İran’ın menzili ABD olan füzeleri....

6 Ocak 2019 günü Suriye’nin Menbiç şehrinde IŞİD’in düzenlediği intihar saldırısında ABD Suriye’deki en büyük kaybını verdi.

Saldırıda 4 Amerikalı hayatını kaybetti. Ölenlerden biri de bir kadın askerdi. Shannon Kent,

ön cepheye yakın istihbarat görevlerinde bulunuyordu. Saha operasyonlarının merkezinde yer alan nadir kadın askerlerden biriydi. Ölümü ABD’de büyük yankı uyandırdı.

En fazla etkilenenlerden biri de o sırada birinci dönem başkanlığını yürüten Trump’tı.

ABD askerinin Suriye’de işi ne diyen Trump, Ekim 2019’da Suriye’den çekilme kararını açıklamış ve büyük tepki alınca da bu kararından vazgeçmişti.

Trump, o günlerde Shannon Kent’in cenazesine katıldı ve kendisi gibi asker olan eşi Joseph Kent’le tanıştı.

İki küçük kızıyla başbaşa kalan Kent, ABD ordusunun en seçkin birlikleri olan Özel Kuvvetler (Green Berets) mensubuydu. Irak ve Afganistan’da birçok operasyona katılmıştı.

Uzun süre sahada görev yapan “operasyonel” isimlerden biriydi.

Savaşın mağduru olmuştu. Bu da onu bitmeyen savaşlara karşı Önce Amerika diyen Trump’ın MAGA çizgisine getirdi.

Eşinin Suriye’de anlamsız bir savaşta ölmesi yüzünden Obama’yı suçluyordu, Trump’ı da bu sonsuz savaşlarından ABD’yi kurtaracak bir başkan olarak destekledi:

“Eski Başkan Barack Obama etkileyici bir retoriğe sahip olabilir, ancak görev süresi boyunca selefinden çok az şey değişti; tek fark, bizi Suriye’deki çatışmaya da dahil etmiş olmasıydı.

Önceki başkanların bitmek bilmeyen savaşlara verdiği destek, binlerce Amerikalının hayatını kaybetmesine ve Amerikan vergi mükelleflerine trilyonlarca dolara mal oldu. Buna karşılık Başkan Trump’ın askeri gücü sınırlı kullanması ve gerektiğinde hızlı hareket etmesi bu politikadan belirgin bir kopuş anlamına geliyor. (Kasım Süleymani’ye ne olduğuna bakmak yeterli: 2019’un sonlarında Süleymani bir Amerikalının öldürülmesi emrini verdiğinde, Başkan Trump hemen bir saldırı emri verdi ve onu öldürdü.) Ayrıca bu başkan, bizi yeni bir savaşa sokmaktan kaçındı ki yakın dönem başkanlarının ya kaçınamadığı ya da direnemediği bir durumdu.

Hem ülkemizin savaşlarında görev yapmış bir asker hem de “Gold Star” eşi olarak, anlamsız ya da kazanılamayacak savaşlara girmemizi engelleyecek bir stratejisi olmayan liderlerin, askerlerimize saygı üzerine yaptığı boş sözleri en büyük saygısızlık olarak görüyorum. Askerlerimiz ve ülkemiz, çıkarlarımızı gerçekten gözeten bir başkanı hak ediyor; savaş ve yıkımı pembe bir tablo gibi sunmak için söylenen anlamsız sözleri değil.

Amerika’nın ve üniforma giyen kadın ve erkeklerin neden savaştığımızı ve neden öldüğümüzü sorgulayacak, bunun değip değmediğini açıkça tartışacak ve ardından Amerika’yı, askerlerimizi, ordumuzu ve dünyanın gördüğü en güçlü askeri güç olma konumumuzu korumak için elinden geleni yapacak bir başkana ihtiyacı var.”

Trump, 2024’de ikinci kez başkan seçilince Joseph Kent’i çok kritik bir göreve getirdi:

Ulusal Terörle Mücadele Merkezi başkanlığına.

ABD’nin terörle mücadeledeki en merkezi beyinlerinden biri olan kurum, CIA, FBI, NSA gibi kurumların terörle ilgili tüm verilerini toplayıp ve birleştiriyor. Küresel terör tehditlerini analiz ediyor, ABD Başkanı ve Ulusal Güvenlik Konseyi’ne kritik istihbarat sunuyor veoperasyonların koordinasyonuna katkı sağlıyor.

İşte bu kurumun başındaki Kent, dün sert bir mektupla görevinden istifa etti.

Kent’in istifasının sebebi İran savaşıydı.

İstifa mektubu doğrudan Trump’a yazılmıştı:

“Başkan Trump,

Uzun değerlendirmelerden sonra, bugün itibarıyla Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörlüğü görevimden istifa etmeye karar verdim.

