Yargının röntgeni

Türkiye’de yargı görevi yapanlar, yani hakim ve savcılar arasında, kararından dolayı bir yere sürgün edilme, dosyadan el çektirilmesi gibi endişe duyanların oranı yüzde 70’e kadar yükseliyor.

Şu satırlara dikkat lütfen:

Yargı camiasında ‘sürgün’ olarak nitelendirilen bu tasarruflar, hâkimlerin kararlarını verirken hukuki gerekçelerden ziyade ‘Başımıza bir iş gelir mi?’ kaygısıyla hareket etmelerine neden olmaktadır. Bu durum, özellikle ceza hâkimliğinden hukuk hâkimliğine müstemir (devamlı) yetki değişikliği veya batı illerinden uzak bölgelere yapılan ani atamalarla kendini göstermekte, mesleki tatminsizlik yaratmakta ve istifalara varan sonuçlar doğurmaktadır.

Bu satırları, Ekopolitik Düşünce Merkezi’nin iki gün önce açıklanan “Yargı Araştırmaları Raporu”ndan aldım. Yargının röntgenini çeken bir rapor.

HSK SORUNU

Yargı bağımsızlığını tahrip eden bu endişeyi salan kim? Raporda cevabı var:

Mevcut sistemde HSK, hâkimler hakkında herhangi bir soruşturma olmaksızın resen atama veya müstemir yetki değişikliği yapabilmekte ve ‘ilke kararlarıyla’ belirlenen görev sürelerine rağmen plansız yer değişikliklerine gidebilmektedir.”

Örneklerin hepsini yazsam bu sütuna sığmaz.

Hakkında geçerli bir tutuklama sebebi bulunmayan Ayşe Barım hakkında itirazen tahliye kararı veren Asliye Ceza Hakiminin, “Tüketici Mahkemesi hakimliğine” gönderilmesi, HSK’nın yığınla benzer kararlarından sadece bir örnektir. (2 Mart 2025)

Asliye ceza hakimisiniz, ceza hukukunda uzmanlaşmışsınız, bir kararınız hoşa gitmedi diye HSK tarafından, tamamen yabancı olduğunuz Tüketici Mahkemesi hakimliğine “müstemirren” gönderiliyorsunuz.

25 bine yakın hakim ve savcıdan kaç tanesine böyle işlem yapıldı?

Bakanlık istatistiklerinde bilgi yok. Ama zaten endişe için “emsal” oluşturmak yeter.

Adalet Bakanlığı, Cumhurbaşkanına hakaret soruşturmalarına ilişkin istatistiklerin de üstünü örttü.

‘ADAMINI BULMAK’

Rapor, Türkiye’de hukukla ilgili kurumların ve Avrupa Birliği hukuk organlarının görüşlerini içeriyor. Raporun orijinal tarafı hakim, savcı ve avukatlarla ‘derinleme mülakat’ yöntemiyle yapılan görüşmeler ve çalışmalarıdır.

307 Avukat, 167 hakim, 122 yardımcı personel ve 100 savcı ile anket yapılmış.

Soru cevap-şeklindeki anket çalışmasının dışında derinleme mülakatlarda ortaya çıkan sonuç, yargı bağımsızlığının düştüğü hal, raporda şöyle anlatılıyor:

Mülakatların en güçlü ve yaygın vurgusu, yargı bağımsızlığının hem kurumsal hem de bireysel düzeyde belirgin bir aşınmaya uğradığı yönündedir…”

Daha kötüsü var… Kuralların güçsüz, kurumlaşmasının yetersiz kaldığı “gelişmekte olan toplum”larda görülen hastalık: Bir iş için “adam”ını bulmak!..

İş devletle ilgili ise aranan “adam”, iktidardır bu tür toplumlarda… Yargıda da durum şu veya bu ölçüde böyle:

Toplumda yerleşik ‘güçlü siyaset–zayıf hukuk’ algısının ve ‘herkesin kendisi için istisna aradığı’ davranış kalıplarının, yargı mensuplarının mesleki reflekslerine de yansıdığı ifade edilmiştir.”

FAKÜLTEDEN ADLİYEYE

Liyakat sorunu ise, her alanda ve tabii yargıda da… Sadece “bizden” hastalığı yüzünden değil. Raporda “Fakülteden adliyeye yargının yeniden yapılandırılması” bölümünde ayrılı olarak tahlil ediliyor.

En çarpıcı bulgulardan birini buraya alıyorum:

Fransa’da hukuk fakülteleri 5 yıl, mezuniyetten sonra hakim kürsüsüne geçmek için meslek içinde 5-10 yıl tecrübe edinmeniz, sınavlardan geçmeniz gerekiyor. Bu süre İngiltere’de 5-7 yıl, Çin’de bile 3 yıl… Bizde sadece 1 yıl…

Avukat dostlarımdan, kürsüde tereddütler yaşayan genç hakimlere dair anekdotlar dinledim.

Bazı hakimlerin kararları kâtiplere yazdırıp kendisinin imzalaması gibi birçok sorun var…

Raporu hazırlayan akademik ve mesleki heyete öncülük eden Doç. Dr. Ramazan Arıtürk’ü kutluyorum.

Raporu yetkililere de önemli tavsiye ederim. Adli ve idari yargının düzgün ve süratli çalışmasını elbette iktidar da ister. Ama iktidarın istemediği husus, yargı bağımsızlığıdır ve sorunların büyük kısmı buradan doğruyor.

YORUMLAR (20)
20 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.