25.000 doların üstüne çıkardık.

PROGRAM VE LİYAKAT

Ekonominin başında Ali Babacan’ın bulunması da önemli faktörlerden biriydi. CHP’li iktisat profesörü Hurşit Güneş bir sohbetimizde anlattı.

“2006 yılı. Milletvekiliyim. Bütçe müzakerelerinden sonra sohbetimizde Baykal, ‘Bu iktidar buraya kadar gelemezdi, Ali Babacan’ın ekonominin dümeninde olması ekonomideki gelişmeleri sağladı’ diye anlattı. Ben de aynı görüşte olduğumu söyledim.”

Hurşit Güneş, Sosyal Demokrattır. Sohbetimizde Babacan’la görüşlerinin farklı olduğunu da ifade etti tabii.

Babacan daima Merkez Bankası’nın bağımsızlığını savundu, bu yolda Başbakan Erdoğan’la çatıştı. “2023 Hedefleri” için Türkiye’nin evrensel standartlarda hukuk devleti haline gelmesini, eğitimde yüksek kaliteye ulaşmasını savundu, uyarılarda bulundu. Mesela:

“Eğitimde ve hukukta arzu ettiğimiz seviyeyi yakalayamazsak orta gelir tuzağı ile karşı karşıya kalmamız büyük bir risk…” (AA, 27 Temmuz 2012)

İşte ekonomideki sorunumuz, 2018’den itibaren bu “büyük risk”in gerçekleşmiş olmasıdır.

Geçmiş olaylar, geçti, tarih oldu. Fakat almamız gereken dersler var: Evvela dünyanın kabul edeceği rasyonel yapısal reformlar programı… Merkez Bankası bağımsızlığı gibi esaslı kurumlar düzenlemeler, yargı bağımsızlığı… Artı, güçlü kurumlar, yeterli yetkilere sahip liyakatli uygulayıcılar…

CB sisteminde bu mümkün olmuyor. Çünkü sistemin mantığı, güçlü kurumlar ve kurallar değil, güçlü lider anlayışıdır.

Bakın, Şimşek doğru para politikaları uyguladı ama bu yapısal reformları ele alamıyor.
Sonuç ortada.

YORUMLAR (22)
22 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.