Vicdanen İran’daki devam eden savaşı destekleyemem. İran ülkemize yönelik yakın bir tehdit oluşturmuyordu ve bu savaşı İsrail ve onun güçlü Amerikan lobisinin baskısıyla başlattığımız açıktır.

2016, 2020 ve 2024 seçim kampanyalarınızda savunduğunuz değerleri ve dış politika çizgisini destekliyorum; bunları ilk döneminizde de hayata geçirdiniz. 2025 Haziranına kadar Orta Doğu’daki savaşların, vatanseverlerimizin değerli hayatlarını çalan ve ülkemizin zenginliğini ve refahını tüketen bir tuzak olduğunu siz de anlamıştınız.

İlk başkanlık döneminizde, bizi sonsuz savaşlara sürüklemeden askeri gücü kararlı şekilde kullanmayı modern başkanlar arasında en iyi anlayan liderlerden biriydiniz. Bunu Kasım Süleymani’yi öldürerek ve IŞİD’i yenilgiye uğratarak gösterdiniz.

Bu yönetimin başlarında, üst düzey İsrailli yetkililer ve Amerikan medyasının etkili isimleri, “Önce Amerika” politikanızı tamamen zayıflatan bir dezenformasyon kampanyası yürüttü ve İran’a karşı savaş çağrılarını körükledi. Bu yankı odası, sizi İran’ın ABD’ye yönelik yakın bir tehdit oluşturduğuna ve şimdi vurulursa hızlı bir zafer elde edileceğine inandırmak için kullanıldı. Bu bir yalandı ve İsraillilerin bizi felaketle sonuçlanan Irak Savaşı’na sürüklemek için kullandıkları taktiğin aynısıydı; o savaş ülkemize ve en iyi kadın ve erkeklerimizin hayatına büyük bedeller ödetti. Bu hatayı tekrar yapamayız.

11 kez görev yapmış bir asker ve İsrail tarafından kurgulanan bir savaşta sevgili eşi Shannon’ı kaybetmiş bir “Gold Star” eşi olarak, Amerikan halkına hiçbir fayda sağlamayan ve Amerikan hayatlarının bedelini haklı çıkarmayan bir savaşta yeni nesli savaşmaya ve ölmeye göndermeyi destekleyemem.

İran’da ne yaptığımızı ve bunu kimin için yaptığımızı düşünmenizi diliyorum. Kararlı adım atma zamanı şimdi. Ülkemiz için yeni bir yol çizebilir ve yön değiştirebilirsiniz ya da bizi daha fazla çöküş ve kaosa sürükleyebilirsiniz. Kartlar sizin elinizde.”

Mektupta Kent, Trump’a geçmişteki “sonsuz savaşlara karşı” pozisyonunu hatırlatıyor ve onu İsrail’in İran savaşı için kandırdığını söylüyor.

Hatta Irak işgal kararı için de İsrail’i suçluyor. Daha da ileri gidip, eşini kaybettiği Suriye’de IŞİD’e karşı savaş için bile “İsrail tarafından kurgulanan bir savaş” diyor.

Bunlar Trump’ın kritik bir istihbarat kurumunun başına getirdiği bir direktörün tespitleri. Aynı zamanda Trumpçı MAGA çevrelerin İsrail ve Ortadoğu’daki sonsuz savaşlarla ilgili düşündüklerinin iyi bir özeti.

Yani bu istifa Trump yönetimindeki ilk üst düzey İran istifasından fazlası.

Trump, bizzat kendi hikayesiyle çelişiyor.

MAGA ve Önce Amerika idealine bağlı olduğu için üst düzey bir göreve atadığı biri, İsrail’in ABD’deki rolünü teşhir ederek, Trump’a sırtını çeviriyor.

Ve yalnız da değil.

Joseph Kent, istifa mektubunu ABD’nin İstihbarat Şefi Tulsi Gabbard ile birlikte Beyaz Saray'da Başkan Yardımcısı JD Vance ile görüşme sırasında sunmuş.

Savaş başladığından beri ortadan kaybolan JD Vance’in İran savaşına felsefi olarak karşı olduğunu bizzat Trump açıklamıştı.

Daha önce Demokrat Parti’de başkanlık yarılına girmiş, Rusya ve Esad yanlısı olmakla suçlanacak kadar savaş ve Amerikan müdahaleciliği karşıtı olan Tulsi Gabard’ın da İran savaşıyla ilgili ne düşündüğü herkesin malumu.

Gabard, İran ile bir savaşa karşı 2020’de Senato’ya tasarı sunup, İran’a karşı savaşa şiddetle karşı çıkmış, sayfasından “İran’la Savaşa Hayır” tshirtleri satmıştı.

Gabbard, Kent’in istifasından sonra X hesabından İran savaşında sorumluluğu Trump’a bırakan dikkat çekici bir mesaj paylaştı:

“Donald Trump, Amerikan halkı tarafından ezici bir çoğunlukla Başkan ve Başkomutan olarak seçildi. Başkomutan olarak, neyin acil bir tehdit olup olmadığını belirlemekten ve askerlerimizin, Amerikan halkının ve ülkemizin güvenliğini korumak için gerekli gördüğü önlemleri alıp almamaya karar vermekten sorumludur.

Ulusal İstihbarat Direktörlüğü Ofisi, Cumhurbaşkanı ve Başkomutanın kararlarını bilgilendirmek için mevcut en iyi bilgileri sağlamak amacıyla tüm istihbaratın koordinasyonuna ve entegrasyonuna yardımcı olmaktan sorumludur.

Başkan Trump, önündeki tüm bilgileri dikkatlice inceledikten sonra, İran'daki terörist İslamcı rejimin yakın bir tehdit oluşturduğu sonucuna vardı ve bu sonuca dayanarak harekete geçti.”

Tucker Carlson’ın, Candence Owens’ın, Megyn Kelly’nin İran savaşı için Trump ve İsrail’e isyanı zaten her geçen gün büyüyor.

Hatta Carlson, CIA tarafından yazışmalarının okunduğunu, hakkında İranlı yetkililerle yazışmaları yüzünden Assange ve Snowden gibi “vatana ihanetle” göz altına alınabileceğini bile açıkladı.

İsrail’in ABD’de bu kadar aleni ve Cumhuriyetçi cenahta eleştirilmesi büyük bir kırılma.

Ama sadece MAGA çevresinde olmuyor bu.

İsrail, lobilerin para verdiği isimler ve Evanjelikler dışında ABD’de büyük bir mevzi kaybında.

Irak işgali gibi müdahaleci stratejilerin fikir babası, Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi’nin kurucusu Robert Kagan ve sıkı bir neo-con ve İsrail yanlısı olan Cumhuriyetçi Bill Kristol’ıbile kaybetmiş durumda İsrail.

İkisinin bir konuşmasını izledim.

Kagan:

“Şunu söylemem lazım; insanların İsrail'in ne kadar muazzam bir müttefik olduğundan bahsetmesi bana biraz saçma geliyor.

Yani, İsrail evet büyük bir müttefik ama kendi kendini savunma konusunda öyle. Anlatabiliyor muyum?"

Kristol;

"Ki bu da çok normal, sonuçta kendi önceliklerini ilk sıraya koymaya hakları var, değil mi?”

Kagan:

"Tabii ki, kesinlikle! Adamların asıl derdi bu zaten. Bakalım, dürüst olalım; günün sonunda İran, Amerika için değil, asıl İsrail için çok büyük bir tehdit.

Bu yüzden insanlar 'İran'a karşı mücadelede İsrail ne müthiş bir müttefik' dediğinde, bu bana biraz Güney Vietnam'ın Kuzey Vietnam'a karşı büyük bir müttefik olduğunu söylemek gibi geliyor.

Yani evet, müttefikti ama biz zaten Güney Vietnam'ı korumak için orada değil miydik? Anlatabiliyor muyum, yani durum bu..."

Trump ise girdiği bataklıkta batmaya devam ediyor.

Peki, Joe Kent’in bahsettiği Trump’ı İran bataklığına sokan İsrail lobisi kim?

Trump’la Beyaz Saray’da 7 kez görüşüp onu ikna eden Netanyahu dışında. En büyük bağışçısı İsraiilli aşırı sağcı Miriam Adelson dışında.

Beyaz Saray’da bu lobinin adamı kim?

Vance değil, çok sesini çıkarmayan Rubio da değil. Hegseth’i Trump bile o kadar ciddiye almıyor olabilir.

Dün Guardian’da çıkan bir haber o ism ve isimleri ele veriyordu.

Trump’ı İran’la savaşa damadı mı sürükledi?

serbestiyet.com/haberler/dunya…

Guardian Cenevre’deki ABD-İran müzakerelerine bizim IRA müzakerecisi olarak tanıdığımız İngiltere’nin ulusal güvenlik danışmanı Jonathan Powell’ın da katıldığını ortaya çıkardı. Powell görüşmelerde İran’ın teklifini “savaşı önleyebilecek düzeyde” bulmuş.

Haberde “Cenevre’deki ABD-İran müzakerelerine katılan bir Batılı diplomat diye bahsedilen bir kişinin cümlesi de var: “Kushner ve Witkoff’u, Başkan’ı girmek istemediği bir savaşa sürükleyen İsrail’in adamları olarak gördük”

İsrail, son olarak İran’da askeri ve dini rejimle sivil siyaset arasındaki en son bağlardan Laricani’yi vurdu.

İran, büyük kayıplar yaşıyor ama hem Körfez’i sarsmaları hem de savaşın ahlaki zemininin olmamasıyla ABD’yi sarsıyorlar.

Belki füzelerinin menzili ABD’ye varmıyor ama galiba İran rejimi kendisiyle birlikte ABD’deki rejimi de götürecek.

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